10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Cevapları: 10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Biryay Yayınları Cevap Anahtarı 2021-2022

Edebiyat dersi eğitim öğretim hayatı boyunca öğrencilerin karşısına çıkan alanlardan bir tanesidir. Özellikle merkezi sınavlarda öğrencilerin Türk Dili ve Edebiyatı dersine ihtiyaçlar olur. Edebiyat ders konuları her yıl MEB tarafından açıklanan müfredata göre düzenlenir. 10. sınıf edebiyat dersinde toplamda 9 adet ünite bulunmaktadır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 15 Cevapları

1. İslam dininin insanlığa verdiği evrensel mesajlar nelerdir? Anlatınız.

  • Adaletli olma
  • Saygılı olma
  • Hoşgörülü olma
  • Çalışkan olmak
  • Kişi -komşu haklarına uymak
  • Doğadaki tüm canlılara merhametli olmak
  • Beden sağlığına dikkat etmek
  • Ara bozuculuk yapmamak

2. İslamiyet’in Türkler arasında rahatlıkla kabul görmesinin nedenleri neler olabilir? Tartışınız.

  • Türklerdeki Gök Tanrı inancı ile İslamiyetteki Tek Tanrı inancı arasındaki benzerlik,
  • Türklerdeki cihan hakimiyeti mefkuresi (gaza düşüncesi) ile İslamiyetteki Cihat Anlayışı arasındaki benzerlik,
  • Her iki kültürde de ahiret ve cennet cehennem inançlarının olması,
  • İki kültürde de kurban kesme geleneğinin olması,
  • İki kültürde de temizliğe önem verilmesi,
  • İki kültürde de ruhban sınıfının (ayrıcalıklı din adamları) olmaması,
  • İki kültürde de ahlak kurallarının benzerliği,
  • Abbasilerin Türklere ve Türk kültürüne karşı hoşgörülü tutumu
  • Tüm bu nedenler Türklerin İslamiyeti benimsemesini sağlamıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 19 Cevapları

1. Tarihî olayların edebiyat üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Anlatınız.

Tarihi olaylar toplumu dolayısıyla bireyi yani sanatçıyı etkiler bu yüzden tarihi olaylar sanatçı vasıtasıyla eserlere yansır. Edebiyata yansır yani. Örneğin İstanbul’un fethi-Milli mücadele yılları toplumu derinden etkilemiş..bunun üzerine edebiyat ürünlerinde yer almıştır. Yakup Kadri’nin Yaban Romanı M.Akif Ersoy’un meşhur Çanakkale Şehitlerine Şiiri gibi. Tarihi olaylar aynı zamanda edebiyatın kaynağı olabilir. Yani şiire, hikayeye romana, denemeye, makaleye vs. konu olabilir.

2. Türk tarihindeki en önemli üç olay sizce nedir? Açıklayınız.

Orta Asya’daki kültür hazinesi ve Kavimler göçü

İslamiyet’in Kabulü ve Arap dünyasından etkilenme

Anadolu’ya göç ve Batı uygarlığının örnek alınması

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 23 Cevapları

1. Bir milletin kültürel değerleri nesilden nesle nasıl aktarılır? Anlatınız.

Kültür, bir toplumun duyuş, anlayış ve prensiplerinin zaman içinde olgunlaşarak varlığını koruması ve toplum kimliğinin oluşmasıyla meydana gelmektedir. Kültür değerleri norm ve tutumlar olarak nesilden nesle aktarılmaktadır. Bunun için eğitim en önemli araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Kültür değerlerinin eğitim yoluyla gelecek nesillere aktarılması söz konusu olmaktadır. Eğitim kişilerin bilgi, birikim ve yeteneklerinin kültür yoluyla topluma faydalı hale getirilmesi anlamına gelir. Eğitim sayesinde insanlar içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak toplumsal sorumlulukların yerine gelmesi adına görev alırlar. Bunu da kendi kültürlerini yaşayarak gerçekleştirirler. Bu nedenle kültür ve eğitim ayrılmaz iki parça olarak kabul edilir.

  • Sözlü ve yazılı edebiyat
  • Gelenek ve görenekler
  • Dil, din
  • Eğitim
  • Aile ve sosyal çevre
  • Tarihi kayıtlarla
  • Müzik gibi yollarla kültür nesilden nesle aktarılır.

2. Bir dilin korunması için bireylere ne tür görevler düşmektedir? Anlatınız.

  • Dili düzgün kullanmak
  • Dil varlıkları/eserlerini korumak
  • Dilin temel değerlerini bir sonraki nesle aktarmak
  • Dili olumsuz etkileyecek durumlardan kaçınmak

3. Aşağıda “gönül” kelimesi ile yapılan atasözü veya deyimlerden beş tane örnek yazıp anlamını söyleyiniz.

  • Gönüle girmek
  • Gönül koymak
  • Gönül kırmak
  • Gönül almak
  • Gönül bağlamak

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 30-32 Cevapları

1. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1- Yukarıda verilen metin ve şiirden yola çıkarak edebiyat ve tarih arasındaki ilişkiyi değerlendiriniz.

Tarihle edebiyat arasındaki ilişki iki türlüdür. Birincisi geçmişte yazılmış edebiyat metinlerinin bugün yorumlanmayı bekleyen birer tarihî belge olmaları durumu. İkincisi ise geçmişi konu alan edebiyat metinlerinin bugünün insanı tarafından kaleme alınmasıdır. Her iki durumda da bu edebiyat metinlerini hangi bakış açısı ile değerlendirirsek değerlendirelim bütün görüşlerin öznellikten sıyrılması mümkün değildir. Yukarıdaki parçalarda da toplumu derinden etkileyen önemli tarihi olayların edebi eserlere yansıması vardır. Tarihi olaylar edebiyatta geniş yer tutmaktadır. Edebi eserlerin beslendiği kaynakların başında tarihi olaylar gelmektedir.

2. Türk edebiyatının ana dönemleri nelerdir? Bu dönemlerin ayrılmasında etkili olan unsurlar nelerdir? Açıklayınız.

Edebiyatın Bölümleri

  • İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
  • İslamiyet Dönemi Türk Edebiyatı
  • Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı

Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütleri şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

  • Dil anlayışı
  • Dil coğrafyası
  • Kültürel farklılaşma
  • Dinî hayat
  • Sanat anlayışı

3. Aşağıdaki metinlerin Türk edebiyatının hangi ana dönemlerine ait olduğunu tespit ediniz.

a. Cumhuriyet dönemi
b. Halk edebiyatı – dini tasavvufu edebiyat
c. Divan edebiyatı
ç. İslamiyet öncesi yazılı dönem

4. Aşağıda verilen eserlerle dönemleri doğru şekilde eşleştiriniz.

a.3, b.4, c.2, ç.1, d.5

a. Divan-ı Hikmet 3. Geçiş Dönemi
b. Leyla ile Mecnun 4. Divan Edebiyatı
c. Kök Türk Kitabeleri 2. Yazılı Dönem
ç. Alp Er Tunga Sagusu 1. Sözlü Dönem

5. Aşağıda verilen alfabeler ile bunların harflerini doğru şekilde eşleştiriniz.

a.1, b.4, c.2, ç.3

6. Aşağıdaki tabloda boş bırakılan yerleri, Türkiye Türkçesinin tarihî gelişimine göre doğru şekilde doldurunuz.

  • Eski Türkçe
  • Orta Türkçe
  • Batı Türkçesi
  • Türkiye Türkçesi

7. Aşağıdaki metinde ayraçla boş bırakılan yerlere, uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Türkçe (,) 1300 yıldan fazla bir zamandır yazı dili olarak takip edilebilmektedir (.) Bu özelliğiyle günümüzde konuşur sayısı ve yaygınlığı ön sıralarda bulunan İngilizce (,) Fransızca (,) İtalyanca (,) Almanca ( ,) Japonca gibi dillerden daha erken dönemlere ait belgeleri bulunan Türkçenin (;) yazıyla takip edilemeyen dönemleri de tahminen günümüzden 7-8 bin yıl geriye gitmektedir (.) Bu tahmin (,) şu anki bilgilerimize göre insanlığa yazıyı armağan eden Sümerlerden kalan tabletlerde geçen ve Türkçe ile ortak olan sözler esas alınarak yapılmaktadır (.) Sümerce ile Türkçe arasındaki bu 168 ortak söz ayrıca Türklerin MÖ 4000’li yıllarda Türkiye’nin doğusunda bulunduklarının da bir kanıtıdır (.)

8. Aşağıdaki cümlelerde yazım yanlışlarını bularak düzeltiniz.

Koyu ile belirttiğimiz ve altını çizdiğimiz kelimeler ayrı yazılarak düzeltilecektir.

Türkiye’deki kullanıcılarının dünya ortalamasına göreüstsıralardabulunduğu göz önüne alındığında sosyal medya, Türkçe’nin kullanımı açısından yeni ve yaygın bir ortam olaraköneçıkmaktadır. Sınırlı sayıda harfin kullanılabildiği ortamlarda sözcüklerde ünlü harfleri yazmadan yalnızca ünsüzlerle yazışma, büyük harf ile ilgili kurallara aykırılık, sözcüklerin yazımında özensizlik gibi olumsuzluklar dikkat çekmektedir. Kısa mesajlardaki karakter sınırlaması bahanesiyle ünlü harfleri kullanmadan yazma eğiliminin herhangi bir karakter sınırlaması olmayan akıllı telefonlardaki iletişimuygulamalarındadasürdürülmesidikkatçekicidir.Cep telefonlarındankısamesajgönderirken, sanal ortamdaki söyleşi programlarını kullanırken başvurulan bu kuraldışı yazışma biçimleri sosyal medyada daha hızlı yayılmaktadır. Sanal söyleşide iki kişi arasında kalan yazışma, sosyal medyada paylaşımla yüzlerce, binlerce kişiye ulaşmaktadır.Budasosyal medyanın dilin kullanılması açısından özen gösterilmesi gereken yeni ve önemli bir iletişim ortamı olduğunu göstermektedir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 30-32 Cevapları

1. Daha önce okuduğunuz veya dinlediğiniz Dede Korkut Hikâyelerinden aklınızda kalan karakterlerin isimlerini ve özelliklerini söyleyiniz.

Deli Dumrul – Deli Dumrul (veya bazı halk hikayelerinde Dumrul Han, Dumrul Bey) – Türk ve Altay mitolojisinde söylencesel metafizik varlıktır. Dumrul veya Tungrul da denir.

Boğaç Han – Dirse Han Oğlu Boğaç Han, Dede Korkut Kitabı’nın bölümlerinden birini oluşturan öykü.

MeteHan – Mete veya Mao-tun, MÖ 209 – MÖ 174 arasındaki Türk-Hun (Hiung-nu) hükümdarıdır.Oğuz Kağan Destanı’ndaki Oğuz Kağan ile aynı kişi olduğu düşünülmektedir. Babası Teoman’dır.

Bamsı Beyrek (yiğit-savaşçı -cesur biri)

2. Dede Korkut Hikâyelerinden alınan aşağıdaki atasözlerinin anlamını söyleyiniz.

Gönlin yüce tutan erde devlet olmaz.

  • Kibirli kişiler aslında sandıkları kadar yüce-büyük-zengin değillerdir.

Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.

  • Kişi kendi rızkını kazanmalı baba parasına güvenmemeli. Baba parası çabuk tükenir.

Yapa yapa(lapa lapa) karlar yağsa yaza kalmaz.

  • Yaz gelince kar yazın sıcağına havasına dayanamaz erir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 40-41 Cevapları

Dede Korkut Hikâyeleri’nde hem destan unsurlarını hem de halk hikâyesinin özelliklerini görmek mümkündür. Dede Korkut Hikâyeleri ile halk hikâyelerinin benzerliklerini biçim ve konu olarak iki grupta değerlendirebiliriz. Biçim olarak her iki anlatmanın da nazım-nesir karışık yazılmış olması en büyük benzerliktir. Dede Korkut Hikâyeleri ile halk hikâyeleri konu bakımından çok benzerdir. Her iki anlatmada da konular kahramanlık veya sevdadır. Her iki hikâyenin kuruluş sistemi, bölüm yapısı ve motifleri aşağı yukarı birbirinin aynısıdır. Kahramanın büyümesi, kahramanlık yapması, âşık olması ve mücadele etmesi bunlardan bazılarıdır. Kahramanların açları doyurması, yanında kırk yiğidin veya kırk ince belli kızın bulunması halk hikâyeleri ile ortak olan unsurlardır.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz metinden alınan “At ayağı çabuk (yer gibi), ozan dili çevik olur.”, “Baş esen olsa börk bulunmaz mı olur.” atasözlerinin anlamını açıklayınız.

“At ayağı çabuk (yer gibi), ozan dili çevik olur.”

Bu sözle anlatılmak istenen; Atlar nasıl hızlı ise Ozan olan kişinin de dili çeviktir laf oyunları yapar mantık çerçevesinde yeni sözler üretir veya var olan sözlere yeni anlamlar yükler.

“Baş esen olsa börk bulunmaz mıolur.”

Kişinin en önemli işi, sağlığını korumaktır. Sağlığı yerinde olan kişi işsiz kalmaz.

2. Metnin olay örgüsünü özetleyiniz.

Hikâyenin Olay Örgüsü

1 Kanlı Koca’nın oğlunu evlendirmek istemesi

2 Kanlı Koca’nın Kan Turalı için kız beğenmesi

3 Kan Turalı’nın kızı almak için Trabzon’a gitmesi

4 Kan Turalı’nın çadır kurması

5 Kan Turalı’nın tekfurdan kızı istemeye gitmesi

6 Kan Turalı’nın Dövüşmeyi kabul etmesi

7 Kan Turalı’nın Boğayı yenmesi

8 Kan Turalı’nın Aslanı yenmesi

9 Kan Turalı’nın Deveyi Yenmesi

10 Kan Turalı’nın Selcan Hatun’la düşmanları yenerek evlenmesi

3. Aşağıda verilen kahramanların belirgin özelliklerini tabloya yazınız.

Kan Turalı: Çok güçlü, cesur, iman sahibi, savaşta hünerli biridir.
Selcen Hatun: Kahraman, gözü pek, cesur hem savaşta hem gururda büyük kahramanlıklar göstermiş bir kadın.

4. “Kanlı Kara Oğlu Kan Turalı” hikâyesindeki olağanüstülükler nelerdir? Anlatınız.

Kan Turalı’nın aslana, boğaya yumruk atması, Kan Turalı’nın hem aslan hem de boğanın derisini iki dakikada yüzebilmesi.

5. Bu hikâyede Türklerin eski yaşam biçimleri ve dinî inanışlarıyla ilgili hangi özellikler görülmektedir? Açıklayınız.

Öncelikle bir iş yapmadan önce besmele ve salavat getirirlermiş. Evlenmek için kahramanlık yapmak gerekmektedir. Türklerin çadır kurma, kopuz çalma. Büyüklere saygılı olma, büyüklerin sözünden çıkmama gibi eski yaşam biçimlerinden örnekler görmekteyiz.

6. Okuduğunuz hikâyeden millî ve manevi değerlere örnekler veriniz.

  • Ailenin önemi
  • İslami unsurlara verilen değer
  • Evliliğin önemi
  • Büyüklere saygılı olma
  • Büyüklerin sözünden çıkmama

7. Hikâyenin anlatıcı bakış açısı hakkında bilgi vererek bu bakış açısının hikâyenin anlatımını nasıl etkilediğini açıklayınız.

Anlatıcı olayları genelde olduğu gibi aktarırken bazı yerlerde duygularını katmaktan geri durmamıştır. Onun bu şekildeki anlatma yapısı metnin okunurluğunu arttırmıştır.

8. Metinde diyalog kullanılan yerleri tespit ediniz. Bu yöntemin metnin anlatımına etkisini söyleyiniz.

Bu kısımlar metnin akıcılığını arttırmıştır. Bu şekilde yaparak yazar ya da anlatıcı okurun sıkılmasının önüne geçmiş, metin canlılık ve akıcılık kazanmıştır. Böylece metin daha okunur bir yapı kazanmıştır.

“Dede Korkutun Kitabındaki hikâyeleştirilmiş oyun destanların yalın ve çok kolay, basit fakat kesin bir anlatımı vardır. Bu anlatım kolay kolay ne tekrarlanabilir ne de benzetilmeye çalışılabilir, kendine özgüdür ancak. Üstelik kendinden önce yazılı bir benzeri de yoktur. Çok uzun bir geçmişin olanca zenginliğini taşıyan ve yüzyıllardır gelişen bir milletin ortaklaşa yarattığı düşünce yumağından beslenmiş destanlar zinciridir. Çok daha kısaltarak söylemek istersek diyeceğiz ki Dede Korkut, Yunus Emre gibi, Karacaoğlan gibi, Köroğlu gibi milletin özüne karışmış, milletleşmiş ve onda canlı olarak yaşamaya devam eden ruhtur, milletin ruhudur. ”

9. Mustafa Necati Sepetçioğlu, Dede Korkut Hikâyeleri Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun Dede Korkut Hikâyeleri ile ilgili eleştirilerine katılıyor musunuz? Açıklayınız.

Evet, katılıyorum.

10. Dönemin siyasi ve toplumsal şartlarının Dede Korkut Hikâyeleri’ne etkilerini değerlendiriniz.

O dönemin gelenek ve görenekleri bu anlatılarda olduğu gibi karşımıza çıkmaktadır. Mesela Şölenlerde bağlama yani kopuz çalınması, kız isteme geleneği, dinin hayattaki önemi ve yeri, evlenmek için gerekli şartlar gibi her türlü günlük yaşama ait ögeyi görmek mümkündür.

11. Kan Turalı’nın kahramanlığına söz getirmemek için büyük güçlüklere göğüs germesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Açıklayınız.

Türk kültüründe ve töresinde lider kişinin kahraman kişinin adı ve kahramanlığı değerlidir. Bu yüzden tüm önemli isimler de bu şekilde hareket etmiştir. Olumlu değerlendiriyoruz.

Kan Turalı ayağa kalktı. Der: “Bre ben bu devenin burnuna yapışınca o kız sözü ile yapıştı derler, yarın Oğuz eline haber varır, deve elinde kalmıştı kız kurtardı derler, bre kolca kopuzumu çalın övün beni, yaradan kadir Tanrı’ya sığındım, bir erkek deveden döneyim mi, inşallah bunun da başını keseyim.” dedi…
Kan Turalı adı güzel Muhammed’e salâvat getirdi, deveye bir tekme vurdu. Deve bağırdı. Bir daha vurdu, deve ayağı üzerinde duramadı yıkıldı. Basıp iki yerden boğazladı. Arkasından iki kayış çıkardı, tekfürün önüne bıraktı, der: “Akıncıların okluğunun bağı, üzengisinin kayışı kopar, dikmek için lâzım olur. ” dedi. Tekfür der: “Vallah bu yiğidi gözüm gördü gönlüm sevdi.” dedi.

Bu parçada bazı kelimeler büyük harfle yazılmıştır. Bu kelimelerin hangi kurala göre büyük harfle yazıldığını maddeler hâlinde aşağıya yazınız. Kan Turalı: Özel isim.

  • Der: Cümle başı.
  • Oğuz eline: Özel isim.
  • Tanrı’ya: Özel isim.
  • Muhammed’e: Özel isim.
  • Devebağırdı: Cümle başı.
  • Basıp iki: Cümle başı.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 42 Cevapları

1. Meşhur aşk hikâyelerinden hangilerini bildiğinizi söyleyiniz.

Leyla ve Mecnun
Ferhat ile Şirin
Tahir ile Zühre
Aslı ile Kerem

2. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz.

Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir. Sabahattin Ali

Bu sözlerle anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.

Sevmek duyguların en güzelidir. Sevdikçe insan hem kendi mutlu olur hem mutlu eder. Sevgi insan kazandırır. Sevgi hiç bitmeyecek bir duygudur. Yunus Emre’nin dediği gibi “Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.”

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 46 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. “Kerem ile Aslı Hikâyesi”ni özetleyiniz.

Kerem, Isfahan şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşiş’in kızı Aslı’yı sever. Şah, Keşiş’ten kızı oğluna ister. Keşiş, Müslüman’a kız vermek istemezse de, şahın dileğini açıkça reddedemediği için bir mühlet diler, mühlet sona ermeden karısını ve kızını alıp memleketten gizlice kaçar. Bunun üzerine Kerem de, Aslı’nın peşinden yollara düşer. Kuzeybatı İran’ın, Kafkasya’nın ve Doğu, Orta ve Güneydoğu Anadolu’nun birçok şehir, dağ ve yaylalarını böylece dolaşır. Yanında sadık arkadaşı Sofu vardır. Elinde sazıyla, diyar diyar dolaşan bir âşık olmuştur. Her gittiği yerde rastladığı kimselere, dağlara, taşlara, ırmaklara, dağlardaki hayvanlara saz çalar, onlardan Aslı’nın izini sorar. Yıllarca süren bu gurbet ateşinde pişe pişe olgunlaşır, keramet sahibi bir “halk âşığı” olur. Tanrı onun her dileğini yerine getirir, önüne çıkan engeller kalkar, dağların karı, dumanı gider,ırmaklar geçit verir, beddua ettiği kimseler ya da nesneler harap olur. Yıllarca kovaladıktan sonra Kayseri’de onlara yetişir. İlkin kızdan yüz bulamaz. Kendi sevgisinin üçte birini olsun Aslı’ya vermesini Tanrı’dan diler; duası kabul olunur, Aslı da Kerem’e âşık olur. Bir gece gizlice kaçmak isterlerse de buluşamazlar. Keşiş’in ahbabı olan Kayseri Beyi’nin adamları Kerem ‘i tutarlar; Kerem “Hak aşığı” olduğunu ispat edince, Bey, Keşiş’e kızı Kerem’e vermesini emreder. Keşiş, Kayseri’den kaçar, Kerem yine peşlerine düşer. Nihayet, Halep’te onlara erişir. Halep Paşası’na kendini sevdirir. Paşa Keşiş’i zorlayarak, kızı Kerem’e vermeye razı eder. İki sevgilinin nikâhları kıyılır. Kızını Kerem’e yâr etmemeğe ahdetmiş olan Keşiş; Aslı’ya, son düğmesine kadar çözüldükten sonra tekrar kendiliğinden iliklenen sihirli bir gömlek giydirir. Kerem, Aslı’nın düğmelerini bir türlü çözemez, ateşli bir ah çeker, yanıp kül olur. Aslı dağılan külleri saçıyla toplarken bir kıvılcım da onu tutuşturur. Böylece, iki sevgilinin ancak külleri birbirine kavuşur.

2. Aşağıdaki tabloda verilen kahramanların kişilik özelliklerini yazınız.

Kerem:Aşık

Aslı Han: Sevgili

Keşiş: Aslı’nın babası, zalim ve kötü

3. Okuduğunuz hikâyede pir tarafından sunulan “elma”nın nasıl bir işlevi vardır? Açıklayınız.

Metinde Kerem ile Aslı’nın doğumu bir dervişin verdiği elma motifiyle gerçekleşmiştir. Yani elma bu hikayede doğurganlık unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

4. “Kerem ile Aslı Hikâyesi”ndeki olağanüstülüklere örnek veriniz.

Kerem ile Aslı hikâyesi Türk Halk Edebiyatı ürünleri arasında en çok bilinen ve sevilenlerden biridir. Öncelikle Motif kelimesi nedir ona bakalım: “Edebi eserlerde motif, “hikâye etmenin en küçük unsuru” (Artun, 2006:138) şeklinde tarif edilmiştir. “Nakışta, resimde, mimarideki motif kavramı ile halk nesrindeki motif kavramı arasında epeyce farklılıklar vardır. Halk nesrinde motif olabilmesi için, olağanüstülüğün olması gerekmektedir. Bu olağanüstülük, kahramanda, olayda, zamanda, mekânda, kısacası nesirdeki her türlü olayda karşımıza çıkabilir” (Alptekin, 2005: 289). Bu açıklama bize motifin en önemli özelliğini vermesi bakımından önemlidir. Motifin olması için olağanüstülük gerekmektedir. Halk hikâyesi masal kaynaklıysa motif unsuru bakımından zengin, değilse motif bakımından zayıf kalmaktadır.”

5. Okuduğunuz hikâyede mekânın sürekli değişmesi esere neler katmış olabilir? Değerlendiriniz.

Bu hikayede mekanın sürekli değişmesi olay akışının canlı kalmasını sağlamış, tekdüzelikten kurtarmıştır.

6. Okuduğunuz hikâyenin anlatıcı bakış açısı ve dili hakkında bilgi veriniz.

Hikayenin anlatıcı bakış açısı: İlahi bakış açılı hakim anlatıcı.
Dili: Halkın anlayacağı sade bir dil kullanılmıştır.

7. Okuduğunuz metnin nazım nesir karışık yazılmasının nedeni ne olabilir? Tartışınız.

Cevap: Olayların akışını aktarmak için nesrin verdiği akıcılıktan yararlanmak. Duygu-heyecan hislerini aktarmak için de nazmın estetiğinden yararlanmak.

8. “Kerem ile Aslı Hikâyesi”nden hareketle o dönemin sosyal ve kültürel özellikleri hakkında bilgi veriniz.

Cevap: Kerem İle Aslı Halk Hikayesi Dönemin Sosyal ve Kültürel Özellikleri Hükümdarlık beylik sisteminin varlığı dönemin siyasi yapısını gösterir. Beşik kertme geleneği: Kerem ile Aslı daha doğmadan aileleri tarafından beşik kertmesi ilan edilirler. Keşişin Müslüman aileye kızım vermek istememesi (dini farklılıktan doğan çatışmaların varlığı) Nişan âdeti: Kerem ile Aslı’nın nişanlanması Büyü ve sihir yapma: Keşiş ‘in Aslı’ya sihirli bir elbise giydirmesi Aşıkların diyar gezip sazla türkü söylemesi dönemin sanat anlayışının yansımasıdır. Kerem’in Hak aşığı olması dini inanışı gösterir. Ahiret inancı Bu dünyada kavuşamayan aşıkların cennet kavuşacakları inancı.

9.“Kerem ile Aslı Hikayesi” Gürcistan, Azerbaycan, İran, Bulgaristan, Türkistan coğrafyasında da bilinen bir hikâyedir. Bu hikayenin farklı anlatımları mevcuttur. Aşağıda farklı anlatımlardan hikâyenin son bölümüne dair bilgiler verilmiştir.Siz olsaydınız Kerem ile Aslı için nasıl bir son düşünürdünüz? Açıklayınız.

a.Kerem, sihirli olan ve bir yandan açılıp diğer yandan kapanan düğmeleri bütün uğraşmalarına rağmen bir türlü çözemez. Sabah olduğunu görünce bir âh çeken Kerem alev alıp yanmaya başlar. Aslı su dökmesine rağmen Kerem bir anda yanıp kül hâline gelir. Aslı kırk gün küllerin başında bekler, kırk birinci gün dağılan külleri saçlarıyla toplamaya çalışırken o da yanıp kül olur. Halep Beyi, Keşiş’i ve karısını idam ettirerek cezalandırır. Sofu’ya da beğendiği bir kızla kırk gün kırk gece düğün yapılır.

b.Elbisenin sihirli olduğunu bilen Aslı iki testi su hazırlar. Ancak annesi testileri boşaltıp su yerine neft (petrol) doldurur. Kerem gerdeğe girince düğmeleri çözemez. Sihirli düğmelerden alev alan Kerem’in üzerine Aslı su zannederek petrol dolu testileri boşaltınca Kerem tamamen yanıp kül olur. Kerem’in küllerini de bir kümbet yaptırarak defnederler. Aslı kırk yıl süreyle Kerem’in kabri başında bekler.

Cevap: Metnin sonunda Kerem ile Aslı yanıp kül olmuşlardır. İki sevgilinin ancak külleri birbirine kavuşmuştur. Ben olsaydım iki aşığı mutlaka kavuştururdum.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 48 Cevapları

1. Aşağıdaki cümlelerde fiilimsileri bulup altını çiziniz. Bu fiilimsilerin cümlede nasıl bir işlev yüklendiklerini söyleyiniz.

Fiilimsi: Fiillerden belli eklerle türeyip isim, sıfat veya zarf görevinde kullanılan sözcüklerdir.

Adından da anlaşıldığı üzere bu sözcükler fiile benzer fakat fiil değildir.

İsim-fiil:Fiillerden “-ma,-mek,-iş” ekleriyle türetilip isim görevinde kullanılan sözcüklerdir: okuma, görmek, bakış…

Sıfat-fiil:Fiillerden “-an, -ası, -mez,-ar,-dik, -ecek, -miş” ekleriyle türetilip isim görevinde kullanılan sözcüklerdir: okuyan, bakılası, bildik, gelecek,sevmiş…

Zarf-fiil:Fiillerden“-e,-ip,-erek,-meden,-meksizin,-dikçe,-ince,-eli,-ken,-r…,-esiye”ekleriyle türetilip zarf görevinde kullanılan sözcüklerdir: gelip, görerek, duymadan,görürken…

Yoldabir Derviş’le karşılaşırlar; Derviş Şah’a selâm durur ve adı ile hitab edenSıfat-fiilŞah, onun kerametine hükmedipZarf-fiil derdini açar.

Şah’la Keşiş, Derviş’in dediğiniSıfat-fiilyaparlar; vakit tamam olunca,Zarf-fiilŞah’ın bir oğlu, Keşiş’in de bir kızı dünyaya gelir.

Kerem,Aslı’nınPekşehrinegittiğiniSıfat-fiilesvapyıkayanSıfat-fiilkadınlardanöğrenipZarf-fiiloşehrevarır,kızıbulur.

Böylece Aslı’yı kiliseye gidipZarf-fiilgelirkenZarf-fiilbile kimseyegöstermez.

Sırf Aslı’nın yüzünü görebilmekİsim-fiiliçin Keşiş’in karısına otuz iki dişiniçektirir.

Kerem’in tepesinden alev çıkmayaİsim-fiilbaşlayıncaZarf-fiil,kız dayanamayıpZarf-fiilsudöker

Bundan müteessir olanSıfat-fiilAslı da Kerem’in ateşi üzerine kapanıpZarf-fiilyanar.

2. Aşağıdaki cümlede “ ” işaretinin hangi amaçla kullanıldığını söyleyiniz.

Mağara kapısına gelip “Ey âdemler, nedir sizin feryadınız?”

  • Cevap: Alıntı sözün başında ve sonunda.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 53-54 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz hikâyenin teması ve konusu nedir?

Cevap: Kahramanlık- Hz Ali’nin İslam uğruna yaptığın kahramanlık.

2. Cenknameden yola çıkarak Hz. Ali’nin kişilik özellikleri hakkında bilgi veriniz.

  • Kahraman-korkusuz
  • Cesur
  • Hayırda yarışan
  • Takvâ sahibi-inançlı
  • Cömert

3. Cenknamedeki zaman ve mekân hakkında bilgi veriniz.

Zaman:Peygamberimiz zamanı
Mekan:Medine, Mağrip diyarı
Metinde dar mekan olarak:mescit var. Ejderhanın olduğu kuyu.

4. Okuduğunuz metne göre Hz. Ali kimlerin Müslüman olmasını sağlamıştır.

Cevap: Mağrip memleketi halkının Müslüman olmasını sağlamıştır.

5. Okuduğunuz cenknamede dikkat çeken özelliklerden biri de olağanüstülüklerdir. Bu metindeki olağanüstülüklere örnekler veriniz.

Ejderhanın iki yüz bin askeri ağzından çıkan ateşle yakması
Ejderhanın ateşine karşı Hz. Ali’nin Zülfikar’ı tutması, Zülfikar’dan ateş çıkıp ejderhanın ateşine karşı koyması.
Zülfikar’ın tek başına devlerle savaşması

6. Vezir Şemun’un yardım için çağrılan Müslümanlara saldırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Vezir Şemun’un, gücünü kaybetme korkusu.

7. Metindeki temel çatışma nedir? Açıklayınız.

Cevap: Olağanüstü güçler ve zorluklarla mücadele.

8. Metinden öğüt verici ve ders çıkarıcı nitelikteki anlatımlara örnekler veriniz.

Cevap: Ya Resulallah! Hakk Teala bizi İmam Ali’den ayırmasın.

9. Okuduğunuz cenknameye göre ejderha, dev gibi kavramlar neyi temsil etmektedir? Hazreti Ali’nin bunlara karşı nasıl bir misyonu vardır?

Cevap: İnsanların baş edemeyeceği olağanüstü zorluklar, engelleri temsil ediyor olabilir. Hz. Ali, bu zorlukları aşma gücüne sahip inançlı, cesaretli, kahraman biridir.

ETKİNLİK

Aşağıdaki şiirleri okuyunuz. Şiirlerdeki Zülfikar kavramına dikkat ediniz. Okuduğunuz cenknamedeki Zülfikar’ın özelliklerinden yola çıkarak bu şiirlerdeki yansımalarını değerlendiriniz.

Cevap: Hayber Kalesi, Zülfikar.

Okuduğunuz halk hikâyesinde farklı türden fiilimsilerin olduğu cümleler bulunuz. Bulduğunuz cümleleri yazarak fiilimsileri ve aldıkları ekleri belirtiniz.

söylemeye: isim-fiil

bakıp, koyup, gelirken, gidip, alıp, deyip, tutup: zarf-fiil

baktığı, olduğunu: sıfat-fiil

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 55 Cevapları

1. “Mısır ’a sultan olmanın yolu Kenan kuyularından geçer. ” sözüne muhatap olan Hz. Yusuf hakkında bildiklerinizi paylaşınız.

Kenan Diyarıolarak bilinen bölge, Sayda, Sûr, Beyrût, Filistin ve Sûriye’nin bir kısmını içine alan ve Fenike denilen bölgedir. Hz. Nûh’un (a.s.) torunu Ken’an bin Hâm burada yaşadığı için Kenan Diyârı denilmiştir. Hz. Yâkûp (a.s.) Kenan halkına peygamber olarak gönderildi. Buraya yerleşip beldedeki insanları Allah’a îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti.Hz. Yakup’un evine 3 fersah uzaklıkta olduğu söylenen Kenan Kuyusu, Mısır ile Medyen arasında, Beytü’l-Makdis (Kudüs) bölgesindedir.

