Türk Eğitim-Sen Haberi:
GENEL BAŞKAN: “DİL ÜLKÜSÜ İLE YETİŞTİRİLEN NESİLLER MİRASIMIZIN TAŞIYICISIDIR.”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın, Türk Dil Bayramı dolayısıyla yaptığı basın açıklamasıdır.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nı kutlayarak, Türk dilini korumanın, geliştirmenin, dünyada kabul gören bir konuma getirmenin önemine dikkat çekti.

Dilin sözlük tanımının, “İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan” olduğunu söyleyen Geylan, “Milletler dil ile varlığını sürdürür; değerlerini, kültürlerini, edebiyatı, bilim ve teknolojiyi, sanatı dil ile nesilden nesile aktarır. Dili milli kimliğimizdir. Dilini koruyamayan milletler, öncesinde parçalanmaya devamında da yok olmaya mahkûmdur. Bu noktada yapılması gereken en önemli husus, toplum olarak dil bilincimizi yüksek tutmaktır” dedi.

Türk dili öyle güçlü bir tarihe, kültüre, soydaşlığa dayanır ki, köklerinden sarsılması mümkün değildir. 
Türkçenin ses bayrağımız olduğuna vurgu yapan Genel Başkan, “Kendi köklerine sıkı sıkı tutunan Türk dili, geçmişten günümüze tüm kıtalarda hüküm sürmüştür. Türk dili konuşulan dünya 300 milyona yakın kişiye tekabül eden geniş bir coğrafyadır. İnsanlık tarihi kadar eski Türk Dili’nin 8. Yüzyıla ait bilinen ilk metinleri olan Orhun abidelerine bakarak yapılan incelemelerde dilin özelliklerinden yola çıkarak yapılan değerlendirmelerle Türk Dilinin 2000 yıl ötelerden itibaren konuşulduğu ve yüzlerce yıldır işlenerek bu metinlerin oluşturulduğu dil bilimciler tarafından dile getirilmektedir. Yuvarlak olarak yapılan bir hesaplama ile 4000 yıllık tarihi  bulunan Türk Dili, Finlandiya içlerinden başlayan Türk Dili Coğrafyası’nın sınırları Doğuda Çin’in içlerine, güneyde Hindistan Haydarabad’tan güney ve kuzey Sibirya yoluyla yukarıya, Kuzey Buz Denizi’ne ve son olarak batı Sibirya ve ulaşır. Yukarıda sınırlarını verdiğimiz geniş alan, çok sayıda farklı dili içinde barındırır. Türk dillerinin konuşulduğu coğrafya; Anadolu, Azerbaycan, Kafkasya, İran, Irak, Afganistan, Batı ve Doğu Türkistan’ın tamamı, Doğu Avrupa, güney, kuzey ve batı Sibirya ile Volga bölgesini kapsar. 
Geçmişten günümüze kadar pek çok farklı mecrada hüküm süren Türkçenin Anadolu coğrafyasındaki serüveni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu ile yapılan çalışmalar ile kendi köklerinden beslenerek daha güçlü olarak yoluna devam etmiştir. Atatürk; ‘Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir’ diyerek Türkçenin sadece bir iletişim vasıtası olmadığını, Türk milletinin maddi ve manevi önemli kültür ürünlerinin barınağı, Türk milletinin dimağı olduğunu dile getirmektedir” diye konuştu. 
Türk dili öyle güçlü bir tarihe, kültüre, soydaşlığa dayanır ki, köklerinden sarsılması mümkün değildir. 
Büyük Atatürk’ün, 12 Temmuz 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurduğunu,   26 Eylül 1932 yılında da 1. Türk Dil Kurultayı’nı toplayarak, Türkçenin gelişmesine hizmet ettiğini söyleyen Geylan, “Atatürk, Türk dili ve Türk tarihini öylesine önemsiyordu ki, vasiyetnamesinde, ‘Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir’ ifadesine yer verdi. Atatürk, 1934 ve 1936 yıllarında da düzenlenen ve bilimsel bildirilerin sunulduğu, Türk dili üzerine araştırmaların yapıldığı, dil politikalarının belirlendiği Türk Dil Kurultaylarına katıldı” diye konuştu.
Geylan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Türk dili öyle güçlü bir tarihe, kültüre, soydaşlığa dayanır ki, köklerinden sarsılması mümkün değildir. Bizlere düşen Türkçemizi korumak, yabancı dillerin etkisi altına girmesine engel olmak, bir bilim dili olarak güçlenmesini sağlamak Türkçenin doğru kullanımını sağlamak, bölücü unsurları ayıklamak, gelecek nesilleri dil ülküsü ile yetiştirmek, bir ve beraberliğe hizmet etmesine öncülük etmek çok önemlidir. Aksi takdirde Türkçenin savrulmasına, bu şekilde de bağımsızlığımıza darbe vurulmasına, geleceğimizin yok olmasına engel olamazsınız” dedi.

