Eğitim-Sen Haberi:
Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 7

Salgının artık iyiden iyiye kendine hissettirdiği günlerden geçiyoruz. Bir tarafta bilim insanlarının ısrarla ve inatla yaptığı çağrılara, önerilere ve uyarılara tanıklık ediyoruz. Sağlık emekçilerinin, yaşamları pahasına yaşatmak için verdikleri mücadeleyi tarihin en güzel sayfalarına not ediyor, diğer taraftan da siyasi iktidarın, vatandaşa sadece “evde kal” çağrısı yaptığı ama çalışmak durumunda olan milyonlarca insanın, hem çalışıp hem de evde nasıl kalacağı sorusunu yanıtsız bıraktığı bu zamanı hafızalarımıza kazıyoruz. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, yaşamın asgari düzeyde devamını sağlayacak şekilde bir planlama ile tüm çalışanlara ücretli izin verilmesi gerektiği düşüncesini kamuoyu ile paylaşır. Bugünün gündemi :

  1. Dün (25 Mart 2020) yapılan “Bilim Kurulu” toplantısı sonrasında, okulların kapalı kalacağı sürenin 30 Nisan 2020 tarihine kadar uzatıldığı Milli Eğitim Bakanı ve Sağlık Bakanı tarafından açıklandı. Ancak, yapılan açıklamanın sadece okulların kapalı kalacağı sürenin duyurulması ile sınırlı olması ve bu süre için ilave önlemler alınmamış olması, Merkez Yürütme Kurulumuz tarafından ciddi eksiklik olarak değerlendirmektedir. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, MEB’e acilen sendikalar ve ilgili diğer kesimlerin temsilcileri ile bir araya gelerek, alınacak ilave önlemleri belirleme çağrısında bulunmaktadır.
  2. Yaşanan bu kriz ortamından dayanışma ve birlikte mücadele ile çıkacağız. Ancak, bu durum tüm yurttaşların kendini eşit ve değerli hissetmesi ile mümkündür. Eşitlik ve adalet gözetilmeden alınan önlemler, toplumun bazı kesimlerini tehlikeden korurken, bazı kesimlerini de mağdur etmektedir. Eşit olmadığımız halde, sanki eşitmişiz gibi kararların alınmasını doğru bulmadığımızın bilinmesini isteriz.

Kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler, usta öğreticilerle eşit değil. Usta öğreticilere ek ders ücreti ödenmiyor. Ücretli öğretmenler ise eşitsizliği en derinden yaşayan kesim, çünkü hiç ücret alamıyorlar ve yaşamlarını nasıl sürdürecekleri belirsiz. Mevzuat gerekçesinin arkasına sığınarak 80.000 öğretmeni açlığa mahkum etmenin anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir tarafının olmadığının altını çizeriz. MYK’mız bu konuda tüm kesimleri ortak ses çıkarmaya ve bu sorunun çözümü için MEB’e çağrı yapmaya davet etmektedir.

Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri çalışanları ise bu eşitsizliği daha da derinden yaşamaktadır. Arkadaşlarımız iş güvencesi olmadan ve düşük ücretle çalışmaktayken, yaşadığımız kriz ortamında, ya işten çıkarılmakta ya da yarım ücret dayatması ile karşılaşmaktadırlar. MYK’mız MEB’in bu konuda adım atması gerektiği görüşünü bir kez daha kamuoyu ile paylaşır.

  1. Öğrenciler arasında var olan eşitsizlik ise uzaktan eğitimin başlaması ile daha da görünür hale gelmiştir. Özel okul öğrencileri ile kamu okullarının öğrencileri eşit değildir. Özel okul öğrencileri MEB’in sunduğunun dışında, ayrıca uzaktan eğitim almaktadır. Kamu okullarında okuyan üst ve orta gelir düzeyinde bulunan ailelerin öğrencileri ile yoksul ailelerin öğrencileri eşit değildir. Yoksul çocukların EBA’yı kullanacak bilgisayar ve internet bağlantısı yoktur. Engeli bulunmayan öğrenciler ile işitme ve görme engeli bulunan veya özel eğitim gereksinimi olan öğrenciler eşit değildir. EBA TV dersleri engeli olmayan öğrenciler için hazırlanmıştır. Ülkemizde geçici koruma altında bulunan ve şu an sınır bölgesinde bekleyen öğrenciler ise eşitsizliği en ağır yaşayan kesimdir.