Hz. Yusuf (a.s.) kendisini kıskanan on bir kardeşi tarafından bu kuyuya atılmıştır.Oradan geçen bir kervan tarafından alınarak Mısır’da krala köle olarak satılmıştır. Peygamberler tarihinde güzelliğiyle bilinen Yusuf (a.s) genç yaşlarda, padişahın karısı Züleyha ile imtihana tabii tutulmuştur. Züleyha, Yusuf (a.s)’a kendisiyle beraber olmasını teklif etmiş, Yusuf (a.s) bunu reddetmiştir. Bunun üzerine Yusuf (a.s)’ın gömleğini arkadan çekerek zorlayınca Züleyha’nın kocası durumu görmüş, Züleyha Yusuf (a.s)’un kendisine saldırdığını söylemiş ve buna karşılık olarak hapsedilmesini istemiştir. Uzun yıllar zindanda kalan Yusuf (a.s) ile birlikte kalan zindan arkadaşlarının rüyasını tabir etmiş, biri çıkmış diğeri de idam edilmiştir. Kralın bir gün bir rüya görmesi üzerine zindanda yatan Yusuf (a.s)’u hatırlayan arkadaşı kralın rüyasını tabir ettirmek üzere Yusuf (a.s)’a gitmiş ve rüyasının tabirini yaptırmıştır. Mısır maliyesinin başına getirilen Yusuf (a.s) bir süre sonra kardeşleriyle karşılaşmış, Allah (c.c)’ın Ona öğrettiği bir ilimle kardeşini yanında alıkoymuş, daha sonra kendisinin Yusuf olduğunu söylemiş ve ailesini de yanına çağırtmıştır. Hz. Yusuf’un babası Hz.Yakup ise ağlamaktan kör olmuştur. Hz. Yusuf’un bir özelliğide, Kuran’da hayatı hakkında en çok detay verilen bir kaç peygamberden biri olmasıdır. Kuran’ın uzun surelerinden biri olan Yusuf Suresi’nin tamamına yakını, onun ve ailesinin hayatını anlatmaktadır.

2. Sabırla ilgili bildiğiniz atasözlerini veya vecizeleri aşağıya yazınız.

ATASÖZLERİ

  • Sabrın sonu selamettir.
  • Sabreden derviş, muradına ermiş.
  • Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.

VECİZELER

  • Sabır kurtuluşun anahtarıdır.
  • Sabrı öğrenmekte sabır işidir.
  • Sabır, ruhun yüceliğini ortaya çıkarır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 60 Cevapları

Mesnevi

Mesnevi, hepsi aynı vezinde fakat her beyti diğer beyitlerden bağımsız olarak kendi arasında kafiyeli bir nazım biçiminin adıdır. Kelime manası ikileme olan mesnevi türünde her beytin mısraları ikişer ikişer kafiyelenir. Mesnevide beyitlerin diğer beyitlerden bağımsız olması şairleri kafiye bulma ve sayısı önceden belli birkaç beyit ile düşüncelerini ifade etme sıkıntısından kurtarmıştır. Bu nedenle de uzun, bazen binlerce beyit tutan manzumeler bu nazım biçimiyle yazılmıştır.

Divanlarda beyit sayısı en fazla otuza kadar çıkmış kısa mesnevilere de rastlanmaktadır. Bununla birlikte bu nazım biçimiyle genellikle “Leylâ vü Mecnun”, “Hüsrev ü Şirin”, “Yusuf u Zeliha” gibi uzun aşk hikâyeleri ve destani konular yazılmıştır. Ayrıca bu türde öğretici yönü ağır basan dinî, tasavvufi, ahlaki eserler ve manzum sözlükler de yazılmıştır. Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye hamse denir. Mesnevi, divan edebiyatımızda çağdaş hikâye ve romanın yerini tutmuştur. İlk başlarda nazire geleneği ile yazılan mesneviler 17. yüzyıldan sonra millî kimliğe bürünmüştür. Edebiyatımızdaki bazı önemli mesneviler şunlardır: Mevlânâ (Mesnevi), Yunus Emre (Risâletü’n-Nushiyye), Tursun Fakih (Gazavat-ı Resulullah), Aşık Paşa (Garipnâme), Şeyyad Hamza (Yusuf ve Zeliha), Fuzûli (Leyla vü Mecnun), Şeyhi (Hüsrev ü Şirin) ve Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk)…

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz mesnevinin konusunu ve temasını bulunuz.

Cevap: Hz. Yusuf’un kardeşlerinden çektikleri ve Zeliha ile olan aşk hikayesi.

2. Okuduğunuz mesnevinin olay örgüsünü başlıklar hâlinde yazınız.

Cevap:

  • Yusuf, rüyasında peygamberlik ile müjdelenir. İlk anlattığı kişi babası Hz. Yakub olur.
  • Babası Yakub, kardeşlerine dahil kimseye anlatmamasını öğütler. ( Hz. Yakup, Yusuf ’a büyük bir saltanat sahibi olacağını ve kardeşlerinin ona hizmet edeceğini söyler)
  • Kardeşleri rüyayı öğrenir ve Yusuf’u bir kuyuya atar. Babalarına da Yusuf’un öldüğünü söylerler.
  • Hz. Yakub’un ağlamaktan gözleri görmez olur.
  • Yusuf ise içinde kaldığı kuyudan kurtulur.
  • Bir kervana/kafileye köle olarak satılır.
  • Kafile onu Mısır’a köle olarak götürür.
  • Mısır’ın Batı bölgesinin kralı Taymus’un kızı Zeliha güzelliği ile meşhur biridir.
  • Kotifar denen Mısır’ın azizine kızını onunla evlendireceğini söyler ve evlendirir.
  • Çıktığı köle pazarında Zeliha Yusuf’u görür. Kotifar’dan onu satın almasını ister.
  • Saray’da Kotifar’a ve Zeliha’ya sadık bir köle olur.
  • Zeliha, Yusuf’u odasına çağırır. Yusuf, Zeliha’yı istememek için Allah’a dua eder.
  • Bu sırada Zeliha, Yusuf’a yaklaşır, ihtiraslagömleğini yırtar.
  • Bu sırada Kotifar içeri girer ve durumu görür.
  • Beşikteki bebek dillenir :“Gömleğin yırtığı öndeyse Züleyha suçsuzdur yok eğer gömleğin yırtığı arkadaysa Yusuf suçsuzdur.” der.
  • Gömlek arkadan yırtılmıştır ancak Mısır’ın geleceğini düşünen, karısının adının çıkmasına engel olmak isteyen Firavun (Kotifar) onu zindana atar.
  • Yusuf yıllarca zindanda kalır. Kotifar da ölür.Yusuf zindanda rüya yorumları yapar.
  • Hükümdar Reyyan’ın gördüğü rüyayı hiç kimse yorumlayamaz sadece Yusufyorumlar ve Yusuf’u zindandan çıkarıp vezir yapar.
  • Yusuf yolda Zeliha ile karşılaşır onu gençleştirir ve evlenirler.
  • Yusuf, Mısır’a aziz olur.
  • Kardeşleri ile hesaplaşır ve onları affeder.
  • Babası Yakup ile buluşur. Babasıhastalanır ve kevser suyu içip ölür.
  • Mısır’da kalan Yusuf; Mısır’ı imana davet eder, ömürünü sonuna kadar orada kalır ve ölür.

3. Kardeşlerinin Hz. Yusuf’u öldürmeye kastetmesinin nedeni nedir? Açıklayınız.

Cevap: Hz. Yusuf’u kıskanmaları, Yusuf’un onlardan güzel ve ahlaklı olması Gördüğü rüyada Hz. Yusuf Mısır’a hükümdar olacaktır.

4. Okuduğunuz mesnevideki olağanüstü durumlar nelerdir?

Cevap:

  • Rüya görmesi ve gerçek çıkması
  • Kundaktaki bebeğin konuşması
  • Kadınların Hz. Yusuf’u görünce ellerini bıçakla soymaları
  • Hz. Yusuf’un Reyyan’ın rüyasını bilmesi
  • Zeliha’nın gözlerini iyileştirmesi ve onu gençleştirmesi
  • Hz. Yakup’un gözlerinin açılması
  • Meleklerin Hz. Yakup’un mezarını kazması.
  • Bir köle olarak geldiği Mısır ‘a sultan olması

5. Okuduğunuz mesnevide Hz. Yusuf’un hangi fiziki ve ahlaki özellikleri ön plana çıkmaktadır? Anlatınız.

Cevap:

Fiziki: Yakışıklı , güzel , toplumun en sevilen tipi… Görenler hayran kalır. Kadınlar onu görünce büyülenir hatta ellerini keserler bunu bile hissetmezler.

Ahlaki: Dürüst, namuslu, sadık, köle olduğunda bile efendisine asla ihanet etmeyen biri, affedici-merhametli (o kadar kötülük yapmalarına rağmen kardeşlerini affetmesi)

6. Okuduğunuz mesnevide yazar, olayları hangi bakış açısıyla yansıtmıştır? Açıklayınız.

Cevap: Okuduğunuz mesnevide yazar, olayları İlahi bakış açısıyla yansıtmıştır. Anlatıcı, anlattığı olayların dışında durur, gören durumundadır. Üçüncü tekil şahıs ağzıyla konuşur. Yazarın dilini kullanır ve bu sebeple ona “yazar-anlatıcı” da denilir.

7. Okuduğunuz mesnevide beyitlerin kendi aralarında kafiyelenmesinin metne nasıl bir katkısı olmuştur? Açıklayınız.

Cevap: Ahenk katmıştır. Daha estetik daha etkileyici ve akılda kalıcılık sağlamıştır.

8. Okuduğunuz mesnevi içerik bakımından şiire mi, nesre mi daha yakındır? Açıklayınız.

Cevap: Nesre daha yakın çünkü olay ve olaylar dizesi yani bir olay örgüsü var.. Zaten mesnevi biçiminde yazılması da bunu gösterir. Çünkü mesneviler o dönemde hikaye ve roman yerini tutmaktadır.

9. Okuduğunuz mesnevide Hz. Yusuf’un sabırla tahammül ettiği durumlar nelerdir? Hz. Yusuf’u başarıya ulaştıran sadece sabır mıdır? Değerlendiriniz.

Cevap: Zeliha’ya karşı duygularına kapılmaması ve doğru olanı yapması. Başarıya ulaştıran sadece sabrı değildir. Her koşulda dürüst, ahlaklı, çalışkan ve tam anlamıyla Allah’a teslim olarak sabretmesi.

“Verdi til Hak Tanrı kurda, söyledi
Verdi selam Yakup’a top eyledi.”

10. Bu dizelerde hangi söz sanatı kullanılmıştır? Açıklayınız.

Cevap:

Burada hem kıssa hatırlatıldığı için→ TELMİH

Hem de kurdun konuşması var yani→ NİDA

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 61 Cevapları

Etkinlik

1. Okuduğunuz mesneviyi aşağıda verilen tablodaki özelliklere göre değerlendiriniz.

  • Her beyit kendi arasında kafiyelenir.(Evet)
  • Her beyit kendi içinde anlam bütünlüğü oluşturur.(Evet)
  • Monotonluğu ortadan kaldırmak için hikâye kahramanının ağzından ifadeler kullanılır.(Evet)
  • Mesnevilerin dili diğer divan edebiyatı türlerine göre ağır değildir.
  • Dinî, ahlaki konular işlenmiştir.(Evet)

2. Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı hikâyesi ile Yusuf ve Zeliha mesnevisi arasında tespit ettiğiniz farkları aşağıdaki tabloya işleyiniz.

Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı

  • Tema :Kahramanlık
  • Kaynak:Türk kültürü
  • Biçim :Nesir-nazımkarışık
  • Ölçü :Hece
  • Dil :Türkçe arı-duru-öz

Yusuf ve Zeliha

  • Tema :Aşk, ahlak
  • Kaynak:Arap kültürü
  • Biçim :Mesnevi
  • Ölçü :Aruz
  • Dil :Arapça-Farsça kelimelerin yoğun olduğu kapalı dil

3. Okuduğunuz mesnevideki giriş, konunun işlendiği bölüm ve bitiş bölümünü bulunuz.

Giriş: Kişi-zaman-mekan-olay tanıtılan bölüm

Konunun işlendiği bölüm: Hz. Yusuf’un yaşadıkları

Bitiş: Hz. Yusuf’un kardeşleri ve babası ile karşılaşarak hesaplaştığı kısım

Aşağıda noktalı virgül kullanımı ile ilgili verilen kurallara örnek cümleler yazınız.

Cümle içinde virgülle ayrılmış tür veya takımları ayırmak için kullanılır.

– Dün İngilizce, Seçmeli yazarlık; Bugün ise Fen ve Sosyal sınavı olacağız.
– At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
– Marketten mandalina, armut ; mısır ve sakız aldık.

Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır.

– Ahmet, gelmedi; o, geldi.
– Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum.

İkiden fazla eşdeğer ögeler arasında virgül bulunan cümlelerde özneden sonra kullanılır.

– Sanat; bir duygu, tasarı ve güzellik anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılığa verilen addır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 62 Cevapları

Aşağıda verilen metni okuyunuz. Kediler hakkındaki düşüncelerinizi söyleyiniz.

Kedinin içinde bir kuş var. Kedilerin yüreği kuşüzümü kadar, küçük, büyük bütün kedilerin. Küçücük bir kediyi elinize aldığınızda, yalnızca onun kuşüzümü yüreğini değil, korkusunu da hissedersiniz. Kedilerin korkusu insandan, köpeklerin, kuşların korkusu insandan, insanın korkusu insandan…
Kedinin içindeki kuş ölüyor, kuşüzümü diye sevdiğimiz kediler sokaklarda ağlayarak ölüyor. Kederi de elemi de çoktan unutmuş, gözlerinde yaş kalmamış sokak çocukları gibi, yorgun, kahırlı, şaşkın sokak köpekleri gibi bir parça ekmek ıslatıp vermekten kaçındığımız kuşlar gibi. Kedilerin ‘son ’ baharındayız, bahar uykuları, yaz gerinmeleri, ikindi gölgeleri bitti. Dünyanın çatısı yok, sokakların, parkların çatısı yok. Bazen güneş yağıyor kedilerin üstüne, bazen yağmur ve her zaman bizim bencilliğimiz.
Haydar Ergülen, Basından

Cevap: Parçadan hissettiğim kadarıyla yazayım. İnsanoğlu etrafına saygıyla, şefkatle yaklaşmalı özellikle de bizzat hayatının belli döneminde muhakkak karşılaşacağı kedilere. Onların insanlardan merhamet-sevgi-birazcık yemek beklediği. İnsanların ise buna vurdumduymaz yaklaşması.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 65 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Batılı anlamdaki hikâye türü, edebiyatımıza Tanzimat Dönemi’nde girmiştir. Çeviri ile başlayan bu süreç, zamanla asıl kimliğini kazanarak günümüze kadar gelmiştir. Bu dönemde birçok eser tercüme edilmiştir. Tanzimat Dönemi’nde çeviri eserler için söz konusu olan dil sorunları, yerli eserlerin de başlıca sorunu olmuştur. Türk edebiyatında hikâye alanındaki yerli ürünler, Ahmet Mithat’ın 1870’te basılan “Kıssadan Hisse” ve “Letaif-i Rivayat” adlı hikâye kitaplarıdır.
Tanzimat Dönemi hikâyelerinde olaylar çoğunlukla günlük yaşamdan veya tarihten alınmıştır. Olayların olmuş ya da olabilir izlenimi bırakması gerektiği konusunda bütün Tanzimat Dönemi hikâyecileri birleşmişlerdir. Eserler genel olarak duygusal ve acıklı konular üzerine kurulmuştur. Tanzimat Dönemi hikâyesinde genellikle tutsaklık, zoraki evlilikler, Batılılaşma, kadın-erkek ilişkileri gibi temalar işlenmiştir. İlk hikâyelerde topluluk önünde anlatılan meddah hikâyelerin etkisi görülür. Dönemin önemli hikâyecileri; Ahmet Mithat Efendi, Emin Nihat, Şemsettin Sami, Nabizade Nazım, Samipaşazâde Sezai’dir.

Okuduğunuz metin, Samipaşazâde Sezai’nin Küçük Şeyler adlı kitabından alınmıştır. Yazar; küçük, önemsiz, basit ve sığ gibi görünen olayların ayrıntılarını, derin etkilerini ve sonuçlarını anlatmıştır. Samipa- şazâde Sezai, başkalarına dışarıdan küçük gözüken bu olaylarda, kendilerince büyük sonuçları okuyucuya iletmeyi başarmıştır. Samipaşazâde Sezai, hikâyelerinde olayın özelliğine uygun mekân kullanır. Mekân noktasında realist olan sanatçı mekânın sunuluşunda zaman zaman romantizmi öne çıkarır.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. “Kediler” adlı hikâyenin teması ve konusu nedir? Açıklayınız.

Cevap: Yoksul ve yaşlı bir adamın eşinin evde beslediği kedilerden rahatsız olarak evi terk etmesi, sonra çaresizlikten evine geri dönmesi.

2. Hikâyede kahramanın, kedilerden aşırı derece rahatsız olmasının nedenleri nelerdir? Açıklayınız.

Cevap:

Evin her yerinde dolaşmaları,
Onun yemeklerini yemesi,
Eşyalarını kırması,
Koltuklara- kanepelere oturmaları
Aşırı gürültü yapıp kavga etmeleri
Eve verdikleri zararlardır.

3. Okuduğunuz hikâyedeki karakterlerin kişilik özellikleri nelerdir? Açıklayınız.

Hikaye kahramanı: Eşinin evde beslediği onlarca kediden aşırı derece rahatsız olan, eşinin kedilerini kendine tercih etmesi karşısında öfkeli, çaresiz, yoksul, zavallı ve hayat karşısında mağlup bir adamdır. Evi terk edince hüzünleniyor ve kendini çok yalnız hissediyor.

Adamın eşi:Çok sevdiği kedilerini eşine tercih eden anlayışsız , bencil ve kocasını umursamayan bir kadındır.

4. “Kediler” adlı hikâyede dış dünyanın, kahramanın psikolojik durumuna etkileri nelerdir?

Cevap: Evinden uzakta dış dünyada kahraman kendini yalnız ve hüzünlü hissediyor. Evini özlüyor.

5. Okuduğunuz hikâyede olayın akışını sağlayan temel çatışma nedir? Açıklayınız.

Cevap: Karı-koca çatışması olay akışını sağlayan temel çatışmadır.

6. “Kediler” adlı hikâyede yazar, kahramanın evine geri dönüşünü anlatırken nasıl bir yol izlemiştir? Açıklayınız.

Cevap: Kahramanın evine geri dönüşünde yazar, denizin dalgalarını, horozun ötüşünü ve kilise çanını konuşturmuştur.

7. Hayvanseverlikle ilgili düşünceler günümüzde de devam etmekte midir? Hikâyede anlatılanlarla karşılaştırarak değerlendiriniz.

Cevap: Hayvanseverlikle ilgili düşünceler günümüzde de devam ediyor. Hikayedeki kadın gibi kedileri çok seven veya adam gibi gibi kedilerden aşırı rahatsız olan insanlar günümüzde de vardır.

8. Okuduğunuz hikâyede, hikâyeyi oluşturan unsurlardan hangisi (olay, şahıs, mekân) ön plandadır?

Cevap: Hikayeyi oluşturan unsurlardan şahıs (hikaye kahramanı adam) ön plandadır.

9. Yazarın zaman zaman karşılıklı konuşmalar kullanmasının hikâyenin anlatımına ne tür katkılar sağladığını belirtiniz.

Cevap: Karşılıklı konuşmalar hikayeyi günlük konuşma diline yaklaştırıyor.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 66 Cevapları

1. Tanzimat Dönemi roman ve hikâyelerinde dikkat çeken bir özellik de uzun cümleler ve tasvirlerdir. Okuduğunuz metindeki uzun cümle ve tasvirleri bulunuz. Bu tarz bir dil ve anlatımın tercih edilmesinin sebepleri neler olabilir?

Cevap: Bir günlük mahsûl-i mesâîsinin böyle mahv’ü heder olmasından teessürle başını eline dayıyarak pencerenin önünde oturdu. İşte orada, duvarın altında, kahvesini içen, ekmeğini çalan fincanını kıran, kendisini sabah keyfinden mahrum eden, velhasıl evinde bütün rahat ve âsâyişini selb eyleyen kediler.

2.Samipaşazâde, hikâyelerini realizme bağlı kalarak yazmıştır. Realizmde gerçekler ön plandadır. Realist sanatçılar, eserlerinde yaşamın gerçeklerini dile getirir. Gerçekler anlatılırken kişilerin psikolojileri, onların kişiliklerini etkileyen çevrelerinin tanıtımı ve içinde bulundukları ortam ayrıntılarıyla verilir. Realizmde, gerçek hayatın anlatılması esas olduğu için realistlerin eserlerinde toplumun sıradan kişilerine rastlanır. Realist yazarların okuyucuyu eğitme gibi bir amaçları yoktur; onlar gözlem, araştırma ve belgelere dayanarak yaşanılanı nesnel bir şekilde aktarmayı amaçlarlar.

Okuduğunuz metindeki realizme ait unsurları tespit ediniz.

Cevap: Kedilerin evde bir şeyleri devirmesi. Şikayet için adamın Kaymakamlığa gitmesi. Adamın eve dönmesi. Kedilerin adama rahatsızlık verebilecek durumda olmaları.

DİLBİLGİSİ

1. Metinde geçen “ibtidâ, mûsikîşinâs, taâm, sâkit, vücûd” kelimelerinin doğru telaffuzuna yönelik çalışmalar yapınız.

Cevap: Bu cümlelerde â-î-û sesini daha ince okumalıyız

2. Kediler adlı metinden alınan aşağıdaki cümlelerde günümüz yazım ve noktalama kurallarına uymayan kullanımları belirleyiniz.

Cevap:

celb: b değil p olmalı idi
âleminde: aleminde yazılıyor artık
işiderek: işiterek olmalı

3. Okuduğunuz metinden alınan aşağıdaki cümlelerde fiilimsileri bularak cümledeki işlevlerini değerlendiriniz.

  • Hareminin mutasarrıfeolduğueve celb ve cemettiğiotuz kedinin ta’cîzât ve tasdiâtından artık bizâr olmuştu.(olduğu ve ettiği = sıfat fiil)
  • Günden güne etvâr-i küstâhâneleriniartıraraktekessüredenkediler, bu adama, evinde bir câ-yi tevakkufbırakmamağabaşladılar. (artırarak = sıfat fiil) (eden = sıfat fiil) (bırakmamağa = isim fiil)
  • Bir sabah, gayet erkenuyanarak,kendi âleminde bir kahvaltıetmekiçin küçük odasınaçekildiğizaman, sokakta birtakım çocuklarınağladığını işiderekpencereden dışarı baktı. (uyanarak veişiderek = zarf fiil) (etmek = isim fiil) (çekildiğiveağladığını = sıfat fill)
  • Sâhibet-ül-beyt tarafından kendisine terciholunanbu hayvânât-i müfterisenin ahvâl-i lâkaydâneleri hiddetinedokunaraksofaya çıktı. (olunan = sıfat fiil) (dokunarak = zarf fiil)
  • Halbuki kendisini sabah taâmına bile kifâyetedecekparası yoktu. (edecek = sıfat fiil)
  • Hareminin ihzârederekşimdi sofranın üzerinekoyduğusabah yemeğinin dumanı, gözündetütmeğebaşladı. (ederek = zarf fiil) (koyduğu = sıfat fiil) (tütmeğe = isim fiil)

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 70-71 Cevapları

Millî Edebiyat Dönemi yazarları, hikâyelerini “Maupassant (Olay Hikâyeciliği)” tekniğine göre yazmışlar ve kendilerinden sonraki hikâyecilere bu konuda örnek olmuşlardır. Millî Edebiyat Dönemi’nin başlıca hikâye yazarları Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur.

Ömer Seyfettin’in “millî şuur” ve “milliyetçilik” gibi değerlerin öne çıktığı tarih konulu hikâyelerini kaleme almasını, yaşadığı şartlar ortaya çıkarmıştır. Yazan1909-1911 yılları arasında Makedonya’da sınır hattındaki görevi sırasında edindiği izlenimler birçok hikâyeye kaynaklık etmiştir. Kimi hikâyelerinin konularını tarihten almıştır. Bu hikâyeleri, memlekette savaşın doğurduğu kötümser havayı dağıtmak, halkın kahramanlık duygularını kımıldatmak, onlara iyimserlik ve umut vermek amacıyla yazdığı sezilir.
Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde yaşanmışlığın önemi büyüktür. Babası gibi asker olan yazarımız Yanya kuşatması sırasında esir düşmüştür. On aylık esaret süresinde hep kitap okumuş ve esaret sonrasında “Forsa” adlı hikâyesini yazmıştır.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz hikâyenin konusu nedir?

Cevap: Esaret altında yaşayan bir kişinin başından geçen maceralar.

2. Okuduğunuz hikâyedeki zaman ve mekânı aşağıdaki tabloya işleyiniz.

Forsa Hikayesinde Zaman

Zaman: Forsa adlı hikayedeki zaman ifadesi olarak şu şekilde örnek verebiliriz;

Bu ‘’her gece’’ uykusunda kendisini kurtarmak için birçok gemilerin pupa yelken gelmediğini gören zavallı eski bir Türk forsasıydı.
Zaman, metindeki yapıyı tamamlamak amacıyla kullanılan unsurlardan biridir.

Forsa Hikayesinde Mekan

Mekanözellikleri; Forsa adlı hikayedeki mekanlar ve özellikleri şu şekildedir;

  • Korsan Kadırgaları: Kara Memiş’in kürek mahkumu olduğu mekan.
  • Akdeniz kıyısındaki ada: Kara Memiş’in esir olarak satıldığı ve ömrünün geri kalanını geçirdiği mekan.
  • Kulübe: Kara Memiş’in özgürlüğüne kavuştuktan sonra yaşadığı mekan.
  • Kasaba: Kara Memiş’in acıktığında gittiği ada kasabası.
  • Büyük Türk Kadırgası: Kara Memiş’in oğlu Turgut’la karşılaştığı mekan.

3. Okuduğunuz hikâyenin kahramanı ihtiyar forsanın kişilik özellikleri hakkında bilgi veriniz.

Cevap: Güçlü , nam salan bir denizci , cesur , gözü pek , zeki , iyi bir askerdir.

4. İhtiyar Forsa’nın yıllarca gördüğü rüya nedir?

Cevap: Bu, her gece uykusunda onu kurtarmak için birçok geminin pupa yelken geldiğini görür.

5. Okuduğunuz hikâyede yazarın öne çıkan üslup özelliklerini söyleyiniz.

Cevap: Ömer Seyfettin dilde sadeleşme taraftarıdır. Bu yüzden kullandığı dil halkın anlayacağı sade bir dildir. Halk bu yalın dili çok rahatça anlayabilmekteydi.

6. Metnin kurmaca dünyası ile eserde anlatılan dönemin gerçekliği arasındaki ilişkiyi karşılaştırınız.

Cevap: Eserde anlatılan kurmaca dünya aslında o dönemin gerçek dünyasından da izler taşımaktadır. Çünkü o dönemin dünyasında esir almalar forsa geleneği denizcilik faaliyetleri bu kurgusal hikayede işlendiği gibidir. Bundan dolayı kurgu olsa da gerçek dünya izleri fazladır.

7. Yazarın yaşamının okuduğunuz hikâyeye yansımalarını değerlendiriniz.

Cevap: Yazar yaşamında ve düşünce dünyasında ne varise realist bakış açısıyla eserlerine yansıtmıştır. Hikayelerinde milli bilinci uyandırma ve güçlendirme amacı taşıyan Ömer Seyfettin’in bu hikayesinde de bunun etkilerini görüyoruz.

8. “Vatan al bayrağın dalgalandığı yer değil midir?” sözünü açıklayınız.

Üzerinde yaşadığımız şehitlerimiz kanıyla sulanmış bu toprakların vatan olduğu bilinciyle büyüdük biz. Vatan toprağını kutsallığı hiç çıkmadı aklımızdan. Basılacak her düşman ayağının kırılacağı, uzatılacak her elin kesileceği, ölümüne korumamız gerekliliği bilincindeyiz elhamdülillah. Atalarımızın emaneti olduğunu unutmamalıyız. ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı’ derken Mehmet Akif bizleri vatanın önemi üzerinde düşünmeye sevk ediyor. Düşünelim o halde. Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmeyelim. Altında yatan binlerce kefensizi, aziz şehitlerimizin hatırasını daima yaşatmalıyız. Korumalıyız. Bizden sonra ki nesillere de önemini aktarmalıyız.

Bugün sadece ülkemiz sınırları içerisinde değil, tarih boyunca hüküm süren atalarımızın bayrağımızı dalgalandırdığı yerler varlığını sürdürüyor. Mazluma umut olan atalarımız gittikleri yerlere hoşgörüyü sevgiyi beraberinde götürmüşlerdir ki hala sevilen bir millet olarak varlığımızı sürdürüyoruz. Hala adımız geçince Ortadoğu da, Kafkasya da, Avrupa da, Balkanlar da ve diğer tüm Müslüman coğrafyasında saygınlığımız sürüyor. Bunu elbette atalarımızın hoşgörü politikasına borçluyuz. Şimdi bizler sadece sınırlarımız içine hapsolursak bizleri bekleyenlerin ümitleri boşa çıkmaz mı? Nerede kaldınız demezler mi? Tarihin üzerimize yüklediği bu sorumluluktan kaçmak şöyle dursun bunu yerine getirme şerene her vatan evladı taliptir. Cerablus ve El bab gibi şehirler de bayraklarımızın dalgalanıyor olması oralarında bizlerin vatanı olduğunun bir gerçeği. Öyle ki Al Bayrağımız dalgalandığı her toprağa güven ve huzur götürmüştür. Orayı bizlere vatan kılmıştır.

9. İhtiyar Forsa’nın gemide beklemeyip cihada gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Vatan-bayrak-millet-ülkü uğruna inançlar uğruna doğru buluyorum. Ne durumda nasıl ve hangi yaşta olursan ol bu şekilde olmalısın.

10. “Forsa” hikâyesi hangi bakış açısı ile yazılmıştır?

Cevap: Hikaye 3. kişili anlatıcı tarafından anlatılmıştır. Anlatıcı olayların öncesi ve sonrasını; kahramanların iç dünyalarına kadar bilen ilahi bakış açılı hakim anlatıcıdır.

11. Hikâyede anlatılan millî ve manevi değerlerimiz nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Hikâyede, şartlar ne olursa olsun umudun ve inancın hiçbir zaman yitirilmemesi, kurtuluşu sabırla beklemenin gerektiği ifade edilmeye çalışılmıştır. Umudu canlı tutan inançtır.

*Askere olan güven
*Baba oğul arasındaki güçlü bağ
*Vatan ve millet için her daim zinde olmak
*Yaşına bakmadan kişilerin vatan için savaşma istekleri

12. Aşağıda verilen parçada hangi anlatım biçimi ağır basmaktadır? Açıklayınız.

Cevap: Betimleme.

1. Aşağıda verilen metindeki isim-fiilleri bulunuz.

Askerler onunyaklaşmasınıbeklediler. İhtiyar, Türklerin yanına yaklaşınca önüne ilk geleni tutupöpmeyebaşladı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Hâline bakanlar üzülmüşlerdi. Biraz heyecanı dinince sordular:

2. Aşağıda verilen metindeki sıfat-fiilleri bulunuz.

Akdeniz’in, kahramanlık yuvası sonsuz ufuklarınabakanküçük tepe, minimini bir çiçek ormanı gibiydi. İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahileinenkeçiyoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgârıyla sarhoşolanmartılar, çılgın bağrışlarıyla havayı çınlatıyordu. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı. Beyaz taşlardanyapılmışkısa bir duvarın ötesindeki harabe vadiye kadar iniyordu.

3. Aşağıda verilen metindeki zarf-fiilleri bulunuz.

Oğlu, babasının ellerinevarıp; vatanını, sevdiklerinigöremedenseni tekrar kaybetmeyelim babadiyeyalvararak, öptü. İhtiyar, kafasını kaldırdı, göğsünü kabarttı, daha bir gençleşmiş gibiydi.
Bayrağı işaret ederek…

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 75-76-77-78 Cevapları

2. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1 ve 2. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

HZ. ALİ KAYASI

Adilcevaz Kalesi’nin kuzeyinde Süphan Dağı eteklerinde Hazret-i Ali Kayası adlı ünlü bir kaya vardır. Allah’ın emriyle o kayalar Mısır’ın Süveyş Deryası kenarı yakınında Tur Dağı Rabbul- İzzet’in cemalinin tecellisinden nasıl parça parça olmuşsa bu Hazret-i Ali Kayası da öyle parça parça olmuştur. Ama bu kayanın yüz binlerce parçaya bölünmesinin sebebi odur ki bu kaya içinde Allah’ın izniyle iki ejderha oturmaktaydı.
Hicret’ten sonra bu ejderin bir eşi Erzurum’da Abdurrahman Gazi’nin duası bereketiyle taş olduğundan bu eşi Sübhan Dağı Mağarasında yalnız kalınca ta Azerbaycan’a ve Diyarbakır ’a kadar ili vilâyeti harap eder. Nice beldelerin halkı ve Ahlat kavmi Hazret-i Risâlet’e gelip, “Yâ Resûlullah dâr-ı diyarımızı ve çoluk çocuğumuzu bir ejderha yiyip hanelerimizi yerle bir etti” diye hâllerinden şikâyet ettiklerinde hemen Hazret-i Resûlullah;“Yetiş ey Ali, o yılanı Züfikârınla katleyle!” deyip izin verince hemen Hazret-i Ali-i Kerrâr, Dül- dül’e binip yolları kat ederek Süphan Dağı’na geldikde görse ki ejderha Van Deryâsı’ndan su içer. Hemen Kerrâr Ali, o Esedullah-ı Velî bir Allah narasına yol buldurup Düldüle mahmuz edip Zülfikârını sıyırıp ejder ile karşılaşınca ejder ateş saçarak bir hayli ceng ederler. Sonunda Allah’ın emri ve Resû- lullah’ın fermanı ile ejderi katleder. Yılan can acısıyla yuvarlanarak Van Gölü’ne düşüp sulara gömülür.
Hazret-i Ali ejderhanın mağarasına gelip görür ki mağaranın içinde ejderin yavrusu var. Mağaraya girmeyip dışarıda kaya üzerinde iki rekât hacet namazı kılarak dua eder. Duadan sonra Allah’ın emriyle mağaranın kapısı kapanmıştır. Bugün bile mağaranın önünü kapatan büyük kayalar hâlâ bulunmaktadır.
Hazret-i Ali, ejder kanıyla bulanmış hırkasını Van Denizi’nde yıkarken işi bittikten sonra elinden bir parça sabunu Van Deryası’na düşünce Peygamberin damadı, o Ali Kerrâr-ı Velî: “İlâhî, bu deryâda esvabını (kıyafetlerini) yıkayanların esvaplarını benim sabunumla kıyamete kadar pâk ve tertemiz eyle.” diye dua ettiğinden hâlen günümüzde Van Gölü zehir gibi acı iken sabunsuz bir çeşit beyaz esvap yıkanır ki diller ile anlatılmaz. Evliya Çelebi Seyahatname

1. Okuduğunuz hikâyenin kahramanının özelliklerini söyleyiniz. Hikâyedeki olağanüstülükleri tespit ediniz.

Hazret-i Resûlullah: Yardımsever.
Ejderha: Güçlü, acımasız, çocukları bile katleden canavar.
Hz. Ali: Güçlü, cesur, savaşçı, veli, keramet sahibi.
Düldül: Hz. Ali’nin atı, o da kahraman.

OLAĞANÜSTÜLÜKLER:

Kaya içinde iki ejderha oturmakta
Ejderin bir eşi Erzurum’da Abdurrahman Gazi’nin duası bereketiyle taş olması
Duadan sonra Allah’ın emriyle mağaranın kapısı kapanmış
Van Gölü zehir gibi acı iken sabunsuz bir çeşit beyaz esvap yıkanır ki diller ile anlatılmaz.

2. Hikâyenin geçtiği zamanı ve mekânı tespit ediniz.

Cevap: Adilcevaz Kalesi’nin kuzeyinde Süphan Dağı etekleri-Van Deryâsı-Mısır’ın Süveyş Deryası

3.Aldı Bezirgan:
Gelişim sorarsan Oğuz ilinden Alurum satarım dünya malından Beyim ne bileyim senin hâlinden Deyver beyim deyver kimin oğlusun
Aldı Bey Böyrek:
Deyvermeğe döymez bu dertli yürek Ah inen vah inen ölsem mi gerek Babam padişahta ten de Bey Böyrek Bunu da böylece bilün efendim hey
Bezirgan bunu böyle deyince Bey Böyrek kendi kendine, “Bari -demiş- Bengi-boz ile Ak Kavak Kızı’nı da sorayım; onları da bilir, ne âlemdedir.

Yukarıda bir halk hikâyesinden alınan bölüm halk hikâyesinin hangi özelliğine örnek gösterilebilir?

Cevap: Hem mensur (düz yazı) karışık yazımı-ifadesi

4. Aşağıda verilen aşk mesnevilerinin isimlerini doğru şekilde eleştiriniz.

  • Kerem-Aslı
  • Ferhat-Şirin
  • Elif-Mahmut
  • Emrah-Selvihan
  • Arzu-Kanber

5.Hazret-i Ali ejderhanın mağarasına gelip görür ki mağaranın içinde ejderin yavrusu var. Mağaraya girmeyip dışarıda kaya üzerinde iki rekât hacet namazı kılarak dua eder. Duadan sonra Allah’ın emriyle mağaranın kapısının kapandığı hâlâ anılan kayalarda açık seçik görülür.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) İsim-fiilB) Sıfat-fiilC) Zarf-fiilD) İsim tamlamasıE) Birleşik fiil

Cevap:A

6. Aşağıdaki şiirden hareketle mesnevi türüne ait özellikleri tespit ediniz.

Bir eşek var idi zâif ü nizâr
Yük elinde katı şikeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi

Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamışdı yağır

Nice tü kalmamışdı et ü deri
Yükler altında kana batdı der

Eydür idi gören bu sûretlu
Tan degül mi yürür sünük çatlu

Dudağı sarkmış u düşmiş enek
Yorılur arkasına konsa sinek

Toğranur idi arpa arpa teni
Gözi görince bir avuç samanı

Kargalar dirneği kulağında
Sinegün seyri gözi yağında

  • Aruzla yazılması.
  • Aruzun kısa kalıplarının kullanılması
  • Her beytinin kendi içinde uyaklanması.
  • Simgesel-imgesel mecazlı dil kullanılması.
  • Olağanüstülük içermesi.

7.….. insanların sıradan olaylar çevresindeki hayatlarından kesitler olarak sunulmuş anlatımlardır. Küçük, önemsiz, derinliksiz görülen hayatların önemli ayrıntıları, derin açıklamalardır. Sami Paşazade Sezai, ilk örnek olma özelliği kazanan bu hikâyelerde kendi kaygıları, kendi özlemleri, kendi problemleri içinde yaşayan küçük insanları, başkalarına küçük ama kendilerince büyük dünyalarında yakalamayı başarmıştır. Onların hülyaları, özlemleri, sevgileri büyüktür. İnsana dikkatli bir bakış vardır.
Bu parçada anlatılan eser aşağıdakilerden hangisidir?
A) Letaif-i RivayatB) Küçük ŞeylerC) Kıssadan Hisse
D) SemaverE) Mendil Altında

Cevap:B

8. Aşağıdakilerden hangisi halk hikâyelerinin özelliklerinden değildir?
A) Aşk, sevgi ve kahramanlık gibi konular işlenir.
B) Ortaya çıktıkları dönemin sosyal, siyasal ve kültürel özelliklerini yansıtır.
C) Olaylar, halkın anlayacağı sade bir dille anlatılır.
D) Âşıklar, olayları saz çalarak ve taklitler yaparak anlatırlar.
E) Kişiler ve olaylar gerçek dışıdır, olağanüstülükler oldukça fazladır.

Cevap:E

9. Aşağıdakilerden hangisi Ömer Seyfettin hikâyelerinin özelliklerinden değildir?
A) Durum hikâyesi niteliği taşır.
B) Dili sade, anlatımı akıcıdır.
C) Millî bilinci uyandırmaya yöneliktir.
D) Konularını çoğunlukla gerçek yaşamdan almıştır.
E) Realizm etkisinde yazılmıştır.

Cevap:A

10.Sayısı 140’ı geçen hikâyelerinde, dili şuurlu bir şekilde işleyerek toplumda bir farkındalık oluşturmaya çalışmıştır. Dilin millet hayatındaki yeri ve önemi, dilin insana bağlı bir değerler bütünü olarak kendi kurallarının olduğu, Türklük bilinci ve bu bilince ulaşmada aile kurumunun işlevi gibi pek çok özellik yazar tarafından fark edilmiştir. Yazmış olduğu hikâyelerde derin bir tarih bilinci ve sıradan insanların yaşamlarını konu edinmiştir. Edebiyatımızda Maupassant tarzı hikâyeciliğin en önemli temsilcisi durumundadır. Hikâyelerinde yaşantısının çeşitli devrelerindeki anılarından, tarihteki kahramanlık hikâyelerinden ya da dinlediği anlatı/olaylardan beslenmiş olduğu hemen dikkati çeker.
Bu parçada söz edilen yazar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ömer Seyfettin
B) Refik Halit Karay
C) Memduh Şevket Esendal
D) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
E) Halide Edip Adıvar

Cevap:A

11.I. Mesnevi, bir edebiyat terimi olarak aynı vezinde ve her beyti diğer beyitlerden bağımsız olarak kendi arasında kafiyeli bir nazım biçiminin adıdır.
II. Beyit sayısı sınırlı olup sadece aşk teması işlenir.
III. Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye hamse denir.
IV Mesnevinin bölümleri yoktur, bir bütün hâlindedir.
V. Mesnevi türünün ilk örneği Geçiş Dönemi’nde verilmiştir.
Yukarıdakilerden hangileri mesnevinin özelliklerinden değildir?
A) I ve IIB) II ve IIIC) II ve IVD) I ve IIIE) III ve V

Cevap:C

12.Sabah olmuştu() Kapının aralıklarında bembeyaz ışık çizgileri parlıyordu() O hiç böyle dalıp kalmaz() güneş doğmadan uyanırdı() Doğruldu() Yatağından atladı() Ayakkabılarını bulmadan yürüdü() Hızla kilidi açtı() Birdenbire açılan kapının dükkânı dolduran aydınlığı içinde palabıyıklı() yüksek kavuklu dizdarbaşını gördü()Arkasında keçe külahlı() çifte hançerli genç yardımcıları da duruyorlardı( )
Bu parçada ayraçla boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Sabah olmuştu(.) Kapının aralıklarında bembeyaz ışık çizgileri parlıyordu(.) O hiç böyle dalıp kalmaz(,) güneş doğmadan uyanırdı(.) Doğruldu(.) Yatağından atladı(.) Ayakkabılarını bulmadan yürüdü(.) Hızla kilidi açtı(.) Birdenbire açılan kapının dükkânı dolduran aydınlığı içinde palabıyıklı(,) yüksek kavuklu diz darbaşını gördü(.) Arkasında keçe külahlı(,) çifte hançerli genç yardımcıları da duruyorlardı(.)

13.1911 yılında Selanik ’te yayımlanan Genç Kalemler dergisinde yer alan “Yeni Lisan” makalesi, Türkçe ’nin sadeleştirilmesi konusunda yol açıcı bir metin olarak bilinmektedir. Öte taraftan bu makale Millî Edebiyat Dönemi’nin ilkelerini ortaya koyması bakımından da dikkate değerdir.
Bu parçada numaralandırılmış yerlerin hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Cevap:C

14.Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında, tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir aslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın pazılı, geniş omuzlu bir pehlivandı. On senedir bu karanlık içinde ham demirden dövdüğü kılıç namluları bütün Anadolu’da, bütün Rumeli’nde, serhat boylarında büyük bir nam kazanmıştı. Hatta İstanbul’da bile yeniçeriler, satın alacakları kamaların, saldırmaların, yatağanların üstünde “Amel-i Ali Usta” damgasını arıyorlardı.
Bu parçadaki fiilimsileri bulunuz. Fiilimsilerin türünü ve cümlede yüklendiği işlevi söyleyiniz.

Kırmızı olan sıfat fiil
Mavi olan zarf fiil
Turuncu olan isim fiil

Dar kapısından başka aydınlıkgirecek (sıfat-fiil)hiçbir yeriolmayan(sıfat-fiil) dükkânında, tek başına, gece gündüz kıvılcımlarsaçarak (zarf-fiil)çalışan(sıfat-fiil) Koca Ali, tıpkı kafesekonmuş(sıfat-fiil) terbiyeli bir aslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın pazılı, geniş omuzlu bir pehlivandı. On senedir bu karanlık içinde ham demirdendövdüğü(sıfat-fiil) kılıç namluları bütün Anadolu’da, bütün Rumeli’nde, serhat boylarında büyük bir nam kazanmıştı. Hatta İstanbul’da bile yeniçeriler, satınalacakları(sıfat-fiil)kamaların,saldırmaların(isim-fiil), yatağanların üstünde “Amel-i Ali Usta” damgasını arıyorlardı.

Sıfat fiil: Varlığı , nesneyi, kavramı sıfat yoluyla niteler.

Zarf fiil: fiilin nasıl-ne zaman-niçin yapıldığını belirtir.

İsim fiil: Fiillerin ifadesi için -fiillerin adı olarak kullanılır

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 81 Cevapları

1. Bir şair olsaydınız hangi konuda şiir yazardınız? Açıklayınız.

  • Aşk
  • Aile
  • Özlem
  • Ayrılık
  • Umut

2. Yüzyıllar boyunca bir milletin zevkini yansıtan şiir türlerinin değişmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Bunun nedeni elbette ki insanların yaratıldığından beri ortak duyguların da var olmasıdır. Yani ilk insanlarda aşk-ölüm-hasret-ayrılık-korku-doğa vs. karşısında belirli duygular taşıyorlardı. Bu yüzden insan var oldukça şiirin de varlığı ve ortak duyguları ifadesi var olacaktır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 82 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz koşukların temasını aşağıdaki tabloya yazınız.

1. Koşuk :Doğa ve bahar
2. Koşuk :
Aşk ve ayrılık
3. Koşuk :
Yiğitlik ve kahramanlık

2. Okuduğunuz koşukların ahenk unsurlarını (ölçü, kafiye, redif) bulunuz. Ahenk unsurlarının şiire katkısını değerlendiriniz.

1. Koşuk:7’li hece ölçüsü, r-yarım uyak, ildi redif
1. Koşuk:7’li hece ölçüsü, r-yarım uyak, ildi redif
3. Koşuk:7’li hece ölçüsü, ra-tam uyak, dımredif

3. Okuduğunuz koşuklardan yola çıkarak İslamiyet’ten önceki Türklerin yaşayışı ile ilgili hangi çıkarımlara ulaşılabilir?

  • Doğa ile iç içe oldukları
  • Doğaya ve tabiat olaylarına önem verdikleri
  • Yiğitlik ve kahramanlığın önemli olduğu

4. Koşuklarda kullanılan deyimleri bulunuz. Bu deyimlerin şiirin anlatımına katkısını değerlendiriniz.

Arslanlayu kökredim—Aslan gibi kükredim
Erkek tişi tirildi—bir araya geldiler.
Kaçmış kutug irtedim—aradım durdum
estetik bir ifade dilinin oluşmasını sağlamıştır. az sözle çok şey ifade etmeyi anlatılanlara mecazlı söyleyiş kazandırmıştır.

5. Okuduğunuz şiirlerde mübalağa ve teşbih yapılan yerleri tespit ediniz. Bunların şiirin anlamına katkısını değerlendiriniz.

Yağmur kipi kan saçar (Gözlerim) yağmur gibi kan(lı yaşlar) saçar
yağmur gibi kan(lı yaşlar) saçar- teşbih benzetme- gözlerinden yağmur gibi yaş akması mübalağa

Arslanlayu kökredim–
Aslan gibi kükredim: teşbih benzetme -aynı zamanda mübalağa

  • Söz sanatları şiire estetik bir dil kazandırır.
  • Şiirin etkileyiciliğini artırır.
  • Şiire imge ve mecaz kazandırır.

6. Şiirdeki kişinin öfkelenip savaşmasının sebebi ne olabilir? Tartışınız.

Cevap: Sevdiği bir kişinin öldürülmesi-evinin yağmalanması vs.

Etkinlik

1. Aşağıda verilen koşmaları okuduğunuz koşuklarla konu ve yapı bakımından karşılaştırınız. Benzer ve farklı yönleri yazınız.

Cevap: Konu ve temalar ortak. Benzer diyebiliriz. Yapı olarak da dörtlük nazım birimi ile yazılmışlar. Ölçü olarak yine hece ölçüsü kullanılmış ancak öncekiler 7’li idi bunlar ise 11’li ölçü ile yazılmışlar.

2.Duygu ve düşünceleri coşkulu bir dille anlatan şiirlere lirik şiir, doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir; yiğitlik, kahramanlık ve savaş temalarının işlendiği şiirlere epik şiir, bilgi vermeyi amaçlayan şiirlere didaktik şiir, toplumun aksayan yönlerini eleştiren şiirlere satirik şiir denir.

Okuduğunuz koşukların şiir türlerini aşağıdaki tabloya yazınız.

1. koşuk: pastoral
2. koşuk: lirik
3. koşuk: epik

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 83 Cevapları

1. Edebiyatın ve sanatın değişmez konularından biri olan ölüm hakkında neler düşünüyorsunuz?

Cevap:

  • Hiç şüphesiz dünya gerçekliğinin en önemlisi en acısı ölümdür. İnsanı etkileyen her şey sanatın ve edebiyatın konusu olacaktır.
  • Bu yüzden insanı en derinden etkileyen olayın ölümün de sanatta ve edebiyatta yeri büyüktür.
  • İki önemli şiirden örnek verelim.

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Aşık Veysel iki kapılı han olarak adlandırdığı dünyanın ikinci kapısı ölüm kapısı..

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber?
Necip Fazıl Kısakürek

Burada üstatNecip Fazıl Kısakürek ise ölümün ne derece doğal ve güzel bir durum olduğunu dini bir açıdan işlemiştir.

2. “Türkler arasında güzel sanatların ve şiirin kaynağı, bütün eski milletlerde olduğu gibi din kaynağıdır.” Nihat Sami Banarlı’nın bu sözünden hareketle dinin güzel sanatların ve edebiyatın ortaya çıkmasındaki etkisini değerlendiriniz.

Cevap:

İnsanoğlu var olduğu günden beri kendisinden daha güçlü olanlara karşı birtapınma ihtiyacıhissetmiştir. Bu da çeşitli evrelerden sonra bir inanışı veya dini doğurmuştur.Bu tapınma ihtiyacının doğurduğu materyaller aynı zamanda sanatında doğmasına yol açmıştır.İnsanoğlunun var oluşundan itibaren yaşama dair bütün değerleri bir şekilde din gibi sanata da yansımıştır. Bu açıdan Gombrich, sanatın başlangıcını insanlık tarihi ile eş tutar. İlk dönemlerden günümüze kadar aşama aşama, zaman ve mekanın el verdiği biçimde insan duyarlılığı olarak gelişim gösteren sanat, güzellik, estetik ve arayış duygularının bir sonucu olarak kendini göstermiştir. İlkel insanların mağara duvarlarına yonttukları çizgi ve resimler de sanat eseridir, Picasso’nun tabloları da…

Tarih boyunca din sanılanın aksine sanatın itici gücü olmuştur. Sanatçıda dinden esinlenerek birçok eser yaratmıştır. Dini konular sanat eserlerinde önemli yer tutarken, din adamları da sanatın ve sanatçının koruyucuları olmuşlardır.Tarihsel olarak geçmişten bugüne baktığımız zaman resim veya mimarlık gibi ölümsüz sanat eserlerinin neredeyse tamamı Tanrı’nın ya da Tanrı’ların adına yapılmıştır. Hinduizm, Taoizm, Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslâmgelenekleri arasında inanış ve dini ritüeller arasında önemli farklılıklar olmasına rağmen hepsinin kendi içlerinde sanatla aralarında sıkı bir ilişki olmuştur. Böylece sanat dinin habercisi ve simgesi olmuş, buna karşılık dinde sanatın gelişmesine katkıda bulunmuştur.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 84 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Sagu, bir kimsenin ölümünden sonra yapılan ve “Yuğ” adı verilen dinsel yas törenlerinde söylenen şiirlerdir. Nazım birimi dörtlük olan ve şekil olarak koşuğa benzeyen sagular, hece vezniyle söylenmiştir. Kafiye düzeni “aaab, cccb, dddb…” şeklindedir. Sagularda ahengi sağlamak için yarım kafiye, redif, aliterasyon ve asonanslardan yararlanılmıştır. Sagular 7’li hece ölçüsü ile yazılmıştır. Dîvânu Lu- gati’t-Türk’te sagu örnekleri bulunmaktadır. Sagular İslamiyet sonrasında divan edebiyatında mersiye, halk edebiyatında ağıt adını almıştır. Okuduğunuz sagu, Saka hükümdarı Alp Er Tunga’yı anlatmaktadır. Alp Er Tunga’nın Türk tarihi açısından önemi büyüktür. Alp Er Tunga, Türk destanlarında aynı isimle anılmaktayken “Şehname” adlı İran destanında Afrasiyab ismi ile tanınmaktadır. Alp Er Tunga, bölge halklarının dilinde meşhur olmuş ve edebî eserlerde yer bulmuş önemli bir şahsiyettir.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz şiirin biçim özelliklerini aşağıdaki tabloya yazınız.

Cevap: Nazım birimi dörtlük, vezni ise 7’li hece ölçüsüdür.

2. Okuduğunuz sagunun teması nedir?

Cevap: Alp Er Tunga’ya ağıttır.

3. Şairin felekten bu denli şikâyet etmesinin nedeni nedir? Açıklayınız.

Cevap: Şairin felekten bu denli şikayet etmesinin sebebi çok sevdikleri hükümdarları Alper Tunga’nın ölmesidir.

4. Şiirde insanların üzüntüleri nasıl tasvir edilmiştir?

Cevap: Kaygı ve kederden zayıflamışlar, bet ve benizleri sararmıştır. Üzüntüden yakalarını yırtıp çığlık atmaktadırlar.

5. Alp Er Tunga’nın özelliklerini okuduğunuz şiirden yola çıkarak tespit ediniz.

Cevap: Alper Tunga halkının çok sevdiği güçlü, yiğit,büyük bir devlet adamıdır.

6. Alp Er Tunga sagusunun sorularla başlamasının anlatıma etkisini değerlendiriniz.

Cevap: Alp Er Tunga sagusunun sorularla başlaması anlatımı güçlendirmiştir ve sanatlı yapmıştır.

7. Okuduğunuz şiirde şairin seslendiği kitle kimdir?

Cevap: Şair şiirde Saka Türklerine seslenmektedir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 85 Cevapları

1. Geçiş dönemi eserlerinde İslami öğelerin ve anlatımların ağır basmasının nedeni ne olabilir? Tartışınız.

Cevap: Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra yeni bir din ile birlikte yeni bir kültür ve uygarlık çevresine girmiş oldu.Geçiş dönemi (11-12.yy) eserlerinde İslami ögelerin ve islami anlatımların ağır basmasının sebebihalkaİslam dininin kurallarını öğretme, halkı bilgilendirme ve eğitme amacıdır.

2. İslamiyet’in Türk edebiyatına getirdiği yenilikler nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: İslamiyet ile birlikte Türk Edebiyatında dini ögeler ağır basmıştır. Arapça kelimeler dilimize girmiş ve bu da edebiyatımıza yansımıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 88-90 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Kutadgu Bilig’den okuduğunuz metinde özdeyiş niteliğinde olan cümleler bulunuz.

Boş söz bilgisizin ağzından çıkar; bilgisiz adama âlim hayvan der.
Boş ve densiz konuşan — ayak takımıdır; onun başını yiyen de bu boş sözlerdir.
Söz boş yere söylenirse, çok zarar getirir; söz yerinde söylenirse, faydalı olur.
Bilgili insanlar vücûtlarını yıpratırlar; bilgi ile avunurlar ve ruhlarını beslerler.
Sözün yeri sırdır; söz ondur, fakat biri söylenmelidir
Biri söylenebilir, dokuzunun söylenmesi yasaktır; yasak sözler aslında esâsında hep fenadır.
Çok dinle, fakat az konuş; sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.

2.

Yava sözlese söz neçe yas kılur
Eger sözleyü bilse agsı bolur

Bu beytin kafiye ve redifini bulunuz.

Kafiye: “ur” kafiye.
Redif: “l” redif.

3. “Atabetü’l Hakayık”a göre bilgili insanın özellikleri nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Bilgili insan Tanrıyı bilir, bilgili insanın edeplidir, sözü nasihat ve öğüt olarak bilinir.

4. Atabetü’l Hakayık’tan alınan metinde Edip Ahmet Yükneki’nin bilgiye verdiği değeri ifade eden mısraları belirleyiniz.

Bilgilig sözü pend nasihat edeb
Biligligni ögdi Acem hem Arab
Tavarsızka bilgi tükenmez tavar
Nesepsizke bilgi yirilmez neseb

Türkçesi ise:

Bilgilinin sözü öğüt, nasihat ve edebdir.
Bilgiliyi Acem de Arab da övdü.
Bilgi, malı olmayan için tükenmez bir hazinedir.
Bilgi, nesepsiz için yerilmez bir neseptir.

5. Okuduğunuz metinden alınan aşağıdaki beytin kafiyesini bulunuz.

Biri sözlegü ol tokuzu tıdıg
Tıdıg söz tüpi barça yıdıg

Kafiye: “ıg” çift ses benzerliğine dayalı tam kiafyedir.

6. Ahmet Yesevi’nin şiirlerinin içeriğinden yola çıkarak şiirlerine neden hikmet adını verdiğini belirleyiniz.

Cevap: Ahmet Yesevi, islamiyetin esaslarını, şeriatın hükümlerini, İslam’ı yeni kabul etmiş veya henüz kabul etmemiş Türklere öğretmek, tasavvufun inceliklerini ve tarikatın kurallarını telkin etmek için kaleme almış ve eserine “Hikmet” adını vermiştir. Ahmet Yesevi, yazdığı dörtlüklerde tasavvuf anlayışını öne çıkarmış, eserini bu mutasavvıf kimliğine uygun olarak yazmıştır. Tasavvufi içeriğinden dolayı da her dörtlüğe hikmet denmiştir. Hikmet, tasavvufi bir terimdir.

7. Ahmet Yesevi’nin, her dörtlüğün sonunda “yer altına girdim işte” demesinin sebebi ne olabilir? Açıklayınız.

Cevap: Her dörtlüğün sonunda “yer altına girdim işte” demesinin sebebi Ahmet Yesevi’nin Peygamberimize olan sevgisini ve bağlılığını göstermek içindir.Şair belli bir yaştan sonra yer altında niçin yaşadığını anlatmak için bu şiirini yazmıştır.Hatta 63 yaşından sonra yeryüzünde dolaşmayı O’nun sünnetine aykırı görüp, o yaştan sonraki ömrünü yer altında geçirmesi onun Peygamber sevgisinin bir göstergesi olarak kabul edilir. Dörtlüklerin son dizesinde de belirttiği gibi, Hz. Peygamberimiz (s.a.v) 63 yaşında toprağa girdi. Ben de bu yaştan sonra toprağın altında yaşamalıyım diyerek, kendisine toprak altında bir hücre yaptıran Ahmed Yesevi’nin o günlerde meydana gelen bir olay, şöhretinin bütün Türkistan havalisine yayılmasına vesile olmuştu.

8. Dîvânu Lugati’t-Türk’ün yazılış amacı nedir?

Cevap: Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.

9. Dîvânu Lugati’t-Türk’te yer alan dua bölümlerini tespit edip söyleyiniz.

Cevap: İlk paragrafta ve 5. paragrafta eserini sunduğu Ebu’l Kasım’a Abdullah için ettiği yerler dua bölümleridir.

10.Tanık gösterme; bir düşünceyi desteklemek ve inandırıcı kılmak için o düşünce alanında yetkin bilinen kişilerin görüşlerine yer vererek yapılan anlatımdır. Ayrıca metinde düşünceyi geliştirme yöntemlerinden de biridir.

Dîvânu Lugati’t-Türk’ten okuduğunuz metinde tanık gösterilen yerleri tespit edip savunulan düşünceye katkısını değerlendiriniz.

Cevap: Tırnak içinde gösterilen yerler tanık gösterilen yerlerdir. Tanık gösterme düşüncenin daha iyi savunulmasını ve kanıtlanmasını sağlar.

“Tanrı’nın devlet güneşini Türk burçlarında doğdurmuş olduğunu ve onların mülkleri üzerinde göklerin bütün tepelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne ilbay kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin idare yularını onların ellerine verdi. Onları herkese üstün eyledi, kendilerini hak üzere kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı onlardan yana olanı aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları dileklerine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin -ayak takımının- şerrinden korudu. Oklarının dokunmasından korunabilmek için aklı olana düşen şey bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek ve Türklerin gönlünü alabilmek için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp da onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur, bu adamla birlikte başkaları da sığınabilir.”

“Türk dilini öğreniniz çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır.”

“Türk Dilleri Kamusu” adını vererek yazdım. Kutsal yalvaç postunda oturan, Hâşim soyundan, Abbasoğlularından imam bulunan ulumuz, efendimiz Ebu’l Kasım Abdullah katına armağan ettim ki imanı olanların beyi ve Tanrı’nın halifesi olan Muhammedü’l Muktedi Bi-emrullah’ın oğludur. Tanrı onun durumunu sürekli yücelikte, ömrünü rahat ve gönçlük içerisinde uzun eyliye…”

ETKİNLİK

2.Karamanoğlu Mehmet Bey: “Şimden gerü hiç gimesne divanda, dergahda, bergahda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye”
Kaşgarlı Mahmut: “Derdini dinletebilmek ve Türklerin gönlünü alabilmek için onların dilleriyle konuşmaktan başka çare yoktur. Türk dilini öğrenmek vacip (çok gerekli) bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse akıl da bunu emreder. ”

Karamanoğlu Mehmet Bey ve Kaşgarlı Mahmut’un Türkçeye bakış açılarını değerlendiriniz.

Cevap: Karamanoğlu Mehmet Bey ve Kaşgarlı Mahmut Türkçeye çok değer vermişlerdir. Her ikisi de her nerede olursa olsun Türk dilinin kullanılmasını ve Türkçeden başka bir dil kullanılmamasını tembihlemişlerdir.

3.Ben bu kitaba hikmet, seci (nesirde yapılan kâfiye), atalar sözü, şiir, nesir gibi peylerle süs- liyerek hece harfleri sırasınca tertip ettim. İrdemen(beğensin) onu yerinde bulsun, arayan sarasında araşan diye her kelimeyi yerli yerine koydum; derinliklerini alana çıkardım; katılıklarını yumuşattım. Yıllarca birçok güçlüklere gögüs gerdim. Bu lügat kitabını baştan sonuna dek sekiz ayrımda topladım.
Dîvânu Lugati’t-Türk

Kaşgarlı Mahmut, sözlüğünü yazarken nasıl bir yöntem izlemiştir? Bunu, günümüz sözlükleriyle karşılaştırınız.

Cevap: Hece harfleri sırasına göre düzenlemiştir. Günümüz sözlüklerinde de kelimeler alfabetik sıraya göre düzenlenmiştir.

4.

Bilgilig sözü pend nasihat edeb
Biligligni ögdi Acem hem Arab
Tavarsızka bilgi tükenmez tavar
Nesepsizke bilgi yirilmez neseb

Yukarıda Atabetü’l Hakayık’tan, farklı birimlerle yazılmış metin parçaları verilmiştir. Bu durum Geçiş Dönemi eserlerinin hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır? Aşağıya yazınız.

Cevap: İslamiyet’in kabulü ile birlikte Türklerin toplumsal yaşamlarında etkili değişimler görülmüştür. Bu değişimler Türk edebiyatını da etkisi altına alarak edebiyatı dil, konu, ölçü ve biçim yönlerinde kendisini hissettirmiştir. Atabetü’l Hakayık’ta ise milli ölçümüz hece vezni kullanılmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 91 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıda verilen parçadaki yazım yanlışlarını bulunuz.

1903 senesi son baharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak Köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler. Kaza kaymakamı Salâhattin bey, Müddeiumumi ile Doktor’u yanına alarak ertesi günü tahkikata bizzat gitti. Candarma kumandanı izinli olduğu için yanlarında bir baş çavuş ve üç candarma neferi vardı. Siyah kuzu derisi kalpaklarından (ve Doktor’un fesinden) renkli yağmur suları süzülüyor, şakaklarında garip şekiller çizdikten sonra çenelerinin altında birleşerek göğüslerine damlıyordu. Yolun iki tarafındaki ıslak söğüt ve hayıt ağaçlarına düşen yağmur damlaları hafif melankolik bir tıpırtı çıkarıyor, atların kumlu yolda intizamsız izler bırakan ayakları gıcırtılı ve ezik sesler veriyordu. Köye yaklaştıkça yolun kenarlarındaki ağaçların cinsi değişti. Şimdi birçok yerlerde incir ve ceviz ağaçları, yolun kenarlarında koyu yeşil iki duvar gibi yükseliyor, hatta bazı yerlerde iri cevizler tabiyi bir kemer vücuda getiriyorlardı.

Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf

2. Aşağıda verilen cümlelerdeki isim tamlamalarını bulunuz.

Cevap: İsim tamlamaları kalın yazılı ve altı çizili şekilde gösterilmiştir.

• Her türlü öğüş, büyük iyilikler, güzel işlersahibi olanTanrı adı içindir.
Tanrı’nın devlet güneşiniTürk burçlarında doğdurmuş olduğunu veonların mülkleriüzerindegöklerin bütün tepelerinidöndürmüş bulunduğunu gördüm.
Türk diliniöğreniniz çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır.
• KitabaTürklerin görgülerini, bilgilerini göstermek için söylediklerişiir tanıklarınıserpiştirdim.
• And içerek söylüyorum ben, Buhara’nınsözüne güvenilir imamlarınınbirinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 92 Cevapları

1. Aşağıdaki Yunus Emre ve Karacaoğlan’a ait şiirlerde kullanılan aşk teması arasında nasıl bir fark vardır? Açıklayınız.

On parmağım şem’a ettim yandırdım
El yaradı yâre yaramadım ben
Nazlı yârim geçmiş derler buradan
Kör oldu gözlerim göremedim ben
Karacaoğlan

Aşık ki cana kaldı âşık olmaz
Canın terketmeyen ma’şuku bulmaz

Aşk pazarıdır bu canlar satılır
Satarım canımı hiç kimse almaz
Yunus Emre

Cevap: Yunus Emre aşkı ilahi aşktır, Karacaoğlan’ın aşkı ise beşeri aşktır.

2. Bildiğiniz bir ilahiden bir dörtlüğü aşağıya yazınız.

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar oldurur
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni

Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver anları
Bana seni gerek seni

Yunus’durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni

(Yunus Emre)

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 93-94 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz şiirin ilk dörtlüğündeki ahenk unsurlarını tespit edip tabloya yazınız.

Ölçü :8’li hece ölçüsü
Kafiye :“I” yarım kafiye
Kafiye Şeması :abcd / dddb / eeeb / fffb / gggb….
Nakarat:Selam olsun
Nazım Birimi: Dörtlük

2. “Yakasız gömlek” ifadesiyle anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.

Cevap: Yakasız gömlek ifadesi ile kefenden bahsedilmektedir. Allah yolundan hiçbir şekilde dönmeyeceğini söylememiştir.

3. Okuduğunuz şiirde samimi bir anlatım oluşmasına etki eden etmenler nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Dilin sade, üslubun yalın olması şiirin samimi bir anlatıma kavuşmasını sağlamıştır.

4. İslami anlayışla yazılan bu şiirdeki İslamiyet’e ait kavramlar nelerdir?

Cevap: İslami anlayışla yazılan bu şiirde hayır duası, sela, namaz İslamiyet’e ait kavramlardır.

5. Okuduğunuz şiirdeki tasavvuf anlayışının yansımaları nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Yunus Emre’nin kendisini Allah yoluna adamsı tasavvuf anlayışının yansımalarıdır.

6. Okuduğunuz ilahide Yunus Emre’yi en iyi ifade eden dizeler hangisidir? Açıklayınız.

7.Şol cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Yunus Emre

Yunus Emre’nin şiirleri, sözleri, ilahileri halk tarafından ezberlenmiş ve mevlitlerde, kutsal günlerde okunmuştur. Yunus Emre’nin halk tarafından bu kadar kabul görmesinin ve halka mal olmasının nedeni nedir? Açıklayınız.

Cevap: Yunus Emre’nin halk tarafından bu kadar kabul görmesinin ve halka mal olmasının nedeni duygularının içten, dilinin sade ve üslubunun yalın olmasıdır.

8. Okuduğunuz şiirde basit görünen ama gerçekte derin anlamlı olan dizelerden örnekler veriniz.

Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun

***

Eceli gelenler gider
Hepsi gelmez yola gider

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 95 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Bektaşi tarikatının kurucusu Hacı Bektaş Veli’dir. Resimlerde Hacı Bektaş Veli’nin bir elinde aslan, diğer elinde geyikle tasvir edilmesini tasavvuf düşüncesinden yola çıkarak yorumlayınız.

Cevap: Hacı Bektaş Veli’nin kucağında arslan ve ceylanla tasvir edilen resminde Hacı Bektaş Veli’nin farklı dillerden, farklı kökenlerden ve kültürlerden gelen insanları bir bilen; ceylanla arslanı dost olarak kucaklayan bu anlayışa sahip olduğunu görüyoruz. Hacı Bektaş Veli Anadolu’nun zengin kültür mozaiğini bozmadan; parçalamadan; farklılıklarıyla; sevgi ve hoşgörü temelinde biraraya getirerek ve tasavvufla yoğurarak, Anadolu Alevi ve Bektaşiliği’nin doğmasına öncülük etmiştir.

2. Dinî-tasavvufi Türk edebiyatı şairlerinin kaygusuz, abdal, pir, figani, kul, dertli gibi mahlaslar kullanmalarının nedeni ne olabilir? Tartışınız.

Cevap: Bu tür şairler genelde tekkelerden lakaplarıyla tanınmaktadır ve öyle anılmaktadır. Örneğin Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan gibi…

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 96 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Nefes, Bektaşi âşıklarınca yazılan tasavvuf konulu şiirlerdir. Genellikle hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıplarıyla yazılır. Nazım birimi dörtlüktür. Diğer tasavvuf kollarındaki ilahinin karşılığıdır. Bunun yanı sıra Bektaşi âşıklarınca söylenmiş naat ve Hz. Ali methiyelerine de nefes adı verilir. Nefeslerde tasavvuftaki “vahdetivücud” anlayışı anlatılır. Nefeslerde gösterişsiz, alçak gönüllü ve alaycı bir üslup dikkati çekmektedir. Nefes; ayinlerde, saz eşliğinde, kendine özgü bestesiyle okunur. Dervişler; ilahide olduğu gibi ilahi aşk, bu yolda çekilen acılar, Allah’a ulaşma yolları, mürşide duyulan hayranlık, müritliğin adabı üzerine de nefesler düzenler.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Abdal Musa olarak anılan kişi kimdir, özellikleri nelerdir? Kaygusuz Abdal bu kişiyi neden övmektedir?

Cevap: Abdal Musa 14. yüzyılda yaşamış olan Türk ereni. Ahmed Yesevi dervişlerinden Hacı Bektaşi Veli mensubudur.

2. Okuduğunuz şiirde tasvir edilen tekke nasıl bir yerdir, kimler buraya gelmektedir?

Cevap: Şiirde tasvir edilen tekke Anadolu dervişlerinin geldiği, tüccarların gelip konakladığı, açların doyurulduğu, Abdal Musa’ya mürit (aşık) olmak isteyenlerin geldikleri bir yerdir.

3. Okuduğunuz şiiri şaire yazdıran duygu nedir? Açıklayınız.

Cevap: Piri Abdal Musa’ya duyulan sevgi ve hayranlıktır.

4. Bu şiiri aşağıdaki ahenk unsurlarına göre değerlendiriniz. Bu unsurların şiirin anlatımına katkısını açıklayınız.

Cevap:

Ölçü: 11’li hece ölçüsü

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 97 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Bildiğiniz bir mâniyi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Oğlum yiğittir merttir
Düşman başına derttir
Allah eksik etmesin
Muhtaçlara cömerttir

2. Halk kültüründe duygu ve düşüncelerin genellikle manzum olarak anlatılmasının nedeni nedir? Tartışınız.

Manzumeler daha çok ders veren, eğitici, öğretici, etkileyici konulardır. Manzum eserler uyaklı, didaktik olduğu için halk kültüründe duygu ve düşüncelerin genellikle manzum olarak anlatılmıştır.

Kafiye ve redifleri:

a-Beglerimüz elvan gülün üstine,
b-Aglar gelür şahum Abdal Mûsâ’ya.
a-Urum abdalları postun egnine,
b- Baglar gelür şahum Abdal Mûsâ’ya.

“-ne”: redif ,-“-i” : yarım kafiye
“-lar gelür şahum Abdal Musa’ya” :redif ; “ag”: tam kafiye
c-Urum abdalları gelür dost deyü,
c-Egnimüzde aba hırka post deyü,
c-Hastaları gelür derman isteyü,
b-Saglar gelür şahum Abdal Mûsâ’ya.

– deyü redif : ost: zengin uyak
-lar gelür şahum Abdal Musa’ya:redif

d-Hind’den bazergânlar gelür yayunur,
d-Pişer lokmaları açlar doyunur,
d-Âşkları gelür bunda soyunur,
b-Erler gelür þahum Abdal Mûsâ’ya

-unur : redif , “y” yarım uyak
-lar gelür şahum Abdal Musa’ya:redif

Meydanında dara durmuş gerçekler,
Çalınur koç kurbanlara bıçaklar,
Dögilür kudüm açılur sancaklar,
Tuglar gelür şahum Abdal Mûsâ’ya.

-ler-lar : redif , “-k” yarım uyak
-lar gelür şahum Abdal Musa’ya:redif

Benüm bir istegüm vardur Kerim’den,
Münkir bilmez evliyânun hâlinden,
Kaygusuz’am ayrı düşdüm pîrimden,
Aglar gelür şahum Abdal Mûsâ’ya

-den : redif , uyak yok
-lar gelür şahum Abdal Musa’ya:redif , “g” yarım uyak

Edebi Sanatlar:

Nazım Birimi: Dörtlük

Kafiye Şeması: abab/ cccb/dddb/eeeb

ETKİNLİK

1. Duygu ve düşünceleri zarafet (çekici, hoşa giden) ölçüleri içinde söylemek nefesin en belirgin özelliğidir. Bu bilgiye göre zarafetle söylenen bölümleri tespit ediniz.

Cevap:

Hind’den bezirgânlar gelür yayınur
Pişer lokmaları açlar doyunur
Âşıkları gelir bunda soyunur
Erler gelür şahum Abdal Musa’ya

2. Aşağıdaverilen metni okuyunuz. Kaygusuz Abdal’ın elindeki dünyevi imkânları bırakarak bir tekkeye derviş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybi, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur. Yaralı geyik kaçar, Gaybi arkasından kovalar. Geyik Abdal Musa’nın tekkesine girer, arkasından Gaybi de girer, dervişlerden geyiği sorar. Dervişler geyiği görmediklerini söylerler. Tekkenin şeyhi Abdal Musa gelir koltuğunun altından kanlı oku çıkararak Gaybi ’ ye verir. Gaybi okunu tanır ve Abdal Musa’ya bağlanır. Alanya beyi oğlunu tekkeden kurtarmak ister ama Gaybi, Musa’dan ayrılmaz. Bütün dünya saltanatını bırakıp derviş olur.

Cevap: Kaygusuz Abdal’ın elindeki dünyevi imkânları bırakarak bir tekkeye derviş olması onun kendisini ve hayatını Allah yoluna adadığını gösterir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 97 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Bildiğiniz bir mâniyi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Oğlum yiğittir merttir
Düşman başına derttir
Allah eksik etmesin
Muhtaçlara cömerttir

2. Halk kültüründe duygu ve düşüncelerin genellikle manzum olarak anlatılmasının nedeni nedir? Tartışınız.

Manzumeler daha çok ders veren, eğitici, öğretici, etkileyici konulardır. Manzum eserler uyaklı, didaktik olduğu için halk kültüründe duygu ve düşüncelerin genellikle manzum olarak anlatılmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 98 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz mânilerde gerçek anlamı dışında kullanılan sözcük ya da söz öbeklerini bulunuz.

Cevap: aklım ermiyor, vermiyor, ciğerden yaralıyım,her gelen bir gül ister/ sahipsiz bağlar gibi, yıkıldı viran gönlüm, yapacak ustası yok, gönlüm nere kaçarsın…

2. Okuduğunuz mânilerin ahenk unsurlarını (ölçü, durak, kafiye, kafiye düzeni, redif, ses ve söyleyiş) tespit ediniz.

Kuş kafese / girmiyor
Buna aklım / ermiyor
Hiç boşuna / ah çekme
Annem beni / vermiyor

Ölçü:7’li hece ölçüsü
Durak:4+3 duraklı (mani üstünde de / ile gösterildi)
Kafiye: “r” yarım kafiye
Redif:“-miyor”
Ses ve Söyleyiş:Sade, yalın bir halk dili kullanılmıştır.

**********

Bayburt’a giden yollar
Uzadıkça uzarlar,
Geçme bizim kapıdan
Eller bana kızarlar.

Ölçü:7’li hece ölçüsü
Durak:Düzensiz durakları var
Kafiye:“lar” zengin kafiye
Redif:Bu manide redif yok.
Ses ve Söyleyiş:Sade, yalın bir halk dili kullanılmıştır.

**********

Dağ bana
Bahçe sana/ bağ bana
Değme zincir /kâr etmez
Zülfin teli/ bağ bana

Ölçü: Serbest
Durak:Düzensiz durakları var
Kafiye: “bağ bana” cinaslı kafiye
Redif:yok
Ses ve Söyleyiş:Sade, yalın bir halk dili kullanılmıştır.

**********

Karaca
Aldım aşkın tüfeğin
Vurdum birkaç karaca
Dünyada bir yâr sevdim
Kaşı gözü karaca

Ölçü: 7’li hece ölçüsü
Durak:Düzensiz durakları var
Kafiye:“karaca” cinaslı kafiye
Redif: yok
Ses ve Söyleyiş:Sade, yalın

**********

Ağlarım çağlar gibi
Derdim var dağlar gibi
Ciğerden yaralıyım
Gülerim çağlar gibi
Her gelen bir gül ister
Sahipsiz bağlar gibi

Ölçü: 7’li hece ölçüsü
Durak:Düzensiz durakları var
Kafiye:“karaca” cinaslı kafiye
Redif: yok
Ses ve Söyleyiş:Sade, yalın

**********

Ne viran çeşme imiş
Su içecek tası yok
Yıkıldı viran gönlüm
Yapacak ustası yok
Şu vefasız dünyanın
Ucu var ortası yok

Ölçü: 7’li hece ölçüsü
Durak:Düzensiz durakları var
Kafiye:“karaca” cinaslı kafiye
Redif: yok
Ses ve Söyleyiş:Sade, yalın

3. Okuduğunuz mânilerin temasını tespit edip aşağıdaki tabloya yazınız.

Mâni Türü 1. Mani Tema 2. Mani Tema

Düz Mâni Kavuşma isteği istek

Kesikli Mâni Aşk sevgili

Yedekli Mâni Dert Vefasızlık

4. Okuduğunuz mânilerde asıl duygu ve düşünce hangi dizelerde ifade edilmiştir? Bu bölümlerin dışında kalan dizelerin işlevi nedir? Açıklayınız.

Cevap: 3.ve 4. dizelerde ifade edilmiştir. Bu bölümlerin dışında kalan dizeler asıl söylenmek istenene bir hazırlık dizeleridir diğer adıyla doldurma dizeleridir.

5. Mânilerin halk kültüründe nasıl bir yeri vardır? Okuduğunuz mânilerden yola çıkarak düşüncelerinizi söyleyiniz.

Cevap: Mânilerin halk kültüründe önemli bir yeri vardır. İnsanlar maniler sayesinde aşklarını, acılarını, özlemlerini, sevgilerini dile getirmiştir.

ETKİNLİK

Aşağıda verilen mânileri tamamlayınız.

Ayva külde pişer mi?
Gül yanaktan düşer mi?

Sen orada ben burda
Bana gülmek düşer mi?

**********

Şu dağlar garip dağlar
İçinde garip ağlar

Kimse garip olmasın
Garip için kim ağlar

**********

Sarardı
Bağda güller sarardı

Sen benim namert kolum
Ne güzeller sardı

**********

Dağlar dağladı beni
Gören ağladı beni

Ayırdı zalım felek
Derde bağladı beni

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 99 Cevapları

Metne Hazırlık

1. İnsanı en çok etkileyen duygu sizce hangisidir? Anlatınız.

Cevap: İnsanı en çok etkileyen duygu bence aşktır. İnsan aşık olunca tüm hayatı etkilenir ve değişir.

2. En sevdiğiniz türkü hangisidir? EBA’dan bir türkü dinleyiniz. Türkü ile ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.

Cevap: Benim en çok sevdiğim Çanakkale Türküsüdür.

Çanakkale Türküsü

Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Ana ben gidiyorum düşmana karşı, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde bir uzun selvi,
Kimimiz nişanlı, kimimiz evli, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde bir kırık testi,
Analar babalar ümidi kesti, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale üstünü duman bürüdü,
On üçüncü fırka harbe yürüdü, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale elinde toplar kuruldu,
Vay bizim uşaklar orda vuruldu, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez,
Al kan olmuş suları bir tas içilmez, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale’den çıktım yan basa basa,
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale’den çıktım başım selamet,
Anafarta’ya varmadan koptu kıyamet, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde sıra söğütler,
Altında yatıyor aslan yiğitler, off, gençliğim eyvah!”
Anonim

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 100 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1.Söğüdün yaprağı narindir narin,
İçerim yanıyor, dışarım serin,
Zeynep’i ettiler bu hafta gelin.

Bu dizelerdeki kafiyeleri bulunuz.

Kafiye: “in”

2.Zeynep’in alı var, alı neylesin?
Al yanak üstüne şalı neylesin?
Bu âşıklık varken malı neylesin?

Bu dizelerdeki redifleri bulunuz.

Redif: “neylesin”

3. Bir türküde her bölümden sonra tekrarlanan bölüme nakarat denir. Okuduğunuz türküde nakarat bölümünü bulunuz. Nakarat bölümünün şiirin anlamına katkısını değerlendiriniz.

Cevap: Zeynep ile başlayan dizeler nakarattır. Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim, Üç köyün içinde şanlı Zeynebim. dizeleri nakara bölümüdür.

4. Okuduğunuz şiirde “Zeynep” nasıl tasvir edilmiştir? Açıklayınız.

Cevap: Narin ve al yanaklı olarak tasvir edilmiştir.

5. Metinde söyleyici ile hitap edilen kişi arasındaki ilişkiyi dizelerden örneklerle belirtiniz.

Cevap: Söyleyici seven, hitap edilen kişi sevilendir.

6. Metnin temasını bulunuz.

Cevap: Metnin teması aşktır.

7. Okuduğunuz şiirin dil ve anlatımını değerlendiriniz.

Cevap: Şiirin dili sade, anlatım yalındır.

ETKİNLİK

1. Türkülerin genellikle bestelenip söylenmesi, türkünün hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?

Cevap: Türkülerin halk kültüründen beslenmesinden dolayıdır.

2. Aşağıdaki türkülerin konularını tespit edip altlarına yazınız.

Turna gidersen Mardin’e
Turna yâre selam eyle
Karlı dağların ardına
Turna yâre selam eyle
Aşık Kerem

Cevap: Özlem.

Girdim dostun bahçesine
Hayran oldum o dallara
Çiçeklerin rayhasına
Hayran oldum o dallara
Aşık Veysel

Cevap: Sevgi.

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Göklere erişti figanım ahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Aşık Daimi

Cevap: Acı.

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışım çözülmüyor Mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban
Abdurrahim Karakoç

Cevap: Aşk.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 101 Cevapları

Metne Hazırlık

1. İslamiyet’ten önce Türklerdeki ozan, baksı, kam ile günümüz âşıkları arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.

Türk müzik ve edebiyatının bilinen en eski sanatçı zümresini oluşturan ozanlar, zaman içinde değişen koşullarla birlikte aşık ismini almış ve daha önce sorumluluk alanında olan hekimlik ve din adamlığı gibi pek çok görevi yine zaman içinde ortaya çıkan karakterlere vermişlerdir. Günümüz aşıkları sözlü edebiyat geleneğindeki ozanların İslamiyet sonrasındaki devamı niteliğindedir ve bu aşıklar,bulundukları yörenin he şairi hem müzisyeni olarak önemli bir yere sahiptirler.

2. Koşmalar genellikle hangi konularda söylenir? Açıklayınız.

Cevap: Aşk, ayrılık, gurbet, tabiat, kahramanlık, yergi…

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 102-103 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz koşmada kullanılan deyimleri tespit ediniz.

Cevap: Ölümden çok çektim beter ayrılık, Sevdiğim gözüme tüter ayrılık.

2. Okuduğunuz koşmanın aşağıda verilen özelliklerini belirleyerek tabloya yazınız.

Ölçü: 11’li hece ölçüsü.
Nazım Birimi: Dörtlük.
Tema: Aşk.

3. “Ötüşür bülbüller gonca gülicek” dizesindeki edebî sanatı bulunuz.

Cevap: Kişileştirme sanatı vardır.

4. Okuduğunuz şiirde “melil melil” ikilemesinin şiirin anlamına nasıl bir katkısı olmuştur? Değerlendiriniz.

Cevap: Anlamı güçlendirmiş ve ve duyguyu pekiştirmiştir.

5. Okuduğunuz şiir hangi koşma türüne girmektedir? Açıklayınız.

Cevap: Güzelleme türüne girer.Güzelleme,Âşık edebiyatında insan ve doğa güzelliklerini işleyenkoşma nazım şeklinin bir türüdür. Güzellemelerde genellikle âşık olunan kadın, kız, gelin, tabiat güzellikleri (dağ, ağaç, hayvan, çiçek vb.)gibi konular işlenir.

6. Karacaoğlan’ın “Zeyneb’im, Yol Ver Dağlar Yol Ver, Turnam, Seher Yıldızı, Nazlı Yardan Bana Bir Haber Geldi, Kömür Gözlüm” gibi yüzlerce şiiri bestelenip türkü olarak söylenmiştir. Karacaoğ- lan’ın şiirlerinin bestelenmesi bu şiirlerin hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır? Açıklayınız.

Cevap: Karacaoğlan’ın şiirlerinin bestelenip türkü yapılması şiirlerinin sözlü geleneğe dayalı olmasından kaynaklanmaktadır.

7. Okuduğunuz koşmanın dil ve anlatım özelliklerini belirleyiniz. Buradan hareketle koşmanın ait olduğu edebi dönem hakkında çıkarımlarda bulununuz.

Cevap: Yalın, sade bir halk dili kullanılmıştır. Koşmalar İslamiyet öncesi sözlü edebiyat geleneği ürünü olan koşukların devamı niteliğindedir.

Aşağıdaki koşmaların türlerini tespit edip altlarına yazınız.

Eğerleyin kır atımın ikisin
Fethedeyim düşmanların hepisin
Sabah namazında Bağdat kapısın
Allah Allah deyip açtı Genç Osman
Kul Mustafa

Cevap: Koçaklama.

Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim
Serdari

Cevap: Taşlama.

Yarap bu ne ölüm bu nası zulum
Ah edip de ağır başlar ağlıyor
Çiçeği burnunda solan bu gülüm
Toprağa karışan saçlar ağlıyor
Efkari

Cevap: Ağıt.

Gel dilberim kan eylenle
Seni kandan sakınırım
Doğan aydan esen yelden
Seni günden sakınırım
Âşık Ömer

Cevap: Güzelleme.

Aşağıda verilen şiirdeki isim tamlamalarını bulunuz. Bunların türünü tespit ediniz.

Kaç olta kırdımbalık avında
Kaç ip kestimidam sofrasında
Kaç yılı aradan kaydırdım
Takvim hesabında
Kaç kulaç su geçtim
Kurban töreninde
Sezai Karakoç / Hızırla Kırk Saat

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 104 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Divan şiirinden alınan aşağıdaki beyitleri okuyunuz. Bu beyitlerle anlatılmak isteneni söyleyiniz.

Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır.
Fuzûli

Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
Öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim.
Ahmed Paşa

Cevap: Bu beyitlerde sevgiliye duyulan aşk dile getirilmektedir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 105-106 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Gazele hâkim olan duygu nedir? Açıklayınız.

Cevap: Gazele hâkim olan duygu sevgiliye duyulan aşktır.

2. Okuduğunuz gazelde teşbih ve mübalağa sanatlarına örnek gösteriniz.

Teşbih: Süzme çeşmin, gelmesün müjgân müjgân üstüne (Kirpikler oka benzetilmiştir.)

Mübalağa: Rîze-i elmâs eker, her açtığı zahme o şûh

3. Okuduğunuz gazelin sizce en güzel beyti hangisidir? Açıklayınız.

Süzme çeşmin, gelmesün müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-i sîneme, peykân peykân üstüne

Türkçesi: Ey sevgili! Gözlerini süzme ki, kirpik kirpik üstüne gelmesin; böylece bağrımda (gönlümde) açtığın yaraya ok üstüne ok atmış olma (üst üste kirpikler; üst üste ok demektir).

4. Okuduğunuz beyitte kullanılan redifin anlatıma katkısını değerlendiriniz.

Cevap: Redif: Mısra sonlarında bulunan aynı görevdeki ses, ek ve kelime tekrarlarıdır. Redif şiirde ahengi sağlayan unsurlardan bir tanesidir. Redifin anlama katkısı ise şiirin söyleyiş ve anlam gücünü kuvvetlendirmesidir.

5. Rasih, sevgilisini nasıl tasvir etmiştir? Bu sevgilinin ne tür özellikleri vardır?

Cevap: Rasih sevgilisini kirpiklerini oka benzetmiştir. Sevgili aşığını acı çektirir ve ona her zaman zulmeder.

6. Okuduğunuz gazelin aşağıdaki yapı özelliklerini tabloya yazınız.

Nazım Birimi: Beyit.

Matla Beyti: Başlangıç beyiti.

Süzme çeşmin, gelmesün müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-i sîneme, peykân peykân üstüne

Makta Beyti: Divan şiirinde sözün ve şiirin bittiği beyit anlamındadır. Makta beyti o nedenle genellikle şiirin en son beytidir.

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e, bühtân bühtân üstüne

Mahlas Beyti: Şairin lakabının, mahlasının kullanıldığı beyittir.

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e, bühtân bühtân üstüne

ETKİNLİK

1. Metin ve türle ilgili açıklamalarda verilen bilgilerden hareketle incelediğiniz gazellerde kullanılan mazmunları bulunuz. Bu mazmunların şiirde nasıl kullanıldığını belirleyiniz.

Cevap: Anlam, kavram manalarına gelir. Edebiyatta, özellikle Divan Edebiyatı’nda bazı kavramları ifade etmek için kullanılan klişeleşmiş(kalıplaşmış) sözlere verilen addır. Mazmunlar benzetmeli, cinaslı ve nükteli sözlerdir.

Nergis: Göz
Badem: Göz
Keman: Kaş
Ok: Kirpik
Servi: Boy
Serv-i Revan: Yürüyen sevgili
Gonca: Dudak, ağız
Yılan: Saç
Gece: Saç
İnci: Diş

2. Okuduğunuz şiirde beyitlerin yeri değiştirildiğinde gazellerin anlamında bir değişme meydana geliyor mu? Açıklayınız.

Cevap: Şiirde beyitlerin yeri değiştirildiğinde gazellerin anlamında bir değişme meydana gelmez. Çünkü her beyit kendi içinde anlamlıdır ve diğer beyitlerden bağımsızdır.

3.Attila İlhan, “Hangi Edebiyat” isimli eserinde şöyle demektedir: “Râsih’in ünlü gazeli, Türk şiirinin geleneksel ahengini en tumturaklı şekliyle hissettiren görkemli gazellerindendir; ilk defa 1943’te mi, 44’te mi ne, okuyup çarpılmıştım, yarabbi ne yaman bir sesti o.” dedikten sonra gazelin beş beytini de eserine alır ve “Yattığın yer nur olsun Râsih efendi!” diyerek sözlerini tamamlar.Okuduğunuz gazel sizi nasıl etkiledi? Anlatınız.

Cevap: Bu gazel beni çok etkiledi. Aşığın sevgilisine duyduğu sevgiyi çok güzel bir şekilde anlatmıştır.

Dilbilgisi

1. Aşağıda verilen parçadaki ayraçla bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

İlk şafakta(,)ilk aydınlıkta Aygır yılkılıkları ovaya çekti(.)Topluluk karın kısmen az olduğu yamaçtan aşağı kayıyordu(.)Aygır önde idi(.)Birden duruverdi(.)Yanına yaklaşan atlar da duruverdiler(.)Biraz ötelerindeki leşi gördüler(.)Çilkır(‘)ın leşiydi bu(…)Rahatça(,)korkusuzca uyuyor gibiydi(.)Ayaz(,)bacaklarını(,)boynunu germişti(.)Karda benek benek kan izleri görünüyordu(.)

Abbas Sayar, Yılkı Atı

2. Aşağıda verilen parçadaki yazım yanlışlarını bulunuz.

Bütün cihanın bilmesi lazımdır ki Türk Halkı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onunhukümeti, uşak muamelesinetahamüledemez. Her medenî millet ve hükümet gibi varlığının, hürriyet ve istiklâlinin tanınması talebinde kesin olarak ısrar etmektedir. Ve bütündavasıdabundan ibarettir… Yüksek heyetinizin başkanı olarak beyan ederim ki biz savaş değil, barış istiyoruz. Eğer Yunan ordusunun bizi, bu meşru, bu haklı davamızdan vaz geçirebileceği düşünülüyorsa, bu mümkün değildir.

Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman

Cevap: Kelimelerin hükümeti, tahammül,davası da şeklinde yazılması veya düzeltilmesi gerekmektedir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 107 Cevapları

1. Divan şiirinden alınan aşağıdaki beyitleri okuyunuz. Ne anlatılmak istendiğini söyleyiniz.

Âvâzeyi bu âleme Davûd gibi sal
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Bâki

Baki gider endişe-i dünyayı gönülden
Değmez bu kadar rağbete bu menzil-i fani
Bâki

Cevap: 1. beyitte: Bu âleme Hz. Davud gibi bir ses bırak, çünkü bu dünyada kalıcı olan güzel bir sestir. 2. beyitte: Bâkî dünya düşüncesini gönülden sil, bu ölümlü konak yeri bu kadar rağbete değmez. Baki her iki beyitte de yaşadığımız dünyanın gelip geçiciliğinden ve insan ömrü çok kısa olmasından bahseder.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 108 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz şiirin teması nedir?

Cevap: Şiirin teması sevgiliye sitemdir.

2. Okuduğunuz şiirde tasvir edilen kişi nasıl biridir? Açıklayınız.

Cevap: Tasvir edilen kişi yani sevgili aşığına zulmeden

3. Şiirde söyleyici kime hitap etmektedir?

Cevap: Şiirde söyleyici sevgiliye hitap etmektedir.

4. Aşağıda verilen beyitlerdeki edebî sanatları bulunuz.

Yûsuf gibi ‘ izzetde sen Ya’ kûb-veş mihnetde ben
Dil sâkin-i Beytü’l-hazen tenhâlara saldun beni

Bâki-sıfat virdün elem itdün gözüm yaşını yem
Kıldun garîk-i bahr-i gam deryâlara saldun beni

Teşbih: Yûsuf gibi ‘ izzetde sen Ya’ kûb-veş mihnetde ben

Mübalağa: Kıldun garîk-i bahr-i gam deryâlara saldun beni

5. Şiirde ahenk unsurlarından aşağıdaki tabloda verilenlere örnekler yazınız.

Kafiye: “sevdâ, sahrâ, ferdâ, tenhâ, deryâ” a sesleri kafiye.
Redif: “saldun beni”
Aliterasyon: “l” sesleri. Baki’nin dizelerinde “l” ünsüzünün tekrar edildiği dikkati çekmektedir.

6. Metindeki açık ve örtük iletilere örnekler göstererek bunların metnin anlatımına katkısını söyleyiniz.

Cevap: Metindeki açık ve örtük iletiler metnin anlatımını zenginleştirmiştir.

Etkinlik

Daha önce incelediğiniz Rasih’in şiiri Gazel-I ile Bâki’nin şiiri Gazel-II’yi aşağıda verilenlere göre karşılaştırınız.

Rasih – GAZEL-I Baki – GAZEL-II

Gazel Türü (Konu bakımından) Aşıkane Gazel Rindane Gazel

Kafiye Şeması aa, ba, ca, da, ea aa, ba, ca, da, ea

Dil ve Üslup Süslü ve sanatlı dil Süslü ve sanatlı dil

Hitap Edilen Kişi Sevgili Sevgili

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 109 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Hz. Muhammed’in (S.A.V.) edebiyatımızda konu olarak önemli bir yer teşkil etmesinin nedeni nedir? Açıklayınız.

Cevap: Hz. Muhammet’in (S.A.V.) edebiyatımızda konu olarak önemli bir yer teşkil etmesinin nedeni şüphesiz ona duyulan sevgi, samimi aşk ve bağlılıktır. Bu sevgi ve bağlılığın bir sonucu olarak Hz. Peygamber’in doğumu, büyümesi, evlenmesi, mi’racı, savaşları, mucizeleri ve vefatı asırlar boyunca sürekli günümüze kadar işlenegelmiştir. Başta naatlar olmak üzere Peygamber sevgisini işleyen pek çok edebi eser kaleme alınmıştır.

2. Sizden bir kaside (övgü şiiri) yazmanız istenseydi bu kasideyi kim hakkında yazardınız?

Cevap: Bu kasideyi en çok sevdiğim kişiiçin yazardım.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 111-112 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz kasideden dua, fahriye ve methiye bölümüne örnek veriniz.

Dua: Şairin şiir yazdığı kişi için Allah’tan mutluluk ve yücelik dilediği, dua ettiği bölümdür. Kasidenin31-32. beyitleri dua bölümüdür.

Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda Rûz-i Haşr
Eşk-i hasretten tökende dîde-i bîdâre su

Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâre su

Methiye: Adına kaside yazılan din ve devlet büyüğünün övüldüğü esas bölümdür. Kasidenin17-29. beyitleri arası methiye bölümüdür.

Seyyid-i nev’i beşer deryâ-yı durr-i istıfâ
Kim sepepdür mu’cizâtı âteş-i eşrâre su

Kılmağ içün tâze gülzâr-i nübüvvet revnakın
Mu’cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su

Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffare su

Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
Barmağından virdüği şiddet günü Ensâr’e su

Dostı ger zehr-i mâr içse olur Âb-i Hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâre su

Fahriye: Şairin kendisini övdüğü bölümdür. Kasidenin30. beyiti fahriye bölümüdür.

Yümn-i na’tünden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü’lü-i şehvâre su

2. Aşağıdaki tabloda verilen beyitlerdeki edebi sanatları bulup yazınız.

15. Beyit:

İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağunun mîzacına gire kurtare su

Günümüz Türkçesi:
Gül, bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor. Su, gül dalının damarlarına girerek bülbülü bundan kurtarsın.

Edebi sanatlar

Telmih: Gül ile bülbülün aşkı.
Hüsn-i talil: Gülün kırmızılığını bülbülün kanından alması.
Tevriye:“Reng” kelimesi hem renk hem de hile anlamında kullanılmıştır.
Teşhis: Su ve gül kişileştirilmiştir.
Tenasüp: “Bülbül – gül – reng – kan kelimeleri arasında anlam ilgileri vardır.

28. Beyit:

Çeşme-i hur-şîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mi’mâre su

Günümüz Türkçesi:

Senin kabrini yenileyen, onaran mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.

Edebi sanatlar

Teşbih: Güneş çeşmeye, ışıklar zülale benzetilmiş.
Tenasüp: Mimar- tecdid – merkad kelimeleri arasında anlam ilgileri vardır.
Tezat: hurşid ve su kelimeleri arasında

3. Fuzûli’nin Hz. Peygamber’e olan sevgi ve muhabbetini ifade eden beyitlerine örnekler veriniz.

5. Okuduğunuz şiirde su kelimesinin tekrarı ve kasidenin isminin “su” olmasının şiirin ahengine ve içeriğine katkıları nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Su kelimesi şiirde birçok kez berraklığı ve saflığı ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Güzelliği anlatmak amacıyla ve su kelimesi kelimesinin şiirin ahengine katkısı da vardır.

6. Gazellerde olduğu gibi kasidelerde de en güzel beyit seçilir ve bu beyte “beyt’ül kasid” adı verilir. Sizce Su Kasidesi’nde beyt’ül kasid hangi beyit olabilir, neden?

“Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar
Kuze eylen topragum sunun anunla yara su”

beyiti şairin kişisel duyarlılığını ve hayal gücünü en iyi ifade eden beyittir. Şair bu beyitte onun elini öpmek arzusuyla ölürsem toprağımdan bir testi yaparak onunla yare su verin, böylece mezar toprağım onun eline değecek ve elini öpmüş olacaktır ifadesini kullanmaktadır. Bu hayal gücü ve duyarlılık şairin şiir kudretinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.

7. Su Kasidesi’nin işlediği konuya göre kaside türü nedir? Açıklayınız.

Cevap: Naat’tır. Çünkü Hz. Peygamberi övmek için yazılmıştır.

8. Okuduğunuz kasidede öne çıkan anlayış nedir? Bu anlayışla ilgili ne tür edebî eserler verilmiştir. Açıklayınız.

Cevap: Kasidede öne çıkan değer Hz. Muhammet’e duyulan büyük sevgi, bağlılık ve hürmettir. Mesnevi, divan, ilahi, tevhid ve münacaat gibi türler verilmiştir.

9. Fuzûli, kendisini ve Hz. Peygamberi simgesel olarak nasıl betimlemiştir? Açıklayınız.

Cevap: Kendisini suya hasret biri olarak, Hz. Peygamberimizi ise saflığın simgesi su olarak betimlemiştir.

ETKİNLİK

1.İmge, şairin kelimelere yüklediği özel anlamdır ve sanatçının çeşitli duyularıyla algıladığı durumun öznel yorumudur. İmgelerin anlaşılması şiirin anlaşılmasına önemli katkılar sunar. Örneğin,

“Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Ahmet Muhip Dıranas

“yeşil pencere” ifadesi bir imgedir, yazar bu kelimelerle özel bir anlam oluşturmuştur. Fuzûli de şiirlerinde mazmunları, imgeleri çok iyi kullanan bir şairdir.

Okuduğunuz şiirde kullanılan mazmunlara ve imgelere ikişer örnek bularak bunların şiire katkısını açıklayınız.

gül-bülbül mazmunu

İmgeler:

Gönlümdeki ateşlere gözyaşımdan su saçma
sevgilinin ok temrenine benzeyen kirpikleri
gözünden akan yaşların dönen kubbeyi kaplaması (ilk beyitte)
Suyun Hz. Muhammed’in yoluna uyması ve bu hâli ile temiz yaratılışını dünya halkına açıkça göstermesi (16.beyitte)
İnsanların efendisi, seçkin inci denizi (olan Hz. Muhammet) (17.beyitte)

2. Aşağıda verilen şiirdeki “su” simgesini “Su Kasidesi” ile karşılaştırınız.

Su, duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet,
Onu madeni gökte altınlar gibi sarfet.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 113 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Yukarıdaki resimler Osmanlı İmparatorluğumun hangi dönemini yansıtmaktadır? Bu dönem hakkında bildiklerinizi anlatınız.

Cevap: Lale Devri’ni yansıtmaktadır. Osmanlı devletinin egemen olan anlayış zevk, sefa ve eğlence dönemi olan Lale devridir. Bu dönemde Osmanlı savaşlardan uzak durmuş, saray ve çevresindeki bürokratlar eğlenceyle vakit geçirir olmuşlardır. Bütün ekonomik dayanağı vergiler ve savaştan elde ettiği ganimetler olan Osmanlı artık gerilemeye başlamış ve halk arasında ekonomik sıkıntılar belirginleşmiştir. Fakat padişah ve çevresi gelen bu tepkilere kayıtsız kalması zaman içerisinde sosyal bir patlamaya dönüşmüş ve Patrona Halil İsyanı ile bu dönem kanlı bir şekilde sonlanmıştır. Bu dönemde bir lale tohumuna binlerce altın verildiği bilinmektedir. Yine en çok olarak saraylar ve köşkler yapılmaktadır. Gezi yerleri çok meşhurdur ki şiirde de geçen Sa’d-âbâd, Feyz-âbâd, Asaf-âbâd bu dönemin en önemli gezi yerleridir.

2. “Ey serv-i gülzâr-ı vefa” şarkısını EBA’dan dinleyiniz.

Cevap: Ey serv-i gülzâr-ı vefa şarkısının eba’dan sitemize ekledik, buradan şarkıyı dinleyebilirsiniz.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 114 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Şarkı, bestelenmek için yazılan dörtlüklerden oluşan nazım şeklidir. Bent sayısı 3-5 arasında değişir. Bestelenmek için yazıldığından bent sayısı fazla değildir. Şarkılarda genellikle “aşk, sevgili, eğlence” gibi din dışı konular işlenir. Şarkıda tekrarlanan mısraya da nakarat denir. Şarkının kafiye düzeni “aaaA, bbbA…” şeklindedir. Bu türün şüphesiz en büyük şairi Lale Devri şairi Nedim’dir. Şeyh Galip, Enderunlu Fazıl, Leyla Hanım, Şeref Hanım bu türün gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

Divan edebiyatında “Mahallîleşme” yerli unsurların, gelenek ve göreneklerin edebiyata girmesi olarak 18. yüzyılda daha da hızlanır. Şiirlerinde yerli unsurları daha çok kullanan Nedim, bu anlayışın en güçlü temsilcisidir. Koşma ve türkülerin etkisiyle ortaya çıkan şarkı, Nedim ile yaygınlaşır. Divan edebiyatında öteden beri yazılmış olan murabbanın bestelenmiş şekli olan şarkı, divan şiirine Türkler tarafından kazandırılmış, bestelenerek söylenmek ve okunmak için yazılmıştır.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz şarkının yapı ve içerik özelliklerini aşağıdaki maddelere göre değerlendiriniz.

a) Birimlerde anlatılanları ve şiirin temasını defterinize yazınız.

Cevap: Eğlence, zevk ve sefa.

b) Okuduğunuz şarkının kafiyesini, kafiye örgüsünü ve varsa rediflerini bulup aşağıdaki tabloya yazınız.

Kafiye ve Redifleri

1. dörtlükte: “geldi” redif; “an” tam kafiye
2.dörtlükte: redif yok, “an” tam kafiye
3.dörtlükte: “ların” redif; “âz” zengin kafiye (â sesi iki ses kabul edilir, unutmayın)
4.dörtlükte: redif yok, “eng” zengin kafiye
5.dörtlükte: redif yok; “ül” tam kafiye

Kafiye Örgüsü: aaaa/bbba/ccca/ddda/eeea

2. Şiirde “Müjdeler gülşene kim vakt-i Çirâğangeldi” dizesinin tekrar edilmesinin nedeni ne olabilir?

Cevap: “Müjdeler gülşene kim vakt-i Çirâğan geldi” dizesinin tekrar edilmesinin nedeni sözün etkisini artırma, anlamı vurgulama, şarkının akılda kalıcığılığını sağlamaktır.

3. Okuduğunuz şiirde kullanılan “teşbih, istiare” sanatlarına birer örnek veriniz.

1. Dörtlük:

Şair sevgilisine yalvararak bayram olduğunu çıkıp gezmesini istediğini dile getiriyor.

Edebi sanatlar:

  • Birinci mısrada mübalağa yapılmıştır.
  • “Ey” seslenme edatı kullanılarak nida sanatı yapılmıştır.
  • “Bülbül gibi nalan olduğum” sözleriyle kendini güle benzeterekteşbihyapılmıştır.

3. Dörtlük:

Şair feyz-âbâd, Asaf-âbâd, Sad-âbâd köşklerinden ve onların güzelliklerinden bahsederek, sevgilinin gelip onların güzelliklerini görmesini istediğini dile getiriyor.

Edebi sanatlar:

  • “Ey” sözü kullanılarak nida sanatı yapılmıştır.
  • “Mehlika” sözü sevgili yerine kullanılarakistiareyapılmıştır.

4. Okuduğunuz şiirde kullanılan imgeleri bulunuz.

Bülbülün keyfe gelip meclise gazel okuyarak gelmesi
Yanık seslerin alevlerinin yine canları ateşe verecek olması

5. İncelediğiniz şiirde divan şiirine ait hangi özellikler görülmektedir? Açıklayınız.

  • Aruz ölçüsüyle yazılması
  • İmgeli ve sanatlı bir dilin kullanılması
  • Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların kullanılması
  • Daha çok tam ve zengin kafiyelerin kullanılması
  • Duygu ve düşünceler kalıplaşmış sözlerle; yani “mazmun”­larla anlatılmıştır.

Etkinlik

1. Okuduğunuz şarkıyı bir çiçekle ifade etmek isteseniz hangi çiçeği seçerdiniz? Neden?

Cevap: Bu çiçek aşkı ve eğlenceyi anlatan bir çiçek olmalı… Mesela zarif, asil ve aşk anlamını ifade eden lale olabilir.

2. Nedim’in bir şarkısında “Gülelim, oynayalım, kâm alalım dünyadan” dizesiyle ifade ettiği hayat felsefesini okuduğunuz şiiri de düşünerek değerlendiriniz. Bu düşünceye katılıyor musunuz? Anlatınız.

Cevap: Okuduğumuz şarkı Nedim’in edebi kişiliğini ve epiküryen hayat anlayışını yansıtmaktadır. Nedim epiküryen dünya görüşüne sahiptir. Hayattan zevk alma, günü güzel yaşama, yaşanan zamanı mutlu geçirme Nedim’in şiirlerinin temel özelliğidir. Şair bu şiirde de Lale Devri’nin eğlencelerine ve mekanlarına yer vermiştir.

3. Okuduğunuz şarkı ile kasideyi içerik ve şekil açısından karşılaştırınız.

Nedim’in şarkısı: Nedim’in şarkısı baharın gelişinden duyduğu mutluluktur. Dörtlüklerle yazılmıştır. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Kafiye örgüsü aaaa/bbba/ccca/ddda/eeea… şeklindedir. Süslü ve sanatlı bir dil kullanılmıştır.

Su Kasidesi: Su kasidesi Hz. Muhammed için yazılmış bir övgüdür. Beyitlerle yazılmıştır. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Kafiye örgüsü aa/ba/ca/da/ea/fa/ga… şeklindedir. Süslü ve sanatlı bir dil kullanılmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 116-120 Cevapları

3. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1.Yağmur yağıp saçıldı
Türlü çeçek suculdı
Yinçü kapı açıldı
Çından yıpar yugruşur

Günümüz Türkçesiyle:
Yağmur yağdı ve suları her tarafa saçıldı
Türlü türlü çiçekler açtı
Sanki bir inci muhafazası açıldı
Sandal ve misk kokuları birbirine karıştı

a. Bu şiirin türünü belirleyiniz.

Cevap: Koşuk.

b. Bu şiirin kafiyesini ve kafiye düzenini tespit ediniz.

Kafiye: “ç” yarım kafiye.
Kafiye düzeni: aaab

2.Ben yürürem yana yana
Işk boyadı beni kana
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni ışk n’eyledi

Geh eserem yeller gibi
Geh tozarım yollar gibi
Geh akaram seller gibi
Gel gör beni aşk n’eyledi
(ışk: aşk)
Yunus Emre

Bu şiiri aşağıdaki özelliklere göre değerlendirip yazınız.

a.Nazım Birimi: Dörtlük.
b.Nazım Türü: İlahi.
c.Kafiyesi: “ana” zengin kafiye
ç.Kafiye Şeması: aaab/cccb
d.Redif: Gel gör beni ışk n’eyledi
e.Tema: İlahi aşk.

3. Aşağıdaki boşlukları doğru şekilde doldurunuz.

a.Divânu Lügat’it-TürkTürkçenin ilk sözlüğü, dil bilgisi kitabıdır.
b.Kutadgu BiligTürk edebiyatında yazılmış ilk mesnevidir.
c.Divan-ı Hikmettasavvuf bir eser olup Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır.
ç.Kutadgu Biligalegorik bir eserdir, dört sembolik kahramanın karşılıklı konuşmalarından oluşur.
d. Geçiş dönemi eserleriHakaniye(Karahanlı)lehçesiyle yazılmıştır.
e. İslami Dönem’in ilk dil ve edebiyat ürünlerisade birTürkçeyle yazılmıştır.

4. Aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.

(D)a. Hoca Ahmet Yesevi’nin yazdığı şiirlere “hikmet” adı verilmiştir.
(D)b. İslami Dönem’in ilk eseri Kutadgu Bilig’dir.
(D)c. Divan-ı Hikmet, dinî-tasavvufi halk şiirinin başlangıcı sayılır.
(Y)ç. Dîvânu Lugati’t-Türk aruz vezniyle yazılmıştır.
(Y)d. Atabetü’l Hakayık siyasetname özelliği gösterir.

5. Aşağıdaki şiirlerin nazım türünü ve bağlı olduğu edebî dönemi şiirlerin altındaki boşluğa yazınız.

a.Bir sen ü bir ben ü bir mutrib-i pakize-eda
İznin olursa eger bir de Nedim-i şeyda
Gayrı yaranı bugünlük edip ey şuh feda
Gidelim serv-i revanım yürü sa’d-abada

Nazım Türü: Şarkı.
Edebî Dönem: Divan Edebiyatı.

b.Evvel sen de yücelerden uçardın
Şimdi enginlere mi indin gönül
Derya deniz dağ taş demez aşardın
Kara menzilin aldın mı gönül

Nazım Türü: Koşma.
Edebî Dönem: Aşık Edebiyatı.

c.Bahçe sana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfün teli bağ bana

Nazım Türü: Mani.
Edebî Dönem: Anonim Halk Edebiyatı.

ç.Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Nazım Türü: İlahi.
Edebî Dönem: Tasavvuf Edebiyatı.

d.Deşt-i fenâda murg-ı hevâ durmayub döner
Tîgın Hudâ yolunda sebîl itdi cânları

Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf
Saldın demür kuşaklı cihân pehlevânları

Aldun hezâr büt-kedeyi mescid eyledin
Nâkuus yerlerinde okutdun ezânları

Âhir çalındı kûs-ı rahîl itdin irtihâl
Evvel konağın oldu cinân bûstânları

Minnet Hudâya iki cihânda kılub saîd
Nâm-ı şerîfin eyledi hem gaazi hem şehîd

Nazım Türü: Mersiye.
Edebî Dönem: Divan Edebiyatı.

6. Aşağıdakilerden hangisi mâninin özelliklerinden değildir?
A) Genellikle yedili hece ölçüsüyle söylenirler.
B) Nazım birimi beyittir.
C) (aaxa) şeklinde bir kafiye örgüsüne sahiptir.
D) Düz, cinaslı ve yedekli çeşitleri vardır.
E) Hemen her konuda söylenirler.

Cevap:B

7. (I) Mahalle bekçilerinin külhanlara sığınmak zorunda kaldığı soğuk bir kış gecesi, (II) Galata Kulesi’ndeki yangın gözcüsü hasırlar üzerinde yatan arkadaşını elindeki (III) Frenk dürbünüyle dürtmeye başladı ve (IV) Arap İhsan ’ın kadırgasının Haliç’e girdiğini sanki büyük bir sır veriyormuş gibi adamın kulağına fısıldadı. Ancak derin uykusundan uyanır gibi olan arkadaşı bu habere pek iltifat etmemişti: Bir gözü açık, diğeri yumuluydu; biriyle hâlâ rüya görürken diğeriyle kendisini uyandıran adama bakıyor, (V) uyku sersemi hâliyle hangi gözünün gerçeği gördüğüne fazla aldırmıyordu.
Bu parçada numaralandırılan tamlamalardan hangisi isim tamlaması değildir?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Cevap:D

8. Aşağıdakilerden hangisi koşuk nazım biçiminin özellikleri arasında yer almaz?
A) Sığır ya da şölen törenlerinde âşıklar tarafından söylenir.
B) Genellikle 8 ve 11’li hece ölçüsüyle söylenir.
C) Aşk, insan ve doğa sevgisi, yiğitlik konuları işlenir.
D) Halk edebiyatındaki koşmanın ilk şeklidir.
E) Kafiye şeması abab, cdcd şeklindedir.

Cevap:E

9. Eski Türklerde cenaze merasimlerinin genel adı olan ve saguların söylendiği törenlere ne ad verilir?
A) SığırB) ŞölenC) SeylanD) YuğE) Maslahat

Cevap:D

10. Aşağıda verilen nazım şekillerinden hangisinin nazım birimi diğerlerinden farklıdır?
A) MâniB) MurabbaC) KoşmaD) ŞarkıE) Mesnevi

Cevap:E

11. Aşağıdakilerin hangisinde âşık tarzı Türk halk edebiyatı nazım şekilleri bir arada verilmiştir?
A) Semai, ilahi, nutuk, koşma
B) Mâni, ninni, nefes, varsağı
C) Koşma, destan, varsağı, semai
D) Destan, varsağı, şathiye, semai
E) Türkü, destan, koşma, deme

Cevap:C

12.I. Açsam rüzgâra yelkenimi
II. Dolaşsam ben de deniz deniz
III. Ve bir sabah vakti, kimsesiz
IV. Bir limanda bulsam kendimi
V. Sonsuzluğa yürüsem, gitsem
Yukarıda numaralanmış dizelerden hangisinde isim tamlaması kullanılmıştır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Cevap:C

13. Aşağıdaki eserlerden hangisi Geçiş Dönemi eserlerinden biri değildir?
A) Mecalisü’n Nefais
B) Atabetü’l Hakayık
C) Kutadgu Bilig
D) Dîvânu Lugati’t-Türk
E) Divan-ı Hikmet

Cevap:A

14. Aşağıdakilerden hangisi kasidenin bölümlerinden biri değildir?
A) Tegazzül
B) Mersiye
C) Dua
D) Fahriye
E) Nesib

Cevap:B

15.Dadaloğlu yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir

Yukarıda verilen şiirin nazım türü nedir?
A) Güzelleme
B) Koçaklama
C) Taşlama
D) Ağıt
E) Mersiye

Cevap:B

16. Gazel ve koşmanın karşılaştırılması ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Gazel, divan edebiyatına; koşma, halk edebiyatına özgü nazım biçimidir.
B) Gazelde nazım birimi beyit, koşmada dörtlüktür.
C) Gazel, aruzun istenilen her kalıbıyla yazıldığı hâlde, koşma, genellikle hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla yazılır.
D) Gazel 10-20 beyitten, koşma 7-12 dörtlükten oluşur.
E) Gazellerin konusu sevgilinin güzelliği, aşk ve şarap; koşmaların ise genellikle aşk, sevgi ve doğa güzellikleridir.

Cevap:D

17.

I. Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden
Bir naz ile bin gönlüm alan yandım elinden

II. Ahmed çeke cevrini göre lütfunu ağyar
Ey şefkati az şuh-i cihan yandım elinden

III. Her hâr ile sen sohbet edersin dün ü gün ben
Derdin ederim munis-i can yandım elinden

IV. Şol sunduğun ateş midir ey saki bana kim
Kim aldın ele câm heman yandım elinden

V. Sen şem’ gibi gayr ile mecliste gülersin
Ben akıdurum yaş ile kan yandım elinden

Yukarıda beyitleri karışık verilen gazelin son beyti aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Cevap:B

18.Kalbim yine üzgün seni andım da derinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
Bu dizeler biçim ve içerik özelliklerine göre aşağıdaki nazım biçimlerinin hangisinden alınmış olabilir?
A) ŞarkıB) KasideC) GazelD) İlahiE) Nefes

Cevap:A

19.Son zamanlarda sık sık duyduğumuz isimlerden biridir Molla Kasım (I) Daha ziyade ortalığın toz dumana döndüğü zamanlarda onu sahnede görürüz (II) Her kafadan bir ses çıktığı zamanlarda yahut gidişata gizem vermek gerektiği durumlarda ortaya çıkar (III) Onun çalışma alanı oldukça geniştir (IV) Her konuyu bildiğini (V) her işten anladığını yine kendisi söyler.
Bu parçada numaralandırılmış yerlerden hangisine farklı bir noktalama işareti getirilmelidir? A) I B) II C) III D) IV E) V

Cevap:E

20. Aşağıda verilen mânilerin türlerini altlarına yazınız.

a.Sabahtır ezâna bak
Kabrimi kazana bak
Azrâ’il’in suçu ne
Defteri yazana bak

Cevap:Düz mani

b.Bende lazım
Su coşar bende lazım
Kaş kara gözler siyah
Gün olur bende lazım

Cevap:Kesik mani

c.İlkbahara yaz derler
Şirin söze naz derler
Kime derdim söylesem
Bu dert sana az derler
Kendin ettin kendine
Yana yana gez derler

Cevap:Yedekli mani

21. Aşağıda verilen metinlerde anlatılan kavramı metnin altına yazınız.

a.Ölen kişinin ardından yapılan yas töreninde söylenen şiirlerdir. Bu şiirlerde ölen kişinin kahramanlıkları, iyiliği, yaptığı işler ve ölümünden duyulan acıların dile getirilir.

Cevap:sagu

b.Dinî av törenlerinde avın bereketli olması için söylenen şiirlerdir. Kopuz eşliğinde söylenen bu şiirler, İslamiyet sonrasında av törenlerinde olmasa da kişilerin kahramanlıklarını ve doğa güzelliklerini ifade etmek için kullanılmıştır.

Cevap:koşuk

22. Aşağıdaki kutucuklarda verilen özelliklerin hangi nazım biçimiyle ilgili olduğunu belirleyerek altlarına yazınız.

a.Divan edebiyatı nazım şeklidir. Bestelenmek için yazılmıştır. En önemli temsilcisi Nedim’dir.

Cevap:Şarkı

b.Binlerce beyitten oluşabilir. Her beyit kendi arasında kafiyelenir.

Cevap:Mesnevi

c.Koşuk ve koşma nazım biçimlerine konu yönünden benzeyen divan edebiyatı nazım biçimidir.

Cevap:Gazel

ç.Genellikle dört mısradan oluşan, asıl anlatılmak istenenin son iki mısrada anlatıldığı anonim türdür.

d.Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır, 33-99 beyitten oluşur.

Cevap:Mâni

e.Dinî konularda söylenir. Bu türle Yunus Emre özdeşleşmiştir.

Cevap:İlahi

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 123 Cevapları

Kahramanlık hikâyelerinin abartılı olmasının nedeni sizce nedir? Açıklayınız.

Cevap:

Kahramanlık hikayelerinin abartılı olmasının sebebi anlatımı güçlendirme, dinleyicilerin dikkatini çekme ve canlı tutmak içindir diyebiliriz. Sürekli hareket, aksiyon ve gerilimin olduğu kahramanlık hikayelerinde abartılı anlatımla dinleyici/okuyucu kahramanlık hikayelerinin olağanüstü havasının içine çekilir.

Kahramanlık hikayeleri insanların dikkatini çeker. Hikayelerin abartılması daha fazla dikkat çekmeyi sağlar. Merak uyandırır. Heyecan verir. Bu nedenle dinleyiciyi etkilemek için hikayeler abartılı şekilde anlatılır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 128 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz destandaki olayı özetleyiniz.

Bir canavarı öldürerek Nibelungen’in hazinesini ele geçiren genç kahraman Siegfield, Worms’ta hüküm süren Burgundlar’ın kralı Gunther’in kızkardeşi Krimhilde’ye tutulur. Kral da, Brunehilde adlı bekâr bir kraliçeyle arasını bulması şartıyla, kızkardeşini Siegfield’e vermeye razı olur. Siegfield sihirli bir başlık sayesinde bu işi başarır, kralın kızkardeşiyle evlenir. Yalnız, Brunehilde kıralla evlenmeye razı olmaz. Bunun üzerine, kral, Siegfield’den bir kere daha yardım ister. Siegfield, bunu da başarır, krala Brunehilde’nin ipek kuşağı ile altın yüzüğünü getirerek onları birleştirir. Aradan birkaç yıl geçer. Bu sıralarda, iki kraliçe arasında bir savaşma başlar: Krimhilde, Brunehilde’yi daha önceden Siegfield’in karısı olmakla suçlar, delil olarak da yüzükle ipek kuşağı ileri sürer. Siegfield öldürdüğü ejderhanın kanını vücuduna buladığı için, kılıç işlemez bir hale gelmişse de bir yanını açık bıraktığını bilen kraliçe, adamlarına Slegfield’i burasından öldürtür. Krimhilde, öcünü almak için, Hunlar’ın Kralı Etzel (Attilâ) ile evlenmeyi kabul eder. Hun ordularını ülkesine çekip, yapmak istediklerini onlara yaptırtır.

2. Kriemhild’in gördüğü rüyayı annesi nasıl yorumlamıştır?

Krimehild bir gece rüyasında, kendi yetiştirdiği şahinlerden birinin iki kartal tarafından boğulduğunu görmüştü. Bu rüyayı annesi Ute’ye açtığında, annesi rüyasında gördüğü şahinin, en mutlu anında kaybedeceği kocası olduğunu söylemişti. Genç kız da bunun üzerine evlenmemeye karar vermiş ve bütün taliplerini geri çevirmişti.

3. Okuduğunuz Nibelungen destanının temasını bulunuz.

Destanın teması “intikam”dır.

4. Okuduğunuz Nibelungen destanında yüceltilen ve yerilen duygu nedir? Açıklayınız.

Metinde yüceltilen duygu yiğitlik, kahramanlık yerilen duygu ise intikam duygusudur.

5. Kriemhild intikam almak için nasıl bir oyun hazırlamıştır?

Kriemhild’in içi intikam ateşiyle doludur. Aradan yıllar geçmiştir ama bu ateş daha da alevlenmiştir. Özellikle Hagen’i öldürmek ister. Onları Attila’nın sarayına davet ettirip bir entrika ile öldürtmek ister. Böylece intikamını alacaktır. Attila’nın bundan haberi yoktur. Attila’dan kardeşlerini sarayına davet etmesini ister. Attila kabul eder, hemen ulaklarını Burdung Beylerine yollar.

6.Hildebrand, Kriemhild’e:
“Yaramayacak sana
Bu becerdiğin” dedi,
“Gerçi kastetmiş idi benim dahi canıma,
Yine de alacağım, bu yiğidin öcünü.”

Hildebrand, eşinin intikamını alan Kriemhild’i neden öldürmüştür? Açıklayınız.

Bir intikam için bu kadar yiğidin ölmesini kabul edemediği için Kriemhild’i öldürmüştür.

7. Okuduğunuz metindeki mübalağalı anlatımları tespit ediniz.

Burgund’lar yurdunda soylu bir hanım kız büyüdü
Öylesine güzeldi ki
daha güzeli yoktu hiçbir ülkede.

***

Anasına anlatıp yorumlattığı düşteki
şahinin ta kendisiydi bu Bey.
Sonradan, onu öldürdüler diye
Nasıl da korkunç bir öç aldı
en yakın hısımlarından!

8. Destan metne hâkim olan anlatım biçimini belirleyiniz.

Destansı (epik) anlatım, öyküleyici anlatım.

9. Okuduğunuz metinde geçen “Zaten hep hüzne döner insanlarda mutluluk.” sözünü doğru buluyor musunuz? Açıklayınız.

Hayır doğru bulmuyorum. Mutluluk her zaman hüzne dönmez. Mutlu olduğumuz anlardan sonra kötü şeyler yaşamayabiliriz.

10. Attila Han büyük bir devlet adamı olmasına rağmen destanda hep arka planda kalmıştır. Attila’nın kurgusal olarak pasif tutulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence Attila daha ön planda tutulabilir ve kurgusal olarak daha etkin bir rol oynayabilirdi.

11. Hagen ve Gunther’ın Siegfried’i tuzağa düşürerek öldürmelerine rağmen destanda “Yiğit savaşçıların önce gidenleri” olarak nitelendirilmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Destanda soylu kişilere pozitif ayrımcılık yapılmıştır.

12.Hiç görülmüş değildi daha önce;
İsa dininden olanlarla kafirlerin iç içe yaşam sürdüğü;
Başardı Etzel han bunu gerçekleştirmeyi,
herkese karşı eli çok açıktı
Bu dizelerden yola çıkarak Attila hakkında çıkarımda bulununuz.

Bu dizelere bakarak Attila’nın İslamiyet’i yaymak için ve İslamiyet’e karşı gelen kafirlerle savaşmak için hayatını adadığını ve eli açık biri olduğunu anlıyorum.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 129 Cevapları

1. Aşağıda verilen cümlelerde altı çizili kelime gruplarında koyu yazılan kelimeleri inceleyiniz. Bunların kelime grubundaki işlevini söyleyiniz.

Altı çizili kelime gruplarında koyu yazılan kelimeler sıfat tamlamalarıdır. Bir veya daha fazla sıfatın bir (veya daha fazla) ismi sayı, renk, biçim, hareket, durum, sayı ve yer bakımından nitelediği veya belirttiği kelime gruplarına sıfat tamlaması denir. Sıfat tamlamalarında tamlayan sıfat, tamlanan ise isimdir. Sıfatlar olmasaydı sıfat tamlaması gibi bir kelime grubu oluşmazdı.

2. Aşağıda verilen cümlelerde ayraçla boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Ülkemiz keneler için hayli uygun bir coğrafi yapıya sahip(.)Kenelerle hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde daha sık karşılaşılır(.)Kenelerin bazı türlerinin taşıdığı zararlı mikroorga- nizmalar(,)hayvanlarda herhangi bir hastalığa yol açmasa da insanlarda Kırım(–)Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hastalığına neden olabilir(.)İsminden de anlaşıldığı gibi bu hastalık ilk defa Kırım ve Kongo(‘)da görülmüştü(.)Kırım(–)Kongo kanamalı ateşi virüsünün neden olduğu hastalık özellikle göçmen kuşların göçleri ile diğer ülkelere yayıldı(.)Hastalık çoğunlukla kenenin vücuda tutunması ile bulaşır(.)

3. Aşağıda verilen metindeki yazım yanlışlarını bulunuz. Bulduğunuz yanlışların altını çiziniz.

Kelimelerin altı mavi renkle çizilmiştir. Kelimelerin doğru yazımı ise aşağıda verilmiştir.

  • pek az
  • Antikçağ
  • Batı edebiyatı
  • serüvenleriyle
  • işleyen

Homeros, antik Yunan edebiyatının en büyük destanları İlyada ve Odysseia’nın yaratıcısı olarak kabul edilir. Yaşamına ilişkinpekazbilgi bulunmakla birlikte, çoğu tarihçi, Homeros’un MÖ 9. ya da 8. yüzyılda yaşamış bir İyon olduğu konusunda birleşmektedir. İlyada ve Odysseia,antik çağdanbu yanabatıedebiyatını da derinden etkilemiş, modern dillere sayısız çevirileri yapılmıştır. Bu yapıtların asıl değeri, kahramanlıkseruvenleriyleilgili yüceltici anlatımdan zaman zaman sıyrılarak derin insani duyguları daişliyenşiirsel dilinden gelir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 130 Cevapları

1. Yaşadığınız bölgedeki coğrafi yerler veya insanlarla ilgili efsaneler var mıdır? Anlatınız.

2. Aşağıdaki cümlelerde Türk mitolojisine ait “Hüma Kuşu-Tulpar-Tepegöz” ile ilgili açıklamalar verilmiştir. Açıklamaların hangi mitolojik varlığı karşıladığını yanlarına yazınız.

Devlet kuşu uğur, bereket sayılır. Hakkında yazılmış türküler bulunur.

Cevap: Huma Kuşu.

Manas destanında geçer. Yunan mitolojisindeki kanatlı at Pegasus’a benzer.

Cevap: Tulpar.

Dede Korkut Hikâyeleri’nde geçen iri cüsseli, tek gözlü efsanevi yaratıktır.

Cevap: Tepegöz.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 131 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Şahmeran ve Lokman Hekim adlı efsanede verilmek istenen mesaj nedir? Açıklayınız.

  • Sır olarak kalmasını istediğiniz şeyleri, en güvendiğiniz kişilere bile söylemeyin.
  • Her iyilik eden kişi iyilik bulmayabilir.

2. Metindeki olağanüstülükleri tespit ediniz.

  • Adamın yılanlar tarafından yakalanıp padişahları Şahmeran’a götürülmesi.
  • Mağaranın gerçek dünyadan uzak bir yerde olması.
  • Şahmeran’ı gören adamın vücudunun pul pul dökülmesi.
  • Şahmeran öldüğünde tüm yılanların insanlardan öç alacağı düşüncesi.
  • Şahmeran’ın kafasını kaynatıp içen adamın Lokman Hekim olması.

Efsanedeki Mitolojik Ögeler: Mitolojik bir simge olarak Şahmeran (Başı insan gövdesi yılan olan efsanevi varlık)

3. Şahmeran ve Lokman Hekim adlı hikâyede hangi anlatım biçimi ön plandadır? Açıklayınız.

Düşsel (fantastik) anlatım ön plandadır.

4. Efsanedeki kahramanla Şahmeran arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.

Efsanedeki kahraman, Şahmeran’ın kafasının suyunu kaynatıp içerek Lokman Hekim olmuştur.

5. Metinde olay örgüsünde eksik kalan noktalar nelerdir? Açıklayınız.

  • Padişahın kızının hastalığına çare bulacak kişiyle kızını evlendirme sözü.
  • Padişahın kızı neden hasta olmuştur.
  • Padişahın kızının bir sevdiği yok mudur?

6. Metinden yola çıkarak efsane türünün özelliklerini açıklayınız.

  • Efsanelerin konuları bir kişiye, bir olaya ya da bir yere dayandırılıp, şahıs, yer ay da olaylar hakkında anlatılırlar.
  • Hayal gücünün ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
  • Efsanelerde çoğunlukla olağanüstülük ağır basar.
  • Mitolojik ögeler yer alır.
  • Konuşma diline yakın düz bir anlatımı vardır.
  • Dilden dile anlatılagelmiş, anonim ürünlerdir.

7. Metinde anlatılan Şahmeran’la görseldeki Şahmeran arasındaki benzer ve farklı yönleri söyleyiniz.

Benzer yönler Şahmeran’ın insan başlı bir yılan olması farklı yönler ise resimdeki yılanın rengarenk olması.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 132 Cevapları

1. Siz, Şahmeran’ın yerinde olsaydınız öldürülmek istenmesine nasıl bir tepki verirdiniz? Anlatınız.

Ben olsam Şahmeran’ı kurtarmak isterdim, öldürülmesine karşı çıkar buna izin vermezdim.

2. Şahmeran’ı ve kahramanı kurtaracak daha akılcı bir çözüm bulunabilir miydi? Tartışınız.

Daha akılcı bir çözüm bulunabilirdi. Padişahın kızını kurtaracak başka bir ilaç veya yöntem bulunabilirdi.

3.Şahmeran bir yılan hikâyesidir. Halk kültüründe yılan uğur, saadet, sağlık, bereketin yanı sıra kötülüğün, ıstırabın etkeni, hilekârlığın aracı olarak da görülür. Yılan, kuyruğunu ağzına almış hâliyle oluşturduğu daire ve helezonik hareketiyle hayat ve hareket sembolüdür. Birbirini yutmaya çalışan iki yılan figürü ticaretin sembolüdür. Antik Yunan’da esrarlı güçleri temsil eden tıp tanrısı olan Asklepios’un asasındaki yılan sağlığın, gençliğin sembolü sayılmıştır ve bu anlamlarından dolayı günümüzde sağlık kurumlarının simgesi olarak varlığını sürdürmektedir. Asya Türklerinde, birbirine sarılmış çifte yılan, saadetin sembolüdür. Seyyit Battal Uğurlu, Çağdaş Türk Edebiyatında Şahmeran İmgesi

Okuduğunuz efsanede yılan motifi nasıl kullanılmıştır? Açıklayınız.

Efsanede yılan motifi sağlığın, şifanın sembolü olarak kullanılmıştır.

Sıfat Tamlaması:Bir sıfatın, kendisinden sonra gelen bir isimle oluşturduğu kelime grubuna denir. Bu tamlamalarda sıfat, ismi niteler veya çeşitli yönlerden belirtir.

1. Aşağıda verilen metinlerdeki sıfat tamlamalarını bulunuz.

Sıfat tamlamaları mavi renkle ve altı çizili olarak gösterilmiştir.

Vaktiyle binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girenbir adam, yılanlar tarafından yakalanıppadişahları Şahmeran’a götürülür.
Adam günlerininbüyük bölümünüŞahmeran’la sohbet ederek geçirir.
Şahmeran’abütün gerçeklerianlattıktan sonra ne yapması gerektiğini sorar.
Adambiraz da buruk bir şekildebunları dinler.

2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sıfatlar getirerek anlamlı cümleler oluşturunuz.

Halk arasında “Şahmeran” ve “Şahmaran” olarak bilinen insan başlı,yılangövdeli bu mitolojik yaratığın adı, Farsçadan “yılanların şahı” anlamına gelen “Şah-ı mârân”dan gelir.
Şahmeran, kilim ve halı dokumalarında, değişik el işlemelerindeyer alan birefsanedir.
Mavigökyüzü huzur veriyordu, güneş gülüyor, bulutlar neşe saçıyordu adeta.
Bukitap insanı başka alemlere götürüyor.
İnsan için en güzel terbiye, insanınkendine verdiğiterbiyedir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 133 Cevapları

1. Eski Türk mitolojisi hakkında bildiklerinizi anlatınız.

Cevap:

Türk mitolojisi, tarihiTürk halklarınıninanmış olduklarımitolojikbütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten ögeler taşımaktan ziyade sosyal ve kültürel temalarla doludur. Bunların bazıları sonradanİslâmîögeler ile değiştirilmiştir. Dünyanın en eski edebi belgelerinden biri olarak geçenDede Korkutdestanlarının orijinal yapıtları, Vatikan ve Dresden kütüphanelerinde bulunmaktadır.Egeve Anadolu Uygarlığı mitolojisi ile benzerlikler taşımaktadır.

Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynıTengricilik’te de olduğu gibitektanrıcıbir temelden, zamanlaçoktanrıcıbir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geçtikleriZerdüştlük,Mani diniveBudizmdeTürkler’in mitolojisinden izler devralmıştır. Bu yüzden genel bir tanım olanTürk mitolojisine,inançtakifarklı unsurlar göz önünde tutulursa“Türk Mitolojileri”demek daha doğru olabilir.

2. Yunan mitolojisindeki Pegasus, Türk mitolojisindeki Tulpar’a; Cyclos ise Tepegöz’e benzer. Mitolojik öğelerin sizce birbirine benzemesinin temel nedeni nedir? Tartışınız.

Cevap: Mitolojik öğelerin sizce birbirine benzemesinin temel nedeni farklı milletlerin kültürlerinin birbirinden etkilenmesidir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 135 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Altay Yaratılış destanı evrenin yaratılışını, iyilik ve kötülüğün kaynaklarını anlatan bir destandır. Destan, Türkolog Verbitsky tarafından Altay Türkleri arasında derlenmiştir. Yaratılış Destanı, Türkler tarafından kabul edilmiş eski ve yeni dinlerin, özellikle de Şamanizm’in ve Budizm’in izlerini taşır. Yaratılış Destanı, Türk mitolojisi, düşüncesi ve inancı bakımından önemli izler taşır.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz destandaki ahengi sağlayan unsurları tespit ediniz. Bu öğelerin destana katkısını söyleyiniz.

Kafiye, redif(örnek: ilk iki dizede yer: redif; “r” yarım kafiye, “cak” zengin uyak, -du: redif; “l” yarım kafiye)aliterasyon, asonans ve her türlü ses benzerlikleri… Bu ögeler metnin sanatsal ve ahenkli olmasını sağlamış, söyleyişi güçlendirmiştir.

2. Destandan alınan aşağıdaki mısralarda kafiye ve kafiye örgüsünü tespit ediniz. Bu mısralar, kafiye örgüsü bakımından hangi divan edebiyatı türünü andırmaktadır? Söyleyiniz.

Dünya bir deniz idi, ne gök vardı, ne biryer,
Uçsuz bucaksız, sonsuz sular içindeydi heryer!
Tanrı Ülgen uçuyordu, yoktu bir yerkonacak,
Uçuyordu, arıyordu, katı bir yer, birbucak

Bu mısralar, kafiye örgüsü bakımından hangi divan edebiyatındakimesnevitürünü andırmaktadır.

Kafiye: “r” sesleri yarım kafiye.
Kafiye örgüsü: aabb

3. Okuduğunuz destandaki mitolojik unsurları tespit ediniz.

  • Tanrı Ülgen uçuyordu
  • Göklerden gelen bir ses, Ülgen’e buyruk verdi
  • Denizden çıkan bir taş, fırladı çıktı yüze, Hemence taşı tuttu, bindi taşın üstüne!
  • Artık vakit gelmişti,gökleri yaratacak!
  • Bu dünya nasıl olsun, ne boyla yaratayım!
  • Tanrı balık işini, verdi…

4. Erlik’in Ülgen’i kıskanmasının temelinde yatan duygu nedir? Açıklayınız.

Cevap: Kibir ve hırstır.

5. May-Tere’nin yaratılmasındaki temel ihtiyaç nedir? Açıklayınız.

Cevap: İnsanoğlunun idaresini bir düzene koymak için…

6. Ülgen neden insan yaratmayı seçmiştir? Açıklayınız.

Tanrı Ülgen deniz üstünde uçarken toprak üstünde bir kil görür. Düşünür ki bu insan olsun, insana olsun baba, o düşündükçe çamur insan suretine bürünür.

7. Ülgen’in insanları korumak için birini görevlendirmek istemesinin nedeni nedir?

Cevap: Erlik’in insanlara zarar vereceği düşüncesiyle…

8. Okuduğunuz metinde tasvir edilen Bay-Ülgen’e ait özellikler nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Gönlü temiz, yücelerden yüce, yaratıcı niteliğe sahip…

9. Okuduğunuz destan hangi bakış açısıyla yazılmıştır? Açıklayınız.

Cevap: Hakim bakış açısıyla yazılmıştır.

10. “Yaratılış Destanı”nda zaman ve mekân var mıdır? Açıklayınız.

Cevap:

Yer: Dünya, gök, deniz.
Zaman: Belirsiz zaman (“Günlerden bir gün” ifadesinde olduğu gibi.)

ETKİNLİK

1. Okuduğunuz destandakiyaratılıştezini diğer yaratılış tez ve düşünceleri ile karşılaştırarak değerlendiriniz.

İran mitolojisinde Hürmüz, birçok yaratık yaratır ve Ehrimen de bunların bir bölümünü kendisine vermesini ister; ama olumsuz yanıt alır. Aynı durum Altay yaratılış efsanesinde de söz konusudur. Tanrı Kuday (Ülgen) da birçok yaratık yaratır ve Erlik bunların bir kısmını kendine ister ama Tanrı bunu reddeder.
Sümer inanışına göre de Altay inancında olduğu gibi önce deniz vardır. Bu ilksel deniz gök ile yerin birliğini oluşturmuştur. Anu, erkektir ve gök tanrısıdır. Ki dişidir ve yer tanrısıdır. Bu tanrıların birleşmesiyle hava tanrısı Enlil oluşmuştur. Enlil yer ve gök tanrılarını ayırtmıştır ve annesiyle birleşerek evrenin düzenlenmesi ve insanın yaratılışını başlatmıştır.

Çin mitolojisindeki en tanınmış ve kendisinden önceki birçok yaratılış mitine karşı hakimiyet kazanmış yaratılış miti Pan Gu’yu (veya Pangu) başrolde gösteren bir yaratılış mitidir. Diğer mitlere oranla oldukça yeni sayılabilecek, MS 3. yüzyılda ortaya çıkmış bu mitte hiçbir şeyin olmadığı, sadece kaosun, dev bir yumurtanın içindeki karanlık bir nem şeklinde var olduğu bir zamandan bahsedilir. İçinde yaratılış için gerekli tüm öğeleri bulunduran yumurtanın içinde zamanla, yaratıcı olacak, Pan Gu büyümeye başlar. Tamamen büyüdüğünde uyanan Pan Gu yumurtadan, onu kırarak, çıkar. Bu esnada yumurtanın içindeki yaratıcı öğeler her yana dağılır. Yin temelli öğeler arzı yaratırken, yang temelli öğeler göğü yaratırlar.

2. Yaratılış destanı ve diğer birçok destanın manzum olarak yazılmasının nedeni nedir? Tartışınız.

Cevap: Birçok destanın manzum olarak yazılmasının sebebi akılda kalıcılığı ve sürekliliği sağlamak içindir. Çünkü destanlar sözlü olarak oluşturulan ve daha sonra yazıya geçirilen edebi ürünlerdir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 136 Cevapları

1. Bedir Savaşı ile ilgili bildiklerinizi arkadaşlarınıza anlatınız.

Cevap:

Bedir savaşı Müslümanların yapmış olduğu ilk savaş olmakla birlikte Hz. Muhammed komutasında kazanılmış ilk askeri zafer olma niteliği taşımaktadır. Elde edilen bu zaferle birlikte Müslümanların varlığı önemli bir güç kazanmıştır. Ayrıca bu savaşta elde edilen üstünlük sayesinde Müslümanlar geniş alanlara yayılma olanağı sağlamışlardır. Savaşta başarısızlığa uğrayan Mekkeli müşriklerin ise saygınlığı azalmaya başlamıştır.

Bedir Savaşından elde edilen zaferle Hz. Muhammed’in gücü ve kudreti daha da artmış ve Müslüman olmak isteyenlerin sayısında artış olmuştur. Savaş öncesinde ekonomik açıdan zor zamanlar geçiren Müslümanlar elde ettikleri zaferle birlikte ekonomik açıdan da rahatlamışlardır. Ayrıca Bedir Savaşı’ndan elde edilen zafer Müslümanların moral kazanmasını sağlamıştır.

Bedir Savaşında esir düşenler Müslümanlara okuma-yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmışlardır. Bu sayede Müslümanlar arasında okuma yazma oranın artması sağlanmıştır.

2. Türk sinemasında canlandırılan Battal Gazi karakteri hakkında bildiklerinizi anlatınız.

Cevap:

Battal Gaziveya Seyyid Battal Gazi, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Malatya Serdarı Hüseyin Gazi’nin oğludur. Annesi Saide Hatun Türk asıllıdır. Battal Gazi Malatya’da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halkayemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde bahsedilmektedir. Malatya’da doğduğu yere kendi ismi verilmiştir. Annesi Saide Hatun ile eşi Zeynep Hanım’ın ve iki oğlunun ve Torunu Vaiz Baba Türbeleri’de Malatya(Battalgazi)’dedir. Amcası Hasan Gazi’nin Türbesi İse Malatya Darende’de bulunmaktadır.

Battal Gazi Destanı’nda ve halk hikâyelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul’u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal’ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul’a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon’dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator III. Leon’un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon’un İmparator III. Leon olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi’nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi’nin doğum yılının 690-695 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi’nin 740 yılındaki Afyon (Akroinon) Savaşı’nda öldüğü konusunda tarihçiler mutabakata varmışlardır.

Battal Gazi 740 yılında Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu’da İslam’ın yayılmasına büyük katkıları olmuştur.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 140 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Battalname, VIII. yüzyılda Emevî-Bizans savaşlarında meşhur olmuş Battal Gazi isimli bir kahramanın din için yaptığı savaşları konu edinen destan veya destani halk hikâyesidir. Olayların ağırlık merkezini Malatya Müslüman emirliğinin Bizans’la yaptığı çarpışmalar meydana getirmektedir. Destanın başarısının temelinde ise samimi inancı, hem bilek gücü hem de yürek gücüyle hareket eden Battal Gazi yatar. Eser, bu yönüyle hem o dönemler hem de sonraki zamanlar için Müslüman askerlerine büyük bir motivasyon sağlamıştır. Dahası, asırlar boyu hem askerler hem halk tarafından her evde okunarak millî dayanışmanın, yiğitlik duygularının yeşertilmesinde etkili olmuştur. Kahramanı Battal Gazi de gençliğe bir “rol model” teşkil etmiştir.

Battalname, İslami alanda ortaya çıkan ilk destandır. Battal Gazi ve diğer İslami Dönem destanlarında Hz. Muhammed Dönemi’ndeki olay ve menkıbelerden uyarlamalar bulunmaktadır. Örneğin, Battal Gazi’ye Cafer ismi, Caferi Tayyar isimli kahramanlığıyla meşhur sahabeden etkilenilerek verilmiştir.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Battalname adlı metnin tema ve konusu nedir? Açıklayınız.

Cevap: Seyyid Battal Gazi kahraman, yiğit bir savaşçıdır.

2. Aşağıda verilen ana kahramanların özelliklerini yazınız.

Ahmer: Ahmer gürbüz bir pehlivandır. Bir kafirdir ama Battal Gazi sayesinde hak dini olan İslamiyet’i seçmiş ve Müslüman olmuştur.Battal Gazi: Metindeki ana kahraman Seyyid Battal Gazi’dir. Düşmanlarının bile yiğitliğini övdüğü genç, çok cesur, çok güçlü, sağlam, mert, dürüst, güleryüzlü, iyi huylu bir savaşçıdır. Maneviyatı çok güçlüdür, zor şartlarda bile namazını kılar,diğer askerlere imamlık yapar. Şarap içmez, harama asla bulaşmaz. Kafirleri İslam’a davet eder. Aynı zamanda âdildir. Aldığı ganimetleri herkese eşit paylaştırır. Aldığı ganimetleri fakir fukaraya paylaştırırken kendisine bir tane bile bırakmaz. Hiçbir zaman umutsuzluğa düşmez, hiç kimseye boyun eğmez. Aşamayacağı engel yoktur. Savaş onun için geçici bir olay değil, bir hayat tarzıdır.

3. Metindeki olağanüstülükler nelerdir? Açıklayınız.

Yeri göğü inleten nara atması: Öyle bir yüksek sesle nara atar ki duyanlar yer ile gökyüzü birbirine çarptı sanır.
Tek bir darbeyle kalkanı paramparça etmesi
Tek başına bir sürü düşman askerini yenmesi

4. Battal Gazi’nin bu denli güçlü ve yenilmez oluşunun sebebi nedir? Açıklayınız.

Cevap: Bedensel özelliklerinin yanında maneviyatının da güçlü olması

5. Ahmer’in Battal Gazi’ye saygı duymasının nedeni nedir?

Cevap: Genç olmasına rağmen çok güçlü ve yiğit bir savaşçı olması. “Battalname İslami alanda ortaya çıkan ilk destandır. Battalgazi ve diğer İslami dönem destanlarında Hz. Muhammed (A.S.) dönemindeki olay ve menkıbelerden uyarlamalar bulunmaktadır. Mesela Battalgazi’ye Cafer ismi, Caferi Tayyar isimli kahramanlığıyla meşhur sahabeden etkilenerek verilmiştir.”

6. Battal Gazi destanına etki eden İslami ögeleri tespit ediniz.

Tevhitler, tekbirler getirmeleri
Abdest almaları, namaz kılmaları
Allah için savaşmaları
Kafirleri İslam’a davet etmeleri

7. Okuduğunuz metindeki gazi tipinin ortaya çıkmasında o dönemde meydana gelen tarihî olayların etkisini değerlendiriniz.

Türk destanlarında görülen örnek tip “alp” tipidir. Alp; kahraman, yiğit, cesur anlamlarında bir sözcüktür. Eski Türklerin yiğitlerine bu adı vermelerinin ilk koşulu yiğitlik, cesurluk, kişisel üstünlük, kahramanlık ve asalettir. Alp tipi Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra ise gazi olarak devam eder. Battal Gazi, bu tipin önemli temsilcisidir. Gazi tipinin ortaya çıkmasında ise İslamiyet uğruna “gaza” edip ölümü göze alan yiğitlerin yapmış olduğu savaşların etkisi vardır.

8. Battal Gazi ve daha önce okuduğunuz cenknamedeki Hz. Ali arasında nasıl benzerlikler vardır? Anlatınız.

Cevap: Her ikisi de İslamiyet uğruna savaşan, cihat fikrini savunan yiğit Müslümanlardır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 141 Cevapları

1. Aşağıda verilen metindeki sıfat tamlamalarını bularak altını çiziniz.

Bu kezFeridun Acemî adlı biri meydana girdi. Süleyman’a gürzüyle saldırdı. Kalkan, Süleyman’ın elinde parçalandı ve atından yere düştü. Süleyman’ın kardeşleri Evhad ve Musa hamle kıldılar, Süleyman’ı kurtardılar. Sait oğlu Ali hamle kıldı; Feridun, Ali’ye kılıçla vurdu. Ali kılıcıyla savdı. Kılıcını kırdı. Lâin geçmek istediğinde Ali öyle bir vurdu ki… Müslümanlar “Aferin!” dediler. Daha sonrayedi kâfirtepelendi. Kâfirler tarafından figan koptu.

2. Aşağıdaki metinde ayraçla boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Servili medresesini bilir misiniz(?)Şimdi orası fakir talebe yurdudur(.)Eskiden de fakir talebeler barınağı idi(.)Eskiden(…)

(“)Eskiden(”)ne demektir Allah aşkınıza(?)Ve eskiyi bırakmak(,)eskiden kurtulmak mümkün müdür(?)Bunun bir yolu varsa bana da öğretiverin(,)sevaptır(.)Dün(,)bunca yıl sonra(,)oraya gittiğim zaman(,)üstümdeki elbiseleri satsalar medreseye bir ay içinde giren paranın tümünden fazla ederdi(.)Ayrıca para çantamda yüzlerce lira vardı(.)Yüzlerce lira para çantamda(,)binlercesi bankadaki hesabımda(,)bir o kadarı da malımda mülkümde(…)

Fakat bunların hepsi sizin olsun da siz bana Rahmi’yi unutturun(,)şu mağarada geçen yıllarımı unutturun(,)bana insanlığımı verin(.)Bunu yapabiliyor musunuz(,)elinizden gelir mi bu(?)
Tarık Buğra, Hikâyeler

3. Aşağıdaki metinde noktalama ve yazım yanlışlarını bulunuz.

Keloğlan, henüz yedi yaşında iken, ekmeğini elinin emeğiyle kazanmağa başladı. Hamallık, kahveci yamaklığı, aşçı çıraklığı, ayak satıcılığı gibi bir çok işlere girdi. Eline pek az para geçebiliyordu. Oniki yaşına kadar türlü sıkıntılar içinde yaşadı. Bu yaşa girince, kendi nefsine güvenen tam bir erkek oldu. Artık büyük işlere girmek, şan kazanmak, büyük bir adam olmak istiyordu. Keloğlan, arasıra şiir söylemeğe de yeltenir, yanık koşmalar düzerdi.
Ziya Gökalp, Altın Işık

Cevap: Metnin doğru yazılışı aşağıya yazılmıştır.

Keloğlan, henüz yedi yaşında iken ekmeğini elinin emeğiyle kazanmağa başladı. Hamallık, kahveci yamaklığı, aşçı çıraklığı, ayak satıcılığı gibi bir çok işlere girdi. Eline pek az para geçebiliyordu. On iki yaşına kadar türlü sıkıntılar içinde yaşadı. Bu yaşa girince, kendi nefsine güvenen tam bir erkek oldu. Artık büyük işlere girmek, şan kazanmak, büyük bir adam olmak istiyordu. Keloğlan, ara sıra şiir söylemeğe de yeltenir, yanık koşmalar düzerdi.
Ziya Gökalp, Altın Işık

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 142 Cevapları

1. Gaziantep, Kahramanmaraş bölgesinde Ökkeş ismi neden yaygındır? Anlatınız.

Cevap:

Ökkeş isminin orijinali Ukkâşe’dir. Ukkaşe, Hz. Peygamber’in vefatından sonra irtidad edenlerle yapılan savaşta şehid oldu. Hz. Ebû Bekir’in Hâlid b. Velîd kumandasında Tuleyha b. Huveylid üzerine gönderdiği orduda yer alan Ukkâşe, Sâbit b. Akrem’le birlikte Tuleyha’yı ve adamlarını gözetlemek için öncü olarak çıkmıştı. Yolda müslümanları gözetlemeye gelen Tuleyha ve kardeşiyle karşılaştılar. Tuleyha ile çarpışmaya girişen Ukkâşe onu öldürmek üzere iken arkadan yetişen kardeşi Tuleyha’yı kurtardı ve ikisi birlikte Ukkâşe’yi şehid etti. Ukkâşe’nin Resûl-i Ekrem’in sırtındaki nübüvvet mührünü öptüğü şeklinde yaygın bir rivayet olmakla birlikte nübüvvet mührünü öpen kişinin Üseyd b. Hudayr olduğu bilinmektedir (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 149). Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Ukkâşe’ye nisbet edilen bir makam vardır.Kendisine duyulan sevgi dolayısıyla Ukkâşe’den Türkçe’ye giren Ökkeş ismi özellikle Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adıyaman bölgelerinde yaygın biçimde kullanılmaktadır.Ukkâşe’den Ebû Hüreyre ve Abdullah b. Abbas hadis nakletmiş, ancak onun rivayetleri Kütüb-i Sitte’de yer almamıştır.

2. Sütçü İmam hakkında bildiklerinizi anlatınız.

Cevap: Millî Mücadelemizin timsali olan Sütçü İmam Fevzipaşa (Bektutiye) Mahallesi’nde 1872‘de dünyaya geldi. Uzunoluk Camisi’nde gönüllü olarak imamlık yaptı. Geçimini de caminin altındaki küçük dükkanında süt satarak temin ettiği için İmam olan asıl adı “Sütçü İmam” olarak bilinmektedir. Düşmanın Maraş’tan kovulmasından sonra harpteki fedakarlıklarına mükafat olarak belediyeye odacı olarak alındı. Maraş Kalesi’ndeki topun idaresi de kendisine bırakıldı. Abdülmecit halife olunca 101 pare top atmak için kaleye çıkan Sütçü İmam, barutun ateş alması neticesi vücudunda yanıklar meydana geldi ve kaldırıldığı hastanede 25 Kasım 1922’de hayatını kaybetti.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 144-145 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Yapma Destanlar

Bir şairin toplumu etkileyen herhangi bir olayı doğal destanlara benzeterek söylemesi sonucu oluşan destanlardır. Bu destanlar belirli bir yazar tarafından eski örneklere uygun olarak ve okunmak üzere kaleme alınmıştır.

Batı Edebiyatı

Latin Edebiyatı: Aeneis (Vergilius)
İngiliz Edebiyatı: Kaybolmuş Cennet (J. Milton)
İtalyan Edebiyatı: Kurtarılmış Kudüs (T. Tasso), İlahi Komedya (Dante), Çılgın Orlando (Ariosto) Türk Edebiyatı
Kuvay-ı Milliye Destanı (Nazım Hikmet)
Üç Şehitler Destanı-Çakır’ın Destanı-19 Mayıs Destanı (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Çanakkale Şehitlerine ( Mehmet Akif Ersoy)
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (Gülten Akın)
Atatürk Kurtuluş Savaşında (Cahit Külebi)

Yapma destan, bir eski destan anlayışına bağlı olarak şiir ya da nesir tarzında bir halkın belleğinde geniş yer tutan konuların yazar veya şair tarafından işlenmesidir. Doğal destanlardan farkı anonim olmamasıdır.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Şiirde ahengi sağlayan unsurlara (kafiye, redif, aliterasyon) örnekler yazınız.

Cevap: Şiirde ahengi sağlayan unsurlar vurgu, tonlama, kafiye, redif, ölçü, nazım birimidir.

“Yüzüğüm mühür benim
Çektiğim kahır benim
Eloğlunun yüzünden
Yediğim zehir benim.”

Uyuyan çocuklar uyandı
Uyandı Ahır Dağları içindeki su uyandı
Fransız uyandı, Ermeni uyandı
Çakmakçı Said uyandı, uyandı

2. “Adamın su gibi akanıdır Maraşlı” mısrası ile anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.

Cevap: Maraşlıların delikanlı olduğu anlatılmak istenmiştir.

3. Okuduğunuz şiirde halk işgalden nasıl etkilenmiştir? Açıklayınız.

Cevap: Halk kötü etkilenmiştir. Yaşanılan olaylar sonrası hem can hem de mal kaybetmiştir. Ama yine de birlik olmayı başarmış ve düşmanı yenilgiye uğratabilmiştir.

4. Okuduğunuz şiire göre Sütçü İmam nasıl birisidir? Neden direniş göstermiştir?

Cevap: Sütçü İmam sabırlı, sessiz, yumuşak bir adamdır. Düşman bacısına, kardaşına sataşınca direniş göstermiştir.

5. Okuduğunuz şiirin destan olarak adlandırılmasının nedeni nedir? Açıklayınız.

Cevap: Çünkü şiir yapay destan kurallarına göre yazılmıştır. Bir şairin, toplumu etkileyen herhangi bir olayı tabii destanlara benzeterek söylemesi sonucu oluşan destanlardır. Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı’da halkı etkileyen bir olaydır.

6. Okuduğunuz şiirde “Ya istiklâl, ya ölüm!” sözünün gerçekleşmesi neye bağlanmıştır? Açıklayınız.

Cevap: “Ya istiklâl, ya ölüm!” sözünün gerçekleşmesi vatanın kurtuluşuna bağlanmıştır.

7. Okuduğunuz şiirdeki ana düşünceyi bulunuz.

Cevap: “Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı”nın şiirindeki ana düşünce vatan sevgisidir.

8. Şiirde anlatılan olayların gerçeklikle olan ilgisini değerlendiriniz.

Cevap: Şiirde anlatılan olaylar gerçektir. Kahramanmaraş halkı ve Sütçü İmam’ın düşman işgaline karşı göstermiş olduğu direniş anlatılmıştır.

9. “Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı”nı doğal destan örnekleriyle karşılaştırdığınızda bulduğunuz benzerlik ve farklılıkları yazınız.

Benzerlikler: Milleti derinden etkileyen olayın anlatılması, olay, yer,zaman, mekân unsurlarının olması, topluma mesaj vermesi.
Farklılıklar: “Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı” şiir biçiminde yazılması.

ETKİNLİK

1.Gülten Akın, şiirlerinde büyük ölçüde folklor ögelerinden yararlandı. Şiir üzerine yazılarını bir araya getiren “Şiiri Düzde Kuşatmak” (1983) adlı kitabında, halk kaynağına inme isteğini “Halkta var olan öz ve biçimi yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak” sözleriyle açıklar.

Bu şiirdeki folklorik (halk bilimi, yaşayışı, edebiyatı) ögeleri tespit ediniz.

  • dik başlı ve mağrur
  • Adamın su gibi akanıdır Maraşlı
  • Sim işler, oyma yapar, edik diker gibidir
    Sinsin oynar, halay çeker, diz kırar gibidir.
  • Kuşanıp ava giderken
    Bataktan alırken turacı
    Giyinip çarşıya varırken
    Kara şalvar ak işlik
  • Göksunlu, Elbistanlı külekçiler
  • Uzunoluk Hamamı’ndan çıkan kadınlar
    Al yanaklarını peçelerine saklamıştılar

2. Kurtuluş Savaşı’nda kahramanca mücadele etmiş olan ve aşağıda verilen kişileri mücadele ettikleri bölge ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Hasan Tahsin –> İzmir
Demirci Mehmet Efe –> Gaziantep
Şahin Bey –> Manisa
Şerife Bacı –> Kastamonu
Halide Onbaşı –> İstanbul

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 146 Cevapları

1. Okuduğunuz metinden alınan aşağıdaki parçada isim ve sıfat tamlamalarını bularak ilgili kutucuğa yazınız.

Maraş’ın Kurtuluş günü
Nasıl ilktir
Kurtuluş Savaşımız
Nasıl örnektir ezilen uluslara
Maraş ilk destandır
Kurtuluş Savaşı’nda
ilk gazidir.
Onunçün bizim ilk yazdığımız destan
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı’dır
Maraş kurtuldu
Duruldu Ökkeş’in kabaran yüreği
Açlığını, yorgunluğunu duydu
Soğuğu, uykusuzluğu duydu
Bir gün bir gece uyudu
Sonra kalktı davul zurna
Halaya durdu.
Köye döndüğünde Ökkeş
Söz sözü açtığında
Anlattı yaşadıklarını

İsim Tamlaması: Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı, kabaran yüreği.
Sıfat Tamlaması: Kurtuluş günü, Kurtuluş Savaşımız, ezilen uluslara, ilk destandır, ilk gazi.

2. Aşağıda verilen cümlelerdeki yazım ve noktalama yanlışlarını bularak düzeltiniz.

Uyarı: Cümlelerdeki yazım ve noktalama yanlışları düzeltilerek cümlelerin altlarına yazılmıştır.

• 4 kasım 2015 tarihinde aramızdan ayrılan ve 1950’li yıllardan sonra şiir yazmaya başlayan Gülten Akın 1940 sonrası Türk Edebiyatının önemli şairlerindendir.

Cevap: 4 kasım 2015 tarihinde aramızdan ayrılan ve 1950’li yıllardan sonra şiir yazmaya başlayan Gülten Akın 1940 sonrası Türk Edebiyatı’nın önemli şairlerindendir.

Gülten Akına göre şiir bir baş kaldırı ve dönüştürme aracıdır.

Cevap: Gülten Akın’a göre şiir bir başkaldırı ve dönüştürme aracıdır.

• Dünya’yı yeniden kuran düzenleyen bir türdür.

Cevap: Dünyayı yeniden kuran düzenleyen bir türdür.

• Şiirin ana malzemesi hayattır dünyadır ve şiir hayattan aldığı malzemelerle tekrar yeni bir hayat, yeni bir düzen kurar.

Cevap: Şiirin ana malzemesi hayattır, dünyadır ve şiir hayattan aldığı malzemelerle tekrar yeni bir hayat, yeni bir düzen kurar.

• Onun şiirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan bu kavramdan hareketle ata erkil toplum yapısında kadının varlığını içine düştüğü çıkmazları engellenmişliklerini sıkıştırılmışlığını anlatır.

Cevap: Onun şiirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan bu kavramdan hareketle, ataerkil toplum yapısında kadının varlığını, içine düştüğü çıkmazları, engellenmişliklerini sıkıştırılmışlığını anlatır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 147-148 Cevapları

UYGULAMA

a. Çevrenizdeki varlıklar, mekânlar, tarihî olaylar, tabiat olayları ve inanışlarla ilgili efsaneleri sözlü kültür kaynaklarından derleyip yazıya geçiriniz ve bu derlemelerinizi sınıfta okuyunuz. Aşağıda örnek bir derleme çizelgesi verilmiştir. Derlemenizi yazarken bu çizelgeyi kullanabilirsiniz. Edindiğiniz bilgiler ışığında derleyeceğiniz efsaneyi sınıf panosu, okul panosu, dergi, gazete, sosyal medya vb. üzerinde yayınlayınız. Metnin ahlaki ve hukuki sorumluluğunun size ait olduğunu unutmayınız.

EFSANE DERLEME

Efsanenin adı: Kız Kulesi Efsanesi
Derleme tarihi: Bilinmiyor.
Kaynak kişi veya kişiler: Türk halkı, Türk insanı.
Derleme yöntemi: Ağızdan ağıza.

Derlenen Metin

Kızkulesi Adası, Kubadabad Saltanat Kentinin haremliğiymiş. Ada da çevresi sularla çevrili bir kale ile, birbirinden güzel köşklerin ortasında yüksek bir kule varmış. İşte bu kalede cariyeleri ile birlikte Selçuklu Sultanının güzeller güzeli biricik kızı yaşarmış . Sultan, düşünde (başka bir rivayete göre falında) sevgili kızının yılan sokması sonucu öleceğini görmüş. Yaptırdığı kaleye ve içindeki kuleye kızını bunun için kapatmış. Öyle ki, kuleye yılan girmesinde diye beton borularla Anasmaslar’dan Adaya su ve süt akıtılmış. (Anılan iki sıra beton boruların kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.) Böylece yıllar yılları kovalamış ve günlerden bir gün güzel Sultan ateşlere düşüp hastalanmış. Ülkenin en ünlü hekimleri zor bulmuşlar devasını. Sevgili Sultan yeniden sağlığına, mutluluğuna kavuşmuş. İyileşmesini kutlamak için armağanlar yağmaya başlamış kuleye. Yaşlı bir köylü kadında bir sepet üzüm getirmiş. Meğer üzümlerin içinde bir küçük yılan varmış. Yılan o gece uykuya dalan güzel Sultanı sokup öldürmüş.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 149-152 Cevapları

4. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1.Taş kesilme motifi, Türk efsaneleri arasında son derece yaygın bir motiftir. Bu motifi taşıyan bir efsane şöyledir: “Erzurum’un, Karayazı İlçesinin Kızmusa köyünde vaktiyle bir adam yaşarmış. Bu adam veliymiş fakat kızı kendisinin sözünü dinlemezmiş. Aynı köyden Musa adında bir genç varmış. Musa bu kızı seviyormuş. Kızla gizli gizli buluşurlarmış. Gençler bir gün aralarında anlaşırlar ve kaçarlar. Kızın babası kaçtıklarını anlayınca peşlerinden gitmemiş. Köylüler gelip, “Müsaade et, biz gidelim Musa’yı yakalayıp kızını getirelim demişler. Kızın babası müsaade etmemiş. “Siz gelin oturun onlar kaçamaz.” demiş. Sabah olunca köylüler, köyün dışında iki kişi görürler, yanlarına yaklaşınca delikanlıyla kızı taşlaşmış olarak görmüşler. O günden sonra bu köyün adı “Kız-Musa” olarak kalmış. Hâlâ köyün girişinde bu taşlaşmış iki insan şeklini görmek mümkündür.
Özkul Çobanoğlu Halk Edebiyatına Giriş-I

Bu efsaneyle verilmek istenen düşünce nedir?

Cevap: Evlatlar anne-baba sözünü dinlemelidir.

2. Aşağıda verilen destan adlarını boş yerlere doğru şekilde yerleştiriniz.

a. Nibelungen → Germen-Hun ilişkilerini konu edinen bir destandır.
b. İlyada → Homeros tarafından yazıya geçirilmiş bir destandır.c. Gılgamış → Sümerlere ait olan bu destan, tarihte bilinen ilk destandır.
ç. Kalevela → Fin halkının mücadelelerini anlatan bir destandır.
d. Şehname → Fars kültürüne ait olan bu destanda ünlü Türk Hükümdarı Alp Er Tunga’dan bahsedilir.

3. Yapma destanlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kimin tarafından söylendiği bellidir.
B) Yakın tarihimizin önemli olayları konu edilir.
C) Halktan derleme yapılarak yazılır.
D) Toplumun zihniyetini yansıtır.
E) Manzum olarak ifade edilir.

Cevap:C

4. Aşağıdakilerden hangisi Türk destanlarının özelliklerinden biri değildir?
A) Kahramanları seçkin kişilerdir.
B) Türk edebiyatının ilk örnek metinleridir.
C) Halkı derinden etkileyen olayları konu edinir.
D) Millî değil, evrensel özellikler ağır basmaktadır.
E) Olaylarda ve kişilerde olağanüstü nitelikler vardır.

Cevap:D

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa150Cevapları Biryay Yayınları‘na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Biryay Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Sayfa 150 Cevapları

5.I. Hayali öğelerden bütünüyle uzaktır.
II. Edebiyatımızın ve kültürümüzün ilk kaynaklarıdır.
III. Ulusal dilde ve ulusal nazım ölçüsüyle söylenmiştir.
IV. Milleti etkileyen sosyal olaylar anlatılır.
V. Olayların ne zaman ve nerede geçtiği tam olarak bilinmektedir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangilerinde destanla ilgili bir bilgi yanlışı vardır?
A) I ve V B) IV ve V C) II ve V D) III ve IV E) II ve IV

Cevap:A

6. Aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.

Cevap:a.D, b.Y, c.Y, ç.D, e.D

(D)a. İslami Dönem’in ilk Türk Destanı Battalname’dir.
(Y)b. Battalname sadece manzum olarak yazılmıştır.
(Y)c. Alper Tunga’dan bahseden İran destanı Ramayana’dır.
(D)ç. Mehmet Akif’in Çanakkale Savaşları için kaleme aldığı “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiir, yapma bir destandır.
(D)d. Destanlar bir milletin millî kimliği ile alakalıdır.

7. Aşağıdaki tabloya Türk destanlarının adını doğru şekilde yazınız.

İslamiyet’ten Önceki Türk Destanları

  • a. Saka Destanları –> Alp Er Tunga Destanı, Şu Destanı
  • b. Hun – Oğuz Destanları –> Oğuz Kaan Destanı, Attila Destanı
  • c. Göktürk Destanları –> Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı
  • ç. Uygur Destanları –> Türeyiş Destanı, Göç Destanı

İslamiyet Etkisindeki Türk Destanları

  • d. Karahanlı Dönemi –> Satuk Buğra Destanı
  • e. Kazak-Kırgız –> Manas Destanı
  • f. Türk-Moğol –> Cengiz Han Destanı
  • g. Tatar-Kırım –> Timur ve Egine Destanı

8. Aşağıda verilen destanların türünü belirleyiniz.

Köyün yetimiydi, ölmüştü babası Çanakkale’de,
Kale gibi tutardı omuzlarında başını.
Yeşil gözlerinde bir siyahlık parlardı eskiden beri
İt gibi çabalardı bakmak için ninesine.
İnce bacakları altında kocaman ayaklan vardı
Sarıydı, kuruydu bozkırda bir çalı kadar,
On üçündeydi ama göstermiyordu yaşını.

Bir zaman sonra top sesleri duyuldu uzaklardan
Al al oldu dağların moru.
Eli silah tutanlar gitmişti cephelere bir bir,
Kadınlar, çocuklar, dedeler toplandı cami avlusuna
Sordu cümlesi birbirine ne yapak?
Ansızın düşman askeri görüldü çayırda,
Geldi çattı köye gavurun zoru.

Devresi gün bir haber ulaştı evlere, samanlıklara
Alanda ismi yazılacakmış herkesin.
O saat bir yangın sardı Mustafa Kemal’ in oğlunu,
Kimi Kadir diyecek, kimi Mıstık, kimi Özdemir,
Ankara’dan gelen rüzgârlar önünde
Ankara’ ya uçan

a) Türü:Yapay Destan

ve küçük Manas’ı sınadılar.
Yarkent’ten gelen YEDİ ELÇİ
ad toyu yemeği(ni) yiyip överek “Manas
obur çıkacak” deyip gitti(ler)
Çin’den gelen KIRK ELÇİ

(ad toyu yemeğini) bolca yiyip,
“Manas Çinlileri kıracak” deyip gitti(ler).
Nogay’dan gelen ON ELÇİ
oturup (toy) eti yediler
(ve) “Manas korkunç olacak!” deyip gittiler.

Bu Baybiçe Çıyrıçı
Manas’ı alaca beşiğe beledi
Manas’ı Hızır korudu.
Manas uçurum kenarında kundaklandı.
Kâfir ile Müslüman arasında,

Manas’ın haberi duyuldu.
Manas kükredi (ve daha)
Beşikte yatarken konuştu:
“Ak sakal ateke Yakup Han,
Müslüman yolunu açacağım…”

b) Türü:Doğal Destan

9. Aşağıdaki parçada ayraçla boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Tanrı Dağları(‘)ndan, Moğolistan çöllerinden Anadolu(‘)ya dallı budaklı uzanan ağaç(,)Türklüğün maneviyat ağacıdır(.)Bu maneviyat ağacının kökleri Orhun Nehri(‘)nin kıyılarında, Altay Dağları(‘)nda(;)gövdesi Orta Asya bozkırlarında(,)Kafkaslarda; filizlenen dallan ise Anadolu(‘)dadır(.)Ama kök olmayınca gövde(,)gövde olmayınca dallar(,)dallar olmayınca da filizler olmaz(.)Büyük ırmakların(,)küçük ormanların ve çayların sesini(,)nefesini kendinde yaşatıp yarınların ümit sahillerine taşıması gibi ozanların(,)âşıkların sazlarında doğudan batıya yol alan destanlar(,)masallar(,)türküler(,)maniler de dünü bugüne taşımışlardır(.)

10.(I) Toros dağlarının etekleri ta Akdeniz’den başlar. (II) Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir (III) Akdeniz’in üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. (IV) Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. (V) Killi toprak et gibidir.
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerin hangisinde sıfat tamlaması kullanılmamıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V

Cevap:A11. Aşağıda doğal ve yapma destanlarla ilgili özellikler verilmiştir. Bu bilgileri inceleyiniz, hangi destanın bu nitelikleri sağladığını tabloda işaretleyiniz.

Özellik Doğal Destan Yapma Destan

a. Belli bir süreç içinde oluşmuştur. Ağızdan
ağıza yayılmış, en sonunda derlenmiştir. ✔

b. Kim tarafından yazıldığı bilinmemektedir ✔

c. Bilinen bir yazarın destana neden olabilecek
bir olay karşısındaki izlenimleri sonucunda
ortaya çıkardığı destandır. ✔

ç. Bu tür destanlar ağızdan ağıza yayıldığından
farklı versiyonları olabilmektedir. ✔

d. Yakın ve bilinen tarihteki olayların destansı
anlatımıdır. ✔

12. Aşağıdakilerden hangisi İslami Dönem Türk destanlarından biri değildir?
A) Ergenekon
B) Saltukname
C) Battal Gazi
D) Danişmendname
E) Manas

Cevap:A

13. Aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.

(Y)a. Destan ve efsanelerde genellikle birinci kişi ağzından anlatım yapılır.
(D)b. Destanlar manzum veya mensur olarak yazılabilmektedir.
(D)c. Efsane ve destanlar din, tarih ve mitoloji ile iç içedir.
(Y)ç. Destanlarda olağanüstü ögeler ön plandayken efsanelere gerçeklik hâkimdir.
(Y)d. Destanların ve efsanelerin genellikle kim tarafından yazıldığı bellidir.

14.(I) Gök tüylü ve gök yeleli bu büyük erkek kurt bir kaç gün sonra durdu. (II) Oğuz Kağan da askeri ile durdu. (III) Burada İtil Müren adında bir deniz vardı. (IV) Bu İtil Müren’in kenarında bir kara dağın önünde savaş başladı. (V) Okla, kargı ile ve kılıçla vuruştular.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde sıfat tamlaması kullanılmamıştır?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) II ve V E) IV ve V

Cevap:D

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlaması kullanılmamıştır?
A) Biz ki İstanbul şehriyiz, Seferberliği görmüşüz
B) Dört çocuk babasıydı Abdullah Çavuş. Doymadı dünyasına Abdülkadir.
C) Erzurum’da on dört gün sürdü Kongre: orda, mazlum milletlerden bahsedildi
D) Kocaman bir ambarları vardı, Kerim içinde oynardı.
E) Elleri büyük ve esmer. Ela gözlüler, kara gözlüler, mavi gözlüler

Cevap:A

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 160-161 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz metinde yazar, Oblomov’un tembelliğini nasıl tasvir etmiştir? Anlatınız.

Cevap: “İlya İliç Oblomov, zengin bir Rus aristokratın oğludur. Ailesinden kalan mirasla geçinmektedir. Oldukça tembel, uyuşuk biridir. Oblomov, yerinden hareket etmez. Tüm gününü evde ve kırda dinlenerek geçirir. Hizmetli Zahar, onun isteklerine yetişmekte zorlanır. Evde olduğu zamanlar -evde olmadığı zaman da yok gibiydi- hep uzanırdı; hem de hep aynı odada.” şeklinde tasvir etmiştir.

2. Okuduğunuz metinde Oblomov’un yapmak istediği ve yapamadığı hayalleri nelerdir?

Cevap: Oblomov yapmak istediği ve yapamadığı hayalleri: Kendi ülkesini daha iyi tanımak ve sevmek için yabancı ülkelere gitmek istiyor. Şöhret aramadan, durmadan çalışmak ve işini yaptığını görerek ölmek istiyor. Bu hayallerin hiçbirini yapamıyor.

3. Oblomovluk kavramı parçada nasıl yorumlanmıştır? Açıklayınız.

Cevap: Oblomov, tembellikle bütünleşen bir kavramdır. Bu tembellik hem bireysel hem de soylu sınıfın tembelliğini ifade eder. Oblomov, bir şeyler yapmak ister, bir şeylere teşvik edilir ama o rahatının kaçacağını düşünerek harekete geçmekten çekinir.

4. Okuduğunuz metinde ayrıntılı betimlemeler yapılmasının nedeni nedir? Açıklayınız.

Cevap: Betimleme, bir olayı veya ortamı anlatmak için izlenimde bulunmak maksatlı ve canlandırma yaparak yazılı ya da sözlü olarak anlatma biçimidir. Oblomov metinde ayrıntılı betimleme yapılmasının sebebi ise yazar’ın anlatmak istediği ortamı ve yeri daha iyi tasvir etme isteğidir.

5. Romandan hareketle Rus halkının sosyal yaşamıyla ilgili neler öğreniyoruz?

Cevap: Sosyal yaşamda efendi ve hizmetli kavramlarını öğreniyoruz. Bu durum 19. yüzyıl Rusya’sında sınıf ayrılıklarının olduğunu, soylu-hizmetli kavramlarının olduğunu bize gösteriyor.6.Beş yıl geçti. Dünyada ve Viborg Mahallesi’nde birçok değişiklik oldu. Bayan Pşenitsin’in evinin önündeki boş sokağın öbür tarafına yazlık evler yapılmıştı. Bunlar arasında, hükümet konağına benzer büyük bir bina bizim rahatlık ve gamsızlık yuvasının pencerelerine bir zamanlar sevinçle dolan güneşe engel oluyordu. Küçük ev büsbütün küçülüp bir kulübe hâline gelmişti. Yıkanmamış, tıraş olmamış bir adam gibi bitkin, perişan görünüyordu… Evin içinde de her şey ne kadar değişmişti! Orada başka bir kadın oturuyor, başka çocuklar oynuyordu.
Yukarıda, okuduğunuz metinden alınmış bir bölüm bulunmaktadır. Bu metinde hangi anlatım biçimleri kullanılmıştır?

7. Okuduğunuz metinde tam bir olayın olmamasının metnin anlatımına etkisini değerlendiriniz.

Cevap: Metinde tam bir olayın olmaması okuyucunun olayı tam olarak anlayamaması ve yaşayamamasına neden olmaktadır.

8. Temel çatışmadan hareketle metnin tema ve konusunu belirleyiniz.

Tema: Oblomovluk (Tembellik ve rahatlık)
Konu: Andrey İlyiç adlı kahramanımızın tembellik ve rahatlığına düşkün olmasından dolayı hayallerini gerçekleştirmeden ve hiçbir şey yapamadan ölmesi.

9. Metinde anlatıcının ve bakış açısının işlevini belirleyiniz. Seçilen bakış açısının metnin dil ve anlatımını nasıl etkilediğini belirtiniz.

Cevap: Metinde “Hakim Bakış” kullanılmıştır. Hakim (İlahi) bakış açısında yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Anlatıcı hakim bakış açısı ile Andrey İlyiç, hizmetlisi ve Ştoltz hakkında her şeyi bilir, görür ve bunu okuyucuya anlatır.

10. Bu kitapta önemli olan Oblomov değil, Oblomovluktur. N. A. Dobrolyubov Okuduğunuz metinle ilgili yapılan bu eleştiriye katılıyor musunuz? Anlatınız.

Cevap: Oblomov değil Oblomovluktur eleştirisine katılıyorum. Oblomovluk tembelliği ve rahatlığı artık yaşam biçimi haline getirmek,alışmak ve bu şekilde yaşamaktır. İnsanların hem kendisine hem de topluma karşı sorumlulukları vardır. Çalışmak ve emek vermek zorundadırlar. Tembellik ve miskinlikle hiçbir şey yapamayız.

ETKİNLİK

1. Aşağıda tembellikle ilgili verilen atasözlerini tamamlayınız.

a. Tembele iş buyur,sana akıl öğretsin.
b. Tembele, kapıyı ört, dediler;yel eser örterdedi.

2. Okuduğunuz “Oblomov” romanı realizm akımı etkisinde yazılmıştır. Buna göre romanın aşağıdaki özellikleri sağlayıp sağlamadığını tespit ediniz.

Cevap: Oblomov romanı realizm etkisinde yazılmış bir romandır. Roman aşağıdaki özellikleri, etkilendiği edebiyat akımından dolayı, sağlamıştır.

a) Olağanüstü kişilere ve olaylara yer verilmemiştir.
b) Yazar, eserde kişiliğini gizlemiştir.
c) Betimlemeler ölçülü ve abartıdan uzak verilmiştir.
ç) Olaylar neden-sonuç ilişkisiyle verilmiştir.
d) Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
e) Hayatın tüm kötülükleri, çirkinlikleri açıkça sergilenmiştir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 162 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıdaki cümlelerin yüklemini bularak yüklemin türünü belirleyiniz.

• Dünyada ve Viborg Mahallesi’nde birçok değişiklik oldu.->Fiil (Eylem) Cümlesi
• İlk çıkanlar dilencilerdi.->İsim (Ad) Cümlesi
• Zahar, efendisinin odasına gelirken mırıldanıyordu.->Fiil (Eylem) Cümlesi
• Ciddi işleri bir yana bırakarak içine kapanmak, kendi yarattığı bir hayal dünyasında yaşamak Oblomov’un en büyük zevki idi.->İsim (Ad) Cümlesi
• Otuz iki, otuz üç yaşlarında bir adamdı bu.->İsim (Ad) Cümlesi

2. Aşağıdaki cümleleri yüklemine göre isim cümlesi olacak şekilde tamamlayınız.

• Adalet, insan topluluğununkudsi bir bağıdır.
• Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktandaha iyidir.
• Bir kişiye yapılmış haksızlık, bütün topluma yöneltilmiştehdittir.
• Cennet analarınayaklarının altındadır.
• En verimli yağmuralın teridir.
• Hiçbir miras doğruluk kadarzengin değildir.
• İnsanın kendini fethetmesizaferlerin en büyüğüdür.
• Sevdiği bir işi bulan insanmutludur.

3. Aşağıdaki parçada ayraçla boş bırakılan yere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Beyoğlu()na çıkan dik yamacıyla caddelerin en büyüğü Yeni Çarşı(,) buradaki kavşakta son bulur(,) burası tepeye kurulmuş bir Hristiyan mahallesidir(.) Adı geçen caddenin her iki yanında(,) asmadan çardakların altında(,) yanyana kapılarıyla birbirini izleyen Türk kahvehanelerin önü tıkış tıkış küçük tabure ve masalarla doludur(.) Bütün gün boyunca gemilere(,) rıhtıma(,) gümrüğe(,) yolcuların bavullarını(,)kasaları ve büyük balyalarını indirip çıkarmaktan canları çıkmış yüzlerce hamal(,) buralara şöyle bir nefes almak için gelir(.) Akşamın dinlenme sevinciyle birbiri ardınca gelen bu geniş omuzlu, yorgunluk nedir bilmez insanlar(.) İstanbul()da henüz bilinmeyen kamyon ve yük arabalarının yerini tutar(.)

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 163 Cevapları

1. Başınızdan geçen önemli bir olayı veya macerayı (sergüzeşti) anlatınız.

Cevap: Başınızdan geçen bir olayı kısaca anlatmanız gerekmektedir.

2. Kölelikle ve esaretle ilgili düşüncelerinizi anlatınız.

Cevap: Kölelik ve esaret insanlık tarihinin en büyük suçlarından ve ayıplarındandır. Hiç kimse özgürlüğünden mahrum bırakılamaz.

Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memlûk veya kul; köle sahibine ise efendi veya mevla denir. Hürriyetine sahip olmayan, başkalarının hükmü altında bulunan ve para ile alınıp satılan kişiler köle olarak adlandırılmıştır. Köle kelimesi yerine Türkçede bazen kul, bende, halayık, esir ve kadın köle için de cariye veya odalık tabirlerinin kullanıldığı görülmektedir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 167-168 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Celal Bey’in, Dilber’in ve Zehra Hanım’ın kişisel özelliklerini aşağıdaki tabloya yazınız.

Celal Bey: İyi kalpli, neşeli bir insandır. Avrupa’da resim öğrenimi görmüştür. Dilber’in resimlerini yapar, zamanla Dilber’e aşık olur.

Dilber: Romanın başkahramanıdır. Küçük yaşta Kafkasya’dan alınıp getirilmiş, İstanbul’sa esir olarak satılmış bir kızdır. Namusuna çok düşkün ve güzel bir kızdır. Köle olarak çalıştığı konaklarda büyük acılar yaşar. Celal Beye aşıktır.

Zehra Hanım: Celal Beyin annesidir. Oğlunun evdeki bir köleyle evlenmesini kabullenemez. Kötü kalpli bir insandır.

2. Çaresaz’ı ağlatan nedenler nelerdir? Açıklayınız.

Cevap: Çaresaz ağlatan nedenler esareti ve köleliğidir.

3. Çaresaz “Ağlamak esirliğin en büyük hakkıdır. Biz o hürriyete sahibiz.” sözüyle ne anlatmak istemektedir? Açıklayınız.

Cevap: Çaresaz bir konakta köle olarak çok zor koşullar altında çalıştırıldığı için ağlamaktadır.

4. Dilber sabahın erken saatlerinde nasıl bir olayla karşılaşır? Buna tepkisi ne olmuştur?

Cevap: Köle olarak hiçbir hakları olmadığını, sadece çektiği acılardan dolayı ağlama özgürlüğü olduğunu anlatmak istiyor.

5. Metnin olay örgüsünü belirleyiniz. Olaylar nerede ve hangi dönemde geçmektedir?

  • Zehra Hanımın oğlu Celal Beyin bir esir parçası olarak gördüğü Dilber’le evlenmesini istememesi
  • Dilber’i evden göndermesi
  • Dilber’in Çaresaz’la vedalaşmaları
  • Dilber’in evden ayrılmasına çok üzülmesi
  • Metindeki olaylar 19.yüzyıl Tanzimat Dönemi’nde Dilber’in esir olarak satıldığı bir konakta meydana geliyor.

6. Okuduğunuz metinde verilmek istenen temel ileti nedir? Açıklayınız.

Cevap: Eserde mal gibi alınıp satılan köle gibi çalıştırılan esir kızların büyük acılar yaşadıklarını vurgulayıp esaretin ne büyük bir kötülük olduğunu, bundan vazgeçilmesi gerektiği iletisi veriliyor.

7. Celal Bey’in annesinin, oğlu için yaptıkları sizce doğru mudur? Düşüncelerinizi söyleyiniz.

Cevap: Doğru değildir. Günümüzde de Zehra Hanım gibi annelere rastlamak mümkündür.

8. Dilber’in mücadeleden vazgeçerek kendini Nil Nehri’ne bırakmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Cevap: Diriliş romanındaki Katyuşa işlemediği bir suçtan yok yere hapis yatmış, oldukça zor günler yaşamış bir kadındır. Dilber ise çok küçük yaşta köle olarak alınıp satılmıştır. Kadın, aile ve toplum arasında bir köprü görevini görür. Kadının toplumlarda yerine getirdiği görevleri itibariyle, sosyal sistemin işleyişine katkısı büyüktür. Bir kadının sosyal hayatta yer alması her açıdan çok önemlidir. Dünyadaki medeniyetlerin tarihsel gelişim süreci içindeki yaşamları incelendiği zaman kadınların sosyal yaşamda aktif biçimde yer aldığı toplumların gerek bilim gerekse medeniyet anlamında ilerlemiş, sanatın her türünün geliştiği toplumlar olduğunu görürüz. Kadınların baskı altında tutulduğu ve bir yerde ikinci sınıf diyebileceğimiz insan muamelesi gördüğü toplumların ise az gelişmiş, kültürel anlamda dar kalıplara sıkışmış toplumlar olduğunu görürüz.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 169 Cevapları

Metne Hazırlık

Yürü hür maviliğin bittiği son hadde kadar
İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar
Yahya Kemal Beyatlı

Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
O gün başucuma karalarla gel!
Arkanda çepçevre, kızıl bir ufuk,
Tepende simsiyah kargalarla gel!
Necip Fazıl Kısakürek

Okuduğunuz bu şiirlerde renkler hangi duygu ve düşünceleri ifade etmektedir? Renkler size göre hangi duyguları ifade eder? Açıklayınız.

Cevap: Bu şiirlerdeki renkler umudu ve özgürlüğü ifade etmektedir. Bana göre renkler şu duyguları ifade eder:

Kırmızı: Öfkeyi, tutkuyu, aşkı.
Turuncu: Özgürlük, iyimserlik ve yakınlık.
Sarı: Eğlencenin, enerjinin, ilgi ve sevincin rengi!
Yeşil: Doğallık, tazelenme, denge, huzur ve umut rengidir.
Mavi: Saflığın, yalnızlığın, güvenin, kendi kendine yetmenin ve sükunetin temsilcisi.
Mor: Asaletin, zekanın ve kalitenin rengi mor!

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 173 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz metne göre Ahmet Cemil’in hayalleri nelerdir?

Cevap: Ahmet Cemil şiirde ilerlemek ve edebiyatımıza yeni bir yön vermek istemektedir. Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia ile evlenmek ise Ahmet Cemil’in diğer bir hayalidir.

2. Ahmet Cemil’in ruh hâline etki eden olaylar nelerdir?

Cevap: Kız- kardeşi ölür Lamia’yı kaybeder, eserini yakar. Bütün umutlarını tüketerek İstanbul’u terk eder.

3. Eserde hâkim olan bakış açısını eserden örnekler vererek açıklayınız.

Cevap: Hakim bakış açısı vardır. Kahramanlarla ilgili her türlü bilgi ve pskolojik çıkarım yapılmaktadır.

4. Okuduğunuz metinde iç konuşmaların geçtiği yerlerin metnin anlamına katkısını değerlendiriniz.

Cevap: İç konuşmalar metindeki kahramanların ruh halini daha iyi anlamamızı sağlar.

5. Servetifünun anlayışıyla yazılan okuduğunuz metinde uzaklaşma duygusu nasıl anlatılmıştır? Açıklayınız.

Cevap: Servet-i Fünun Dönemi şair ve yazarları içinde bulunulan ortamdan memnun değillerdir ve hayal kırıklığı içindedirler. Bunun sonucunda yaşamak için yeni bir ortam, uzak ülke hayaline kapılmışlardır.

6. Okuduğunuz metne göre mai ve siyah neyi ifade etmektedir?

Cevap: Halit Ziya’nınMai ve Siyahadlı romanı , Servet-i Fünun neslini anlatan çok önemli bir romandır. Romandaki mai (mavi) umutları siyah ise hayal kırıklıklarını temsil etmektedir. Hayal-hakikat çatışmasının anlatıldığı bu romana yazar bu yüzden Mai ve Siyah adını vermiştir.

7. Ahmet Cemil, hayallerine niçin ulaşamamaktadır? Bunun sonucunda İstanbul’u terk etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Normal karşılıyorum. Çünkü insan hayal kırıklıkları yaşayınca kaçma isteği hisseder. Artık yeni başlangıçlara yol almanın zamanı gelmiştir çünkü.

8. Okuduğunuz metinde dönemin sosyal ve kültürel özellikleri ile ilgili ne tür bilgiler vardır? Açıklayınız.

Cevap: Mai ve Siyah dönemin bütün toplumsal sorunlarını gündeme getiren bir roman olmuştur. Yazar dönemindeki bir takım sorunları kahramanları vasıtasıyla okuyuculara açıklamıştır. Yazar bu romanda neslinin şair idealini ele alır, o zamanki sanat ve basın dünyasını yer yer çok gerçekçi çizgilerle tasvir eder. Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır.

9. Halit Ziya Uşaklıgil “Mai Siyah” romanının 1938 yılından sonraki baskılarında romanın dilini sadeleştirmiştir. Bunun nedeni ne olabilir? Açıklayınız.

Cevap: Mai Siyah romanın dilinin sadeleştirilmesinin en büyük sebebi daha geniş okuyucu kitlesine ulaşmaktır.

ETKİNLİK

1.Halit Ziya Uşaklıgil, edebiyat yaşamına çeviri ve şiirle başlamış, çevresinde gördüğü olaylardan faydalanmış; kişilerin ruhsal durumlarıyla betimlemelere önem vermiştir. Türk romanında ciddi bir çığır açtığı ve ilk yetkin eserleri verdiği edebiyat çevrelerince kabul görmektedir.

Bu bilgiden yola çıkarak yazarın hayatının metindeki izdüşümlerine örnekler veriniz.

Cevap: Realizm, hayal kırıklığı ve kaçış yazarın hayatının metindeki izdüşümleridir.2.Uşaklıgil, romanında bütün olayları, kişileri, tabiatı hep Ahmet Cemil’in gözüyle anlattığına göre Maî ve Siyah, romantik bir tipin gerçekçi bir çizimidir diyebiliriz. Dilekleriyle gücünü iyi hesaplayamayan bir çeşit şehir Don Kişot’unun ilk hayatı.Asım Bezirci, Seçme Romanlar

Bu parçada verilen düşünceye katılıyor musunuz? Açıklayınız.

Cevap: Bu parçada verilen düşünceye katılıyorum. Metinde Ahmet Cemil’in kurduğu hayaller romantizme örnektir. Mesela iyi bir yazar olma isteği. Bunun yanında kız kardeşinin ölmesi ve diğer olaylar realizmi temsil eder.

3. Servetifünun Dönemi romanı ile Tanzimat Dönemi romanlarını karşılaştırınız. Farklı ve ortak yönleri tespit ediniz.

BENZERLİKLERİ:

  • Hem Servet-i Fünun hem de Tanzimat edebiyatı Batı etkisindeki Türk edebiyatının dönemleridir. Bu iki dönemin çok ortak yönü yoktur.
  • Her iki dönemde de Fransız edebiyatı örnek alınmıştır.
  • Tanzimat döneminde ve Servet-i Fünun döneminde şiirlerde kullanılan asıl vezin aruzdur; sınırlı sayıda şiirde he­ce vezni kullanılmıştır.

FARKLILIKLARI:

1. Tanzimat Edebiyatında şiirin konusu güzel olan her şeydir, Servet-i Fünûn’da güzel kelimesi kaldırılmış ve şiirin konusu sınırsız bir şekilde genişletilmiştir.
2. Tanzimat‘ta rağbet görmüş olan metafizik ve sosyal konular Servet-i Fünûn’da mühim bir yer tutmaz.
3. Tanzimat Edebiyatında dil ve üslup, Servet-i Fünûn’a göre daha sade ve anlaşılırdır.
4. Tanzimat Edebiyatında tiyatro ön plandayken, Servet-i Fünûn’da şiir, roman ve hikaye ön plandadır. Tanzimat edebiyatında tiyatro önemli bir yer tutar. Tanzimat yazarları tiyatroyu, toplumu eğitmenin ve yönlendir­menin bir aracı olarak görmüşler, çok sayıda oyun yazmışlardır. Bu oyunlarda halka seslenmek amacıyla sade bir dil kullanmışlardır. Servet-i Fünuncular, tiyatro türünü ihmal etmiş, ikinci plana atmış, bu türle pek ilgilenmemişlerdir.
5. Tanzimatçılar “toplum için sanat” görüşünü benimserken, Servet-i Fünûncular “sanat için sanat” görüşünü benimsemişlerdir.
6. Servet-i Fünûn Edebiyatı Tanzimat‘a göre halktan uzaklaşmıştır. Çünkü, Servet-i Fünûn aydın kesime hitap eder.
7. Tanzimatçılar realizm ve romantizme önem verirken, Servet-i Fünûncular parnasizm ve sembolizme önem vermişlerdir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 174 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıdaki cümleleri anlamlarına göre (olumlu-olumsuz-soru) değerlendiriniz.

• Evvela, hareket esnasında, o koşuşturma içinde hiçbir şey hissetmedi.(olumsuz cümle)
• Sanki bir siyah inci yağmuru!…”(ünlem cümlesi)
• O artık ölmüş bir çocuğun boş ve soğuk gömleğinden başka bir şey miydi?(soru cümlesi)
• Biraz hayatın parasal yönünü düşünmüş, bu toprak parçasının üstünde bir şiir bulutuna sarınarak uçmak için çalışmamış olsaydı bu gün bu kadar mağlup olmayacaktı.(olumlu cümle)

2. Aşağıda verilen cümlelerde virgül hangi görevde kullanılmıştır? Açıklayınız.

O vakit vapurun kenarına, tahta kanepenin üzerine oturdu, dirseğini dayadı, başını avucunun içine koydu, akşamın serin bir rüzgârı ile saçları uçuşarak gözlerinin önünde hazırlanan geceye bakmaya başladı.
Cevap: Bu cümlelerde sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için virgül kullanılmıştır.

3. Aşağıda verilen metinde üç nokta (…) hangi görevde kullanılmıştır?
Ah bu denizin karanlıklarında saklanan gerçekler, asıl gerçek… Bir karar hamlesi, yalnız küçük bir hareket, oraya gidebilirdi. Oraya gitmek, bu siyahlığın içine bir daha çıkılamaz, dönülemez derinliklere gitmek…
Cevap: Anlatım olarak tamamlanmamış cümlelerin sonunda kullanılmıştır.

4. Aşağıda verilen cümleleri yapı bakımından inceleyiniz.

  • Ahmet Cemil şimdi bu zayıf vücudu kollarıyla sıkıyor, onu alıp götürmek, isteyenden koparıp kurtarmak istiyordu.(Sıralı cümle)
  • O vakit titreyerek ayağa kalktı.(Birleşik cümle)
  • Sofranın çevresinde yedi kişi idiler.(Basit cümle)
  • Darülfünun’da Batı edebiyatı ve estetik dersleri verdi.(Basit cümle)

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 180-181 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. “Ah, beyaz ve güzel memleketim!” ifadesindeki beyaz kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?
Cevap: Beyaz kelimesi temiz anlamında kullanılmıştır.

2. Miting alanındaki Türk bayraklarının siyah renkli olmasının nedeni nedir? Açıklayınız.
Cevap: Çünkü ülke işgal altındadır ve protesto için siyah bayraklar miting alanında sallandırılmaktadır.

3. Metinde yalınayak, ağlayarak koşan köylü kızı kimdir ve niçin koşmaktadır?
Cevap: Bu köylü kızı savaşta babası şehit edilen Kezban’dır, İhsan’dan kendisini de savaşa götürmesini istemektedir.

4. Metne göre savaş ne gibi kötü sonuçlar ortaya çıkarmaktadır? Açıklayınız.
Cevap: Savaş birçok kişinin ölmesine, yaralanmasına, çocukların yetim kalmasına yol açmaktadır.

5. Metindeki kahramanların ortak özellikleri nelerdir? Açıklayınız.
Cevap: Kahramanların hepsi vatanını çok seven, vatan için gözünü kırpmadan canını verebilecek kişilerdir.

6. Metnin olay akışını yönlendiren temel çatışma ve ona bağlı diğer çatışmalar nelerdir?
Cevap: Romanda hem vatanın içinde bulunduğu felaketi hem de bu felaketi yaşayan, aşkları, ihtirasları, kıskançlıkları ve vazifeleri arasında kalan insanların ruh çatışmaları vardır.

7. Metindeki anlatım tekniklerini, anlatım biçimlerini ve düşünceyi geliştirme yöntemlerini tespit ediniz.
Cevap: Metinde anlatma, gösterme, özetleme teknikleri kullanılmıştır.

8. Okuduğunuz metindeki kişilerin sahip olduğu vatan sevgisinin kültürümüzdeki yerini değerlendiriniz.
Cevap: Vatan sevgisi kültürümüzdeki en önemli ögelerden bir tanesidir. Bizim kültürümüzde insanlar vatanı için gözünü kırpmadan canını feda eder.

9. Hazırlık çalışmasında ifade edilen Halide Edip Adıvar’ın Sultan Ahmet Meydanı konuşması ile romanda tasvir edilen konuşmayı karşılaştırınız. Gerçek konuşmanın romana yansımalarını değerlendiriniz.
Cevap: Halide Edip Adıvar’ın Sultan Ahmet Meydanı konuşması işgal güçlerinin İzmir’i işgalini kınama amaçlıdır. İstanbul’daki işgalci askerlerin gözünü korkutmuştur, milli mücadelede de ateşleyici bir rolü olmuştur. Bu konuşma da romana milli mücadele ve vatan sevgisi olarak yansımıştır.

DİL BİLGİSİ

1. Aşağıda okuduğunuz metinden bir parça ile bir şiirden alınan dörtlük verilmiştir. Yükleminin yerine göre farklı cümleler kullanılan bu parçalardan yola çıkarak devrik cümlelerin anlatıma katkısını değerlendiriniz.

Ayşe, gözleri ağlamaktan kırmızı ve şiş olarak köyden hareket etti. Bütün köyde bir telaş ve korku vardı. Ayşe’nin boynuna kadınlar tek tek sarıldılar ve ağladılar. Ayşe’ye bir yaylı bulmuş, içini hazırlamıştık. Nihayet vedalar bitti. Söğütleri bıraktık. Tozlu ve uzun yolda epeyce ilerledik.

Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üstüne kodum kuralları
Her şey işte böyle oldu önce
Cemal Süreya

Cevap: Bu parçalarda kullanılan devrik cümleler vurguyu arttırarak anlatımı daha da etkili kılmıştır.

2. Aşağıda verilen cümlelerden kurallı olanı devrik, devrik olanı kurallı cümle hâline getiriniz.
Bu ıssız Anadolu mezarlıklarında ne kadar sevgili bıraktık, geçtik.
Cevap: Ne kadar sevgili bıraktık, geçtik,bu ıssız Anadolu mezarlıklarında.

İki odalı bir köy eviydi burası.
Cevap: Burası iki odalı bir köy eviydi

Halkın duyduğu şey ölümden kuvvetliydi.
Cevap: Kuvvetliydi ölümden halkın duyduğu şey.

Onun hayatındaki faciayı mutlak duymuşlardı.
Cevap: Mutlak duymuşlardı onun hayatındaki faciayı.

Dolaşıyordu minarelerin üstünde iki siyah tayyare.
Cevap: İki siyah tayyare minarelerin üstünde dolaşıyordu.

3. Aşağıda verilen metinde ayraçla boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

Şimdi Ankara Cebeci Hastahanesinin küçük bir odasından dışarıya bakıyorum(.) Uzun(,) sarı toprak yığınları yükselerek(,) alçalarak nihayetsiz uzanıyor(.) Fakat arkasında öyle kızıl bir gök var ki () Her şey acayip bir surette kızıl(,) galiba onun kanı(!) A() bunu böyle düşünmemek lâzım(.) Doktor ne dedi(?) Başımdaki kurşun bende hayalât yapıyormuş.
Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek

4. Aşağıda verilen metinde noktalama işaretlerinin kullanım amaçlarını belirleyiniz.

Muazzam bir gümbürtü, etrafımızda kalın, siyah bir duman ve toprak bulutu, anî bir sayha… Dumanlar arasından soluğu hissedilecek kadar sessiz mütemadiyen kaçışan, karışan bir halk. Arkamı bir dükkâna dayadığımı, dizlerimin, arka kemiğimin pişmiş paça gibi yılıştığını, döküldüğünü duydum. Gözlerimi açtım. Yalnız Harbiye Nezareti’nin tayyare topları uzaktan havayı…
Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek

Nokta: Cümlenin sonunda kullanılmıştır.
Virgül: Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılmıştır.
Üç nokta: Anlatım olarak tamamlanmamış cümlelerin sonunda kullanılmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 180-181 Cevapları

1.“Bunun sebebi, Türk aydını gene, sensin! Bu viran ülke ve bu yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa hâlinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.” “Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabanî ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin?..”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yaban

Bir romandan alınan bu parçada, anlatılanlardan yola çıkarak romanın hangi edebî dönemde yazıldığını ve dönemin özelliklerini yazınız.

Cevap: Yaban romanı Milli edebiyat döneminde yazılmıştır. Romanın yazıldığı dönem Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı yıllardır. Türk Kurtuluş Savaşı; ülke bütünlüğünü korumak, ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için tüm ulusça girişilen, çok cepheli bir savaştır. Kurtuluş Savaşı; Osmanlı Devleti’ni yok eden, Türklere yaşam hakkı tanımayan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması sonucu Türk milletinin bir ölüm-kalım mücadelesidir.

2. Aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.

(D) a.Sergüzeşt romanı, edebiyatımızda romantizmden realizme geçişin ilk örneği kabul edilir.
(Y) b.Edebiyatımızda ilk romanlar Servetifünun Dönemi’nde verilmeye başlanmıştır.
(D) c.Tanzimat Dönemi romanları teknik bakımdan kusurludur.
(D) ç.Millî Edebiyat Dönemi romanlarında mekân, İstanbul’dan çok Anadolu’dur.
(D) d.Dünya edebiyatında Cervantes’in yazdığı Don Kişot, modern romanın ilk örneği sayılır.
(Y) e.Edebiyatımızda roman ve hikâyenin yerini tutan ve divan edebiyatı nazım şekli olan tür kasidedir.
(D) f.Servetifünun romanında realizm akımı etkilidir.

3. Aşağıda verilen cümlelerdeki boşlukları doğru şekilde doldurunuz.

a.ServetifünunDönemi romanlarında Türkçenin kurallarına ve söz dizimine uymayıp yeni anlatım olanakları aranmıştır.
b.Edebiyatımızda roman türünün ilk örnekleriTanzimatDönemi’nde ortaya çıkmıştır.
c.Oblomov romanıtembellikkavramı ile özdeşleşmiş bir romandır.
ç.Millî Edebiyat Dönemi romanında genellikleAnadolu insanı,millî mücadelekonuları işlenmiştir.
d.İlk tarihî romanımızCezmi, köy hayatını işleyen ilk romanımızKarabibiktir.

4. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat Dönemi romanının özelliklerinden biri değildir?
A) Yazarlar, eserlerine kişiliklerini yansıtmışlardır.
B) Olayların akışında rastlantılara sıkça yer verilmiştir.
C) İşlenen konular gerçeklere uygundur.
D) Genellikle romanlar, masallar gibi biter.
E) Romanlarının kurgusu ve tekniği güçlüdür.

Cevap:E

5.I. Realist olmasına rağmen romantizmin etkisinden kurtulamamıştır.
II. Modern Türk romanının kurucusu sayılır.
III. Romanlarında İstanbul’un aydın kesimini anlatmıştır.
IV. Servetifünun Dönemi’nin en önemli romancısıdır.
Yukarıda özellikleri verilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ahmet Mithat
B) Mehmet Rauf
C) Halit Ziya Uşaklıgil
D) Namık Kemal
E) Ahmet Rasim

Cevap:C

6.Çerkez kızı Dilber ’le, zengin konağın sahibi Celal Bey arasında çok kısa bir zamanda başlayan ve biten aşkın izleri görülür. Yazar, insan ruhunun çaresizlik karşısında takındığı tavrın doğal davranışlarını, güçlü bir duygusal düzlemde okuyucuya başarılı bir şekilde aktarmıştır. O dönemde geçerli olan fedakârlık, güven, dürüstlük ve vatan sevgisi gibi kavramların sancılı göreceliğinin neden olduğu haksızlığa dikkat çeker… Roman, küçük esir bir kızın tertemiz aşkını tutkulu bir biçimde işlerken özellikle aşkın karşı konulmaz yüceliğini anlatması bakımından da tüm dikkatleri üzerinde toplamaktadır.
Bu parçada söz edilen eser aşağıdakilerden hangisidir?
A) Araba Sevdası
B) Sergüzeşt
C) Mai ve Siyah
D) İntibah
E) Felatun Bey ve Rakım Efendi

Cevap:B

7. Servetifünun Dönemi romanı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Batılı roman tekniğine uygun ilk eserler verilmiştir.

B) Söyleyişe önem verilmiş, sanatlı sözlerle örülmüş geniş tasvirler yapılmıştır.
C) Arapça ve Farsça tamlamalardan oluşan ağır bir dil kullanılmıştır.
D) Fransız romantizminin etkisiyle gerçeklikten uzak karakterler yaratılmıştır.
E) İstanbul ve çevresinde yaşanan olaylar konu edilmiştir.

Cevap:D

8. Aşağıdaki yazarlardan hangisi Millî Edebiyat Dönemi yazarlarımızdan biri değildir?
A) Reşat Nuri Güntekin
B) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
C) Refik Halit Karay
D) Tevfik Fikret
E) Halide Edip Adıvar

Cevap:D

9.Realizmin en detaylı örneklerinden biridir. Olaylar en ince ayrıntısına kadar anlatılmaktadır. İvan İlyiç, romanın başkahramanıdır. Tembel ve uyuşuk bir kişi olan İlyiç, Rus soylularını temsil eder. Romanın başından sonuna İvan İlyiç’in hayat öyküsü anlatılır. İvan İlyiç’in hayalleri vardır ama tembelliği bu hayallerini gerçekleştirmesine engel olur. Kısacası bu roman tembellikle özdeşlemiş bir romandır. Romandaki detaylı anlatımlarda herkes kendinden bir şeyler bulacaktır.
Bu parçada anlatılan eser aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sefiller
B) GoriotBaba
C) Oblomov
D) Suç ve Ceza
E) Vadideki Zambak

Cevap:C

10. Mai ve Siyah adlı öncü romanında bir yandan eski edebiyat eleştirilerinde bulunmuş bir yandan da yeni edebiyatı savunmuştur. Ahmet Cemil’in babasının ve kız kardeşi İkbal’in ölümü, Ahmet Cemil’in sevgili adayı Lamia’yı ona duygularını bile açamadan kaybetmesi, yazarlık görevine son verilmesi, matbaadaki hissesini kaybetmesi ve babasından kalma evlerini yine şöhret hülyası uğruna kaybetmesi, Ahmet Cemil’in bir bilinmeyene doğru gece vakti bir yolculuğa çıkmasına neden olmuştur. Ahmet Cemil aslında Servetifünun aydınının ve onun her şeyden kaçışının simgesidir.Aşağıdakilerden hangisi bu parçada söz edilen romanın yazarına ait bir eser değildir?
A) Küçük Ağa
B) Kırık Hayatlar
C) Aşkı Memnu
D) Bir Ölünün Defteri
E) Sefile

Cevap:A

11. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yapı bakımından farklıdır?
A) “Denemeler”, daha çok eğitim ve felsefe konularına değinen ve Orta Çağ dogmatizmini yıkan bir aydınlanma kitabıdır.
B) Hümanist kültürün en önemli kaynaklarından biri olan bu yapıt, yazılmasının üzerinden 430 yıl geçmesine rağmen aydınların başucu kitabı olmayı sürdürmüştür.
C) Sokrates’ten sonra insan üzerine eğilen en önemli düşünür kabul edilen Montaigne, bu kitabıyla Avrupa insanına özgür düşünmeyi öğretmişti.
D) 1603’te ilk kez İngilizce’ye tercüme edilen eser Türkçeye de ilk kez 1940’lı yıllarda Sabahattin Eyüboğlu tarafından kazandırılmıştı.
E) 1950’li ve 1960’lı yıllarda aynı yayınevi, eserin muhtelif yeni baskılarını yaptı.

Cevap:E

12.Tevfk Rıza Bey, 1914-1916 yılları arasında Çanakkale Goncasuyu telsiz telgraf istasyonunda yedek subay olarak görev yaparken Çanakkale’de yaşananları ve günlük yaşamı neredeyse saati saatine kaydetmiş.Bu cümlede numaralandırılmış sözcüklerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V

Cevap:C

13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Yöremizin en meşhur yemeği imambayıldıdır.
B) Tanzimat romanında genellikle mirasyedi tipler bulunur.
C) Biçer döverler ekin hasadına başladı.
D) Akşamüstü güneşe karşı çay içmek büyük bir zevk.
E) Başkomutanın emri ile ordular Ege’ye doğru hareket etti.

Cevap:C

14. Aşağıda verilen cümlelerin hangisinde virgül (,) yanlış yerde kullanılmıştır?
A) Köyde kim çaresiz kalırsa kimin işi bozulursa İstanbul yolunu tutar.
B) Bu, benim gibi yazarlar için hiç kolay olmaz.
C) Adana’ya yarın gideceğim, dedi.
D) Evet, bundan sonra bir daha seni görmeyeceğim.
E) Meydanlığa varmadan, ilk sağa döndü.

Cevap:E

15.Kömürü, eti, yağ ve zerzevatı nerelerden, nasıl alacağını artık biliyordu. Yalnız öğrendiği usullerin hepsini tatbike imkân yoktu. Bunun için esnafla laubali olmak, onlara kâh aksilik kâh dalkavukluk etmek lâzım geliyordu. Bunlar, hiçbir zaman Ali Rıza Bey ’in ağır tabiatına uyacak şeyler değildi. Bir gün, uzun zaman belediye reisliğinde bulunmuş bir arkadaşıyla çarşıya çıkmıştı. Zerzevat alacaklardı. Pazarlık esnasında kavga çıkmış, dükkâncı eski belediye reisinin elindeki kabakları çekip almış, “Git işine ihtiyar… Sen alışverişe değil, eğlenceye çıkmışsın… Paran yoksa çayırdan ot topla da onları ye!” diyen adamcağızı göğsünden ittiği gibi zerzevat küfelerinin içine yuvarlamıştı. Ali Rıza Bey, utancından yerin dibine girmiş, bir daha kimse ile çarşıya çıkmamaya tövbe etmişti.
Reşat Nuri Güntekin, Yaprak Dökümü

a. Bu parçada hangi anlatım teknikleri kullanılmıştır?

Cevap: Bu parçada betimleme ve öyküleme anlatım biçimleri kullanılmıştır.

b. Bu parçanın anlatıcısı ve bakış açısı hakkında bilgi veriniz.

Cevap: Metinde “Hakim Bakış” kullanılmıştır. Hakim (İlahi) bakış açısında yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar.

16.Güneşin son ışıkları baygın öpüşlerle Kanlıca tepelerini yalıyor, ta ötede, Beykoz’dan ağır akıcılıkla gelen beyaz bir bulut parçasının bir kenarı donuk şişe beyazlığı ile parlarken altında geniş bir çizgi yavaş yavaş koyulaşan bir gölge biçiminde duruyordu. Bu tatlı kış gününden yararlanarak Bo- ğaz’ın durgun sularını okşayan sandallar, kayıklar geçiyordu. Karşıda Şirket’in bir vapuru siyah dumanlarını serperek yer yer yalıları gizlerken, iri bir İngiliz şilepi, güvertesinde öteye beriye koşan dört beş başla, sessiz ıssız, sanki yapayalnız Karadeniz’e doğru ilerliyordu.
Halit Ziya Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Betimlemelerden yararlanılmıştır.
B) Psikolojik çözümlemeler yapılmıştır.
C) Kişileştirmelerden yararlanılmıştır.
D) Anlatıma duygular katılmıştır.
E) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.

Cevap:B

17. Aşağıda verilen eser ve yazarları doğru şekilde eşleştiriniz.

1. (d. Araba Sevdası) Recaizade Mahmut Ekrem
2. (ç. Çalıkuşu) Reşat Nuri Güntekin
3. (a. Ateşten Gömlek) Halide Edip Adıvar
4. (b. İntibah) Namık Kemal
5. (c. Ankara) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
e. Mai ve Siyah

18. Aşağıdaki cümleleri tabloda verilenlere göre değerlendiriniz. Sabah hayli erkendi; sandığını arabada bıraktı. Maarif Dairesi’ne girdi. Odanın kapısında bir ihtiyar bir adam, sac bir mangalda kömür yakıyordu. Bir ayağı kopuk hasır iskemleyi aynı zamanda duvara dayayarak muvazene yaptırıp üstüne oturmaya çalışıyordu. Yerde kabarmış kirlerin üzerinde ihtiyatla yürümek lazım geliyordu. Loş ve tavanı örümcekli bu dairenin çok ağır, insanın içine çöken bir kokusu vardı.

Halide Edip Adıvar
Vurun Kahpeye

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 191 Cevapları

1. Hoş sohbet insanların özellikleri nelerdir? Açıklayınız.

Hemen hemen herkesin çevresinde “hoşsohbet” diye nitelendirilebilecek insanlar vardır. Bu insanların temel özelliği sohbet etmeyi sevmeleridir. Sohbet etmeyi sevmelerinin yanı sıra sohbet ederken etrafındaki insanların da hoş vakit geçirmelerini sağlarlar. Hiç susmasın isteriz hoşsohbet insanlar çünkü anlattıkları şeyler hoşumuza gider. Anlattıkları şeyler herkesin bilebileceği ve anlatabileceği şeyler olsa dahi bu şeyleri hoşsohbet insanların ağzından dinlemek başka olur. Bu insanlar güzel muhabbet ederler ve çevrelerindeki insanların onları pür dikkat dinlemelerini sağlar.

2. Bir oyunun bir metne bağlı kalınarak oynanması mı yoksa doğaçlama oynanması mı zordur? Düşüncelerinizi belirtiniz.

Doğaçlama olması daha zordur. Örneğin, metne bağlı olursa ne diyeceğini bilirsin ama doğaçlama olursa yanlış bir şey diyebilirsin.

3. Tiyatro deyince aklınıza hangi kavramlar gelmektedir? Açıklayınız.

  • oyunculuk
  • canlı performans
  • eğlence
  • sunmak
  • seyirciler
  • sahne
  • kostüm
  • makyaj
  • drama

4. Geleneksel Türk tiyatrosuna hakim olan duygu hangisidir? Açıklayınız.

Kahramanlık

Kavuklu:Oyunun asıl komiğidir. Dobra ve pa­tavatsızdır. Yalan beyanla işi olmaz. Gördüğü her şeyi ağzına geldiği gibi kendi meşrebince söyler. Lafını söylerken Alicengiz oyunlarına ihtiyaç duymaz. Kaba biri olduğundan diğer oyuncu tipleri ile arasında tartışma ve hatta dövüş bile olur.

Pişekar:Herkesin huyuna göre konuşmasını, yüze gülmesini bilen, içten pazarlıklı, arabulucu, usulünce kavgaları yatıştıran, dargınları buluşturan, ölçülü, ağırbaşlı, her kalıba girebilen, işine gelince dilini tutmasını bilen, esnek bir kişiliğe sahiptir. Kavuklu ile aralarındaki kavga çoğu zaman Pişekar’ın yalan dolanlarının ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 194 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. “Kanlı Kavak” adlı Karagöz metninde geçen güldürü ögelerini bulunuz. Güldürü ögeleriningenel olarak nasıl kurgulandığını söyleyiniz.

Cevap: Metindeki güldürü ögeleri Hacivat’ın sözlerini Karagöz’ün yanlış anlamasına dayalıdır.

2. Okuduğunuz metinden hareketle Hacivat, Karagöz ve Arnavut tipinin kişilik özelliklerini belirleyiniz.

Cevap: Karagöz sözleri yanlış anlayan hiç okumamış ama zeki bir halk adamıdır…Rahat tavırlı ve gözüpektir. Hacivat ise yarı aydın ve ukala birisidir.

3. Karagöz oyunundaki tiplerden hangisini kendinize yakın buldunuz? Neden?

Cevap: Oyundaki kahramanlardan hangisini kendinize yakın gördüyseniz onu anlatmanız gerekmektedir.

4. Metnin temel çatışmasını bulunuz.

Cevap: Temel çatışması “cahil-aydın” çatışmasıdır.

5. Metnin temasını bulunuz.

Cevap: Metnin teması yanlış anlamadır.

6. “Kanlı Kavak” metninde herhangi bir zaman var mıdır? Açıklayınız.

Cevap: “Kanlı Kavak” metninde herhangi bir zaman veya belirli bir zaman yoktur.

7. “Karagöz hiç okumamış ama zeki bir halk adamıdır.” yargısını okuduğunuz metinden hareketle gösteriniz.

Cevap: Olayların gülünç tarafını yakalaması,hazırcevaplılığı buna örnek gösterilebilir.

8. Okuduğunuz metinde Karagöz oyununun hangi bölümlerine yer verilmiştir?

Cevap: Muhavere bölümünden alınmıştır.

9. Günlük dili kullanmanın okuduğunuz metnin anlatımına ne tür etkileri olmuştur? Açıklayınız.

Cevap: Okuduğunuz metnin anlatımını sadeleştirmiş ve anlaşılmasını kolaylaştırmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 195 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıdaki cümleleri yapı bakımından inceleyiniz.


2. Aşağıda verilen cümlelerdeki yazım yanlışlarını tespit ediniz.

Cevap: Yanlış yazılan kelimelerin yanına doğru yazılışları mavi renk ile gösterilmiştir.

Aman bana bir eğlence meded!. (medet)
Haydi doğru hapise. (hapse)
Her ne kadar sürç-i lisan ettikse (ettiysek) affola

3. Aşağıdaki diyalogda ayraçla boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini getiriniz.

K.() Ayyy(!) Gene kafama vurdun Hacivaci(.)Valla yanına gelirsem tepelerim ha(!)
H.() İşte Karagözüm böyle sallayacaksın(.)
K.() Olur(,) sallarım(.)
H.() Şimdi gel Karagözüm(,) anlaşalım(.) Bu salıncak benim, sen yanıma gelince ortak olduk (.) Kaç kuruş kazanırsak üçe ayıracağız(,) bir kısmı senin bir kısmı da benim bir kısmı da salıncağın(.)
K.() Salıncak yemek yer mi(?) Niye onun oluyormuş(?)H. () Tabiî Karagözüm salıncağın bir tarafı sakatlanır(,) bir şeyler olur(.) Bunu tamir etmek lâzım onun için paranın üçte biri salıncağın masrafı(.)
K.()Olur(,) Hacivat(.)
H.() Ben gidiyorum(,) Allah hayırlı müşteri versin(.)
K.() Şimdi bunu nasıl sallayacaktık(?) Ha şöyle olacak galiba(?) Aman gene suratıma vurdu bu salıncak(.) Bir daha sallar(,) hemen geri kaçar(.) Salıncak sallanır(,) Karagöz()e vurmaz(.) Böyleymiş bunu sallaması(.) Sallangaca gel(,) sallangaca()

Mehmet Muhittin Sevilen, Salıncak Safası Oyunu

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 196 Cevapları

1. Tiyatro denilince aklınıza hangi kavramlar gelmektedir? Açıklayınız.

Cevap: Perde, sahne, aktör, aktrist, dekor, kostüm, kulis vb. kavramlar.

2. Geleneksel Türk tiyatrosuna hâkim olan duygu hangisidir? Açıklayınız.

Cevap: Güldürüdür.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 201-202 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz metinden alınan aşağıda anlamları verilen deyimleri boşluklara doğru şekilde yerleştiriniz.

iki dirhem bir çekirdek-her taşın altından çıkmak-yola gelmek-zırva tevil götürmez

a.Zırva tevil götürmez: Saçma olan bir düşünceyi döndürme, çevirme yolu ile savunmaya kalkışanlara söylenen bir söz.
b.Yola gelmek: İstenilen biçimde davranışı kabullenmek, düzelmek, uslanmak.
c.Her taşın altından çıkmak: Her yerde görünmek, her olaya karışmak.
ç.İki dirhem bir çekirdek: Çok güzel ve özenli giyinmiş.

2. Okuduğunuz oyunun kişileri kimlerdir? Bu kişilerin özelliklerini bulunuz.

KAVUKLU: Oyunun asıl komiğidir. Dobra ve pa­tavatsızdır. Yalan beyanla işi olmaz. Gördüğü her şeyi ağzına geldiği gibi kendi meşrebince söyler. Lafını söylerken Alicengiz oyunlarına ihtiyaç duymaz. Kaba biri olduğundan diğer oyuncu tipleri ile arasında tartışma ve hatta dövüş bile olur.

PİŞEKAR: Herkesin huyuna göre konuşmasını, yüze gülmesini bilen, içten pazarlıklı, arabulucu, usulünce kavgaları yatıştıran, dargınları buluşturan, ölçülü, ağırbaşlı, her kalıba girebilen, işine gelince dilini tutmasını bilen, esnek bir kişiliğe sahiptir. Kavuklu ile aralarındaki kavga çoğu zaman Pişekar’ın yalan dolanlarının ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır.

3. Okuduğunuz metinden güldürü ögelerini tespit ediniz.

Cevap: Taklit, yanlış anlama, anlamazlıktan gelme metnin güldürü ögeleridir.

4. Kavuklu’nun fotoğrafçılık yapmaya çalışması oyunun hangi bölümünden alınmıştır? Açıklayınız.

Cevap: Fasıl (Oyun) bölümünden alınmıştır.

5. Kavuklu’nun Pişekar’dan talebi nedir? Bu talep kabul görmüş müdür? Açıklayınız.

Cevap: Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını istemiştir. Bu talep her ne kadar Kavuklu okuma yazma bilmese de, bir işi-sanatı olmasa da Pişekar tarafında kabul edilir. Kuvuklu’ya bir iş aranır. Kavuklu’ya bir fotoğraf dükkânında iş bulunur.

6.“Her derdin olur çaresi her inleyen ölmez
Her mihnete bir aher olur her gama payan”
Ziya Paşa

Metinden alınan bu beyitte anlatılmak isteneni açıklayınız.

Cevap: Her derdin çaresi vardır; her inleyen ölmez. Her eziyetin sonu vardır; her gam,keder elbet bir gün bitecektir.

7. Orta oyununda ayrıntılı sahne ve dekor kullanılmamasının oyuna ve oyunculara ne tür faydaları olmuştur? Açıklayınız.

Cevap: Hazırlanan ortamda kendilerini daha çok olayın içinde hissedip daha iyi oyun sergilemelerine sebep olur.

8.“Pekâlâ ettiniz memnun oldum evladım tabii öyle ben sizin gerek valdeniz merhumdan gerekse peder merhumun çok nam ve nimetler ile perverde oldum. Tabiî sizi himaye yegâne vazifemdir.”okuduğunuz metinden alınan bu cümleler Türk toplumunun manevî değerleriyle ilgili ne tür bilgiler vermektedir?

Cevap: Türk toplumunda anne ve babaya büyük saygı gösterilir. Eğer bir insan birinden yardım görmüşse onun çocuklarına da gerektiğinde yardımda bulunur.

9. Orta oyununda “Palutse, Koyanto, Salkım Rum, Yahudi, Kayserili” gibi tiplerin olması Osmanlı toplum yapısının hangi özelliğini gösterir? Açıklayınız.

Cevap: Osmanlı toplumu çok uluslu beynelmilel bir toplumdur. Osmanlı devletinde her ulustan, ırktan, dinden ve renkten insan vardı. Bu özellik Osmanlı toplumunun çok uluslu olduğunu ve Osmanlı devletinin gayri müslimlere karşı hoşgörülü olduğunu gösterir.

10. Okuduğunuz “Fotoğrafçı” orta oyunu ile “Kütahya Çeşmesi” adlı Karagöz oyununu şahıslar ve içerik açısından karşılaştırınız.

Cevap: Orta oyunu kişileri ve bölümleri Karagöz oyunu ile büyük oranda ben­zerlik gösterir. Oyunun başoyuncularıKavuklu ile Pişekâr’dır.Kavuklu, gölge oyunundakiKaragöz‘ün;Pişekâr‘daHacivat‘ın karşılığıdır.Pi­şekâr;akıllı okumuş, iyiyi kötüyü ayıran, orta sınıf şehirliyi temsil eden bir tiptir.Kavukluise cahil, ahmak geçinen ama aslında kurnaz, zeki ve neşeli bir halk tipidir.

ETKİNLİK

1. Aşağıda verilen orta oyunu metnindeki boşluklara diyaloglara göre oyunun ana karakterlerden uygun kişileri getiriniz.

Pişekar— Ne ise devam buyurunuz, derken efendim!
Kavuklu— Derken efendim nerde kaldık? Kafamda hal mi bırakdın ki nerde kaldığımı bilip de anlatayım.
Pişekar— Valde ve pederin vefatından sonra vaziyetin çok güçleştiğini soyuyordun. Ordan başla canım.
Kavuklu— Oradan değil senin silsilenden başlıyacağım galiba. (…) Meydan ver de anlatayım. Yahut bırak da işime gideyim.
Pişekar—Maşallah maşallah demek meşgulsünüz.
Kavuklu— Evet keşkülüm.
Pişekar— Canım ne keşkülü?
Kavuklu— Fıkara keşkülü.
Pişekar— Ne münasibet canım söz arasında bu da nerden çıktı?

2. Aşağıda verilen Karagöz metnindeki boşluklara diyaloglara göre oyunun ana karakterlerden uygun kişileri getiriniz.

Hacivat: Pekala efendim bir soru daha.
Karagöz: Sor bakalim ama dalga geçmek yok patlatırım enseni ona göre ha.
Hacivat: Tamam İstanbulda yeni kapan sokağı nerde?
Karagöz: Yahni kapan sokağı… yahni kapan sokağı… haaa hhmmm ya… yahni kapan sokağı. Allah Allah…
Hacivat: Bilemezsin de, bulamazsın da ha ha hay…
Karagöz: Zihnimi karıştırma benim, bildim bildim işte.
Hacivat: Nerde peki ?
Karagöz: Dolma yutan sokağının yanıbaşında.
Hacivat: Haa haa hay, dolma yutan sokağı olur mu?
Karagöz: Ya yahni kapan sokağı olur da, dolma yutan sokağı neden olmasın?
Hacivat: Tabiki olmaz, ben sana yahni kapan sokağı demedim, yeni kapan dedim.

Metin And, Kavuklu Hamdi’den Üç Orta Oyunu

3.Okuduğunuz metin Kavuklu Hamdi’den alınmıştır. Kavuklu Hamdi Efendi (1841-1911) en üstün orta oyuncularındandı. Birinci Pişekârı Tosun Efendi, ikincisi ise Küçük İsmail Efendi’ydi. Kavuklu Hamdi Zuhuri kolu adıyla bir kol kurmuş ve saraya girmiştir.

Bu bilgilerden yola çıkarak orta oyunu ile ilgili çıkarımlarda bulununuz.

Cevap: Ortaoyunu, etrafı seyircilerle kuşatılmış ve sahne olarak kabul edilen bir alanda oynanan bir güldürü oyunudur. Bu oyun da birçok yönden Karagöz’e benzer. Karagöz’de olduğu gibi tuluata (doğaçlamaya ) dayalıdır. Yazılı bir metne bağlı kalınmaz. Seyirci­lerle çevrilmiş bir alanda oynanır. En önemli kişileri Kavuklu ve Pişekar‘dır. Yanlış anlamalar, şive taklitleri söz oyunları, ha­zır cevaplık başlıca güldürü öğeleridir.

Ortaoyununun Özellikleri:

  • Bu oyun türü Halkın ortak malıdır yani anonimdir.
  • Oyuncular oyunda doğaçlama konuşur, dolayısıyla yazılı bir metne dayanmaz.
  • Yanlış anlamalara, karşılıklı konuşmalara, ve özellikle şive taklitlerine dayalıdır.
  • Oyunda müzik de önemli yer tutar.
  • Oyunda dekor yok denilebilir.
  • Ana kahramanları Pişekar ile Kavuklu‘dur. (Pişekar, Hacivat‘ın; Kavuklu Karagöz’ün benzeridir.)
  • Ortaoyununda farklı çevre ve değişik ulustan insanlar yer alır.
  • Karagöz oyunu gibi Ortaoyunu da “başlangıç”, “muhavere”, “fasıl”,”bitiş” kısımlarından meydana gelir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 203 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıdaki metinde yay ayracın kullanım amacını açıklayınız.
Pişekâr: (Olduğu yerden biraz ilerleyerek) Hamdi Efendi birader kurt görmüş beygir gibi ne kaçıyorsun, a canım? Pişekâr: (Dalgındır birkaç adım daha yürüyerek) E birader görünen köy kılavuz istemez. Bak manzara

ya doyum olmaz alim hissiz sen de (Ardına döner Kavuklu’nun arkada kaldığım görerek) Canım ne durdun? İşte şurada iki adım yer kaldı haydi yürü.

2. Aşağıda verilen cümleleri yükleminin yerine ve türüne göre inceleyiniz.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 209 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Metinde kullanılan argo ifadelere örnekler veriniz.

Kim bu ruhsatsız lafa karışan çarliston marka kereste?
Sus keten tohumu. Bak hâlâ konuşuyor.
Hayatta ya sünepe olup okkanın altına gideceksin ya da üste çıkıp ezeceksin.

2. Okuduğunuz metindeki olayları özetleyiniz.

İşlemediği bir suç yüzünden hapishanede yatan Keşanlı Ali’nin halkın gözünde kahraman haline gelmesi, katili olduğu iddia edilen adamın yeğeni olan sevdiği kız Zilha’ya kavuşmak istemesi ve muhtar seçildiği semtin sorunlarına çözümler bulma mücadelesindeki kara mizahi olaylar eserin özetidir.

3. Keşanlı Ali niçin hapse girmiştir? Gerçekleri neden diğer insanlara açıklamamaktadır?

Keşanlı Ali Destanı’nda işlemediği cinayet yüzünden hapse atılır; fakat herkesin onu itip kakması üzerine