Milet olmanın en önemli unsurlarından birisi de dildir. 

Türk devletinin kurumlarının yıpranması, hatta daha büyük felaketlere uğraması durumunda dahi bu necip millet köklerinden kendisine bir çıkış yolu bulacak, küllerinden doğacak kudrettedir. Bunun yegane kaynaklarından birisi de ses bayrağımız Türkçedir. Türk demek, dil demektir. Millet olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir. Milli benlik her şeyden önce kesinlikle Türkçe konuşmakla mümkündür. Türkçe konuşmayan bir kişi, belli bir süre sonra dilin geri planında yer alan Türk düşünce sisteminden uzaklaşacak benliğini ve kimliğini kaybedecektir. 

Yüksek takipçi sayısına ulaşan kişiler videolarında Türkçeyi doğru kullanmalıdır.

Tabela kirliliğine de değinen Geylan, “gerek alış veriş merkezleri, kafeler, lokantalar gerekse iş yerleri, cadde ve sokaklar yabancı isimlerden ivedilikle temizlenmelidir.” dedi. Çevremizde İngilizce, Arapça ve başka dillerde çok sayıda tabelanın bulunmasının dilimiz açısından ciddi risk olduğuna dikkat çeken Geylan, belediyelerin bu tabelaları kaldırarak yerine Türkçe isimler kullanılmasını teşvik etmesini istedi. Televizyon ve radyo programlarında, youtube gibi video paylaşım platformlarında özellikle çocuklar ve gençler için üretilen videolarda, yüksek takipçi sayısına ulaşan kişilerin konuşmalarında, şarkı sözlerinde, dizilerde, reklamlarda Türkçenin yanlış kullanımına dair yüzlerce örnek olduğunu, ayıplı sözlerin yer aldığını belirten Geylan, tüm bu içeriklerin denetlenmesinin önemli olduğunu söyledi. 

Gençlerin bu örnekleri rol model alarak Türkçenin kullanımı ile ilgili sık sık hatalar yaptığına dikkat çeken Geylan, ne dediği anlaşılmayan, Türkçeyi derme çatma şekilde kullanan, argo sözleri konuşmalarının merkezine alan bir gençlik yetiştiğini söyledi. 

İnternet tabanlı içerikler Türkçenin korunması yönüyle de yakın plana alınmalıdır.

Z kuşağı olarak tabir edilen kuşağın, teknoloji ile içli dışlı olmasının internet üzerinden beslenmeleri sonucunu doğurduğunu kaydeden Geylan, “Bu nedenle özellikle internet tabanlı içerikler yakın plana alınmalıdır, kontrol mekanizmaları hayata geçirilmelidir” dedi. Geylan, bu noktada topluma yön veren kişilerin de hassasiyet göstermesini istedi.

Geylan sözlerini, “Bu vesileyle Türk Dil Bayramı’nı kutluyor; Türk eğitimcileri olarak Türk dilini yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.” diyerek tamamladı.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir