Türk Eğitim-Sen Haberi:
GENEL BAŞKAN: “TÜRKİYE KAMU-SEN OLARAK EK ZAM, YÜZDE 3 REFAH PAYI VE ENFLASYON FARKININ AYLIK OLARAK ÖDENMESİ TALEBİMİZDE ISRARCIYIZ.”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 28.03.2022 tarihinde Eskişehir’de bir dizi ziyaretlerde bulundu. Bu ziyaretlerde Genel Başkan Geylan’a Genel Sekreter Haydan Urfalı eşlik etti. Ziyaretler kapsamında Geylan, Eskişehir Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Sertsöz’ü de ziyaret ederek, görüş alışverişinde bulundu.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Kitap Kafe’de gençlerle sohbet eden Geylan,  Eskişehir 1 Nolu Şube’nin düzenlediği programda da şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe temsilcileri, şube kadın komisyonu üyeleri ve delegelerimizle biraraya geldi.

Yönetici atamalarında mülakat tamamen kaldırılmalı sadece yazılı sınav esas alınmalıdır.

Programın açılış konuşmasını Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan yaptı. Daha sonra kürsüye gelen Genel Başkan Talip Geylan, yönetici atamaları ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. 2014 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nun değiştirildiğine dikkat çeken Geylan,  binlerce yöneticinin mülakatlar marifetiyle  görevlerinden alındığını, yerlerine yeni yöneticilerin mülakatla getirildiğini söyledi. Yazılı sınavın es geçilerek, sadece sözlü mülakat ile iş başına getirilen bir kısım yöneticilerin ehliyet ve liyakatten uzak olduğuna, il milli eğitim müdürlüklerinin kurmuş olduğu mülakat komisyonlarının Allah’tan korkmadan kul hakkı yediğine dikkat çeken Geylan, o dönemde sürecin siyasi saikler, sendikal birliktelikler, ideolojiler üzerinden yürütüldüğünü kaydetti. Bunun okullarımızın kalitesine, verimliliğine, çalışma barışına olumsuz etki ettiğini söyleyen Geylan, adil bir yönetici atama sisteminin gerekliliğine işaret etti.

05.02.2021 tarihinde yeni MEB Yönetici Atama Yönetmeliği yayınlandığına dikkat çeken Geylan, geride bıraktığımız yıllardaki uygulamalarla mukayese edildiğinde, yönetmelikte olumlu düzenlemelerin hayata geçirildiğini ancak “liyakat ve adalet” ilkeleri çerçevesinde arazlı hususlar olduğunu, mülakatın kaldırılmadığını, dolayısıyla taleplerin karşılanmaması nedeniyle konuyu yargıya taşıdıklarını bildirdi. Yönetici atamalarında mülakatın tamamen kaldırılmasını sadece yazılı sınav puanının dikkate alınmasını, ancak bu şekilde adil bir yönetici atama sisteminin sağlanabileceğini, bildiren Geylan, aksi taktirde okullarımızda “yandaş uygulamaların” ve “torpilli koltuk sahiplerinin” yol açtığı tahribatın ortadan kaldırılamayacağını ifade etti. Yöneticilerin sadakat göstereceği yerin sadece devlet olması gerektiğini ancak torpille iş başına getirilenlerin bunu onlara sağlayan kişi ya da cemiyetlere sadakat gösterdiklerini de söyleyen Geylan, “Bir devlet memurunun, kamu yöneticisinin sadakat göstereceği tek yer devlettir. Devlet memuru devletin dışında kime sadakat gösteriyor ise, o kişilerin emir eri olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu sorunlu yapıdan kurumlarımızı kurtarmamız gerekmektedir. Bunu sağlamak içinde yapılması gereken tek husus mülakatın kaldırılarak, liyakatin ve ehliyetin esas alınmasıdır” dedi.

Paralel yapılanmaları geri püskürtmek, proje okullarını bazı grupların, yapıların, cemiyetlerin tekelinden kurtarmak devletini seven herkes için milli bir görev olmalıdır.

Proje okullarına yönetici atamalarında da liyakatsizliğin diz boyu olduğunu ifade eden Geylan, “Çünkü, ülkemizin en başarılı öğrencilerinin eğitim-öğretim gördüğü proje okullarına yönetici ve öğretmen atanırken adeta herhangi bir kriter aranmıyor! Yandaş olmanız, biat etmeniz, sendikal ve siyasi birlikteliğinizin olması yeterli! Buradaki en büyük sorun, proje okullarının MEB Yönetici Atama Yönetmeliğine tabi olmamasıdır. İşte bu nedenle Türkiye’nin en gözde okullarında en başarılı öğrenciler eğitim-öğretim görse de, bir kısım yöneticiler ehil olmayınca kalite de düşmektedir. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın daha fazla zaman kaybetmeden proje okullarına yapılacak yönetici atamaları MEB Yönetici Atama Yönetmeliği’ne tabi olmalıdır. Bu konuda paralel yapılanmaları geri püskürtmek, proje okullarını bazı grupların, yapıların, cemiyetlerin tekelinden kurtarmak devletini seven herkes için milli bir görev olmalıdır” diye konuştu.

Türkiye Kamu-Sen olarak yoksulluğa mahkûm olmamak için çalışanlara ek zam,  yüzde 3 refah payı ve enflasyon farkının aylık olarak ödenmesi talebimizde ısrarcıyız.

Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunlara da dikkat çeken Geylan, Türkiye Kamu-Sen’in Şubat 2022 fiyatlarına göre yaptığı araştırma sonuçlarına göre çalışan tek kişinin yoksulluk sınırının 5.878,17 TL, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin 12.671,58 TL olarak hesaplandığını, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre 773,58 TL yani yüzde 6,5 oranında arttığını kaydetti. Akaryakıttan, gıda ve giyim ürünlerine, doğalgazdan, elektrik ve suya kadar tüm girdilere yüksek oranlarda yapılan zamların vatandaşın cebini deldiğini bildiren Geylan, “6. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde memura verilen ve ekonomik gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan zam oranları eridi, yıllık zam oranını  aşan bir enflasyonla karşı karşıya kaldık. İşte tam da bu nedenle ek zam ve refah payı talebimiz çok önemlidir. Türkiye Kamu-Sen olarak yoksulluğa mahkûm olmamak için çalışanlara ek zam,  yüzde 3 refah payı ve enflasyon farkının aylık olarak ödenmesi talebimizde ısrarcıyız. Aksi taktirde çalışanlar Temmuz’a kadar enflasyona ezdirilecek demektir. Aklı, fikri evinin geçiminde olan, ay sonunu getirmek için hesap yapan, aldığı ücretle ailesinin temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan çalışanlarla kamuda, okullarda, eğitim kurumlarında verim sağlayamazsınız.

Öte yandan sendikamızın en önemli taleplerinden birisi de gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi ya da matrahın yükseltilmesidir. Çünkü, kamu çalışanlarının büyük bölümünün nisan ve mayıs ayından itibaren üst vergi dilimine geçmeye başlıyor. Bu nedenle çalışanların maaşı yılsonuna doğru düşüş gösteriyor. Oysa vergide esas olan çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi almaktır. Bu sistemle daha kamu çalışanları maaşları cebine koymadan devlete vergisini ödüyor. Dolayısıyla zaten kıt kanaat geçinen kamu çalışanlarının gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi kayıplarının azalmasını sağlayacaktır.” dedi.

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar:

Bir Yorum Yazın