Yapılması gerekenin, tüm öğrencileri eşit olarak kabul ederek yeni eşitsizlikler yaratmak yerine, var olan eşitsizlikleri de dikkate alarak alınacak önlemlerin belirlenmesi olduğunu belirtiriz.

  1. 30 Nisan tarihine kadar okullar kapalı olacağı için, MEB’in sorunlu başlayan ve devam eden uzaktan eğitimle ilgili yeniden bir değerlendirme yapması gerektiğini düşünmekteyiz. Şu ana kadar yaşanan sorunların ortadan kaldırılması ve uzaktan eğitimin amacına uygun olarak kullanılması gerektiği açıktır. MYK’mız okulların kapalı kalacağı sürenin uzunluğunu dikkate alarak, bu konunun MEB tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder.
  2. YÖK, yapmış olduğu açıklama ile yükseköğretim kurumlarında 2020-Bahar döneminde yüz yüze derslerin yapılmayacağını ve sadece uzaktan eğitim yapılacağını duyurdu. Ayrıca, Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) 25-26 Temmuz tarihinde yapılacağını açıkladı. Uzaktan eğitimle ilgili üniversitelerin altyapı ve olanak farklılığının yarattığı eşitsizliğe daha önce dikkat çekmiştik. MYK’mız bu konudaki görüşlerimizin, YÖK tarafından dikkate alınması gerektiğini bir kez daha bildirir. Ayrıca, YKS’nin sadece tarihinin ertelenmesinin yeterli olmayacağı, sınavın kapsamı, soru şekli, sayısı ve uygulanma biçimi ile ilgili de ciddi bir bilimsel çalışmaya ihtiyaç olduğunu ifade etmek isteriz.
  3. Okulların en iyimser tahminle Mayıs ayı başında açılacağı düşünüldüğünde, LGS’nin 7 Haziran 2020 tarihinde yapılmasının hedeflenmesinde kimi sorunlu yanlar olduğu açıktır. Öncelikle, okulların ne zaman açılacağı belli değildir ve bunu bugünden öngörmek de mümkün görünmemektedir. Belirlenen sınav tarihinin ertelenmesi de güçlü bir olasılıktır. Okulların Mayıs ayı başında açıldığı dahi düşünülse dahi, uzun süre okuldan ayrı, evde kapalı kalmış olan o yaş grubundaki çocukların, okula ve derse yeniden uyum sağlaması belirli bir süre alacaktır. Bu durumda da, LGS için belirlenen 07 Haziran tarihi oldukça yakın bir tarihtir. Sürekli bir belirsizlik yaşanmaması için MEB’in sınav tarihlerini ve farklı seçenekleri bilim insanları ve ilgili kesimlerin temsilcileri ile değerlendirmesini bir zorunluluk olarak gördüğümüzü kamuoyu ile paylaşırız.
  4. Pamukkale Üniversitesinde yaşanana ve kamuoyun yansıyan olayın açıklanabilir bir tarafı yoktur. Bilim insanlarına zor kullanılması ve ayrıca bunun Rektör talimatıyla gerçekleşmesini MYK’mız şiddetle kınamakta ve acilen YÖK’ün bu konu ile ilgili inceleme başlatması gerektiğini kamuoyu ile paylaşırız.
  5. Salgına karşı vereceğimiz mücadelenin başarılı ve etkili olabilmesi için bilginin eşit ve şeffaf olarak paylaşılması ve kamuoyunun sorularının zamanında sorumluluğu olanlar tarafından yanıtlanması gerekmektedir. Dün (25 Mart 2020) yapılan basın toplantısında, basın mensuplarının virüs tanısı konusu olan öğretmen ve öğrenci bulunup, bulunmadığı sorusunu yanıtsız bırakılmıştır. Bir kere de biz MEB’in yanıtlaması istemiyle aynı soruyu sormak istiyoruz:1- Virüs tanısı konulmuş öğretmen ve öğrenci sayısı kaçtır?

    2- Virüs tanısı konulmuş eğitim ve bilim emekçisi sayısı kaçtır?

 

Basına ve Kamuoyuna saygıyla sunarız.

 

MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar: Gulay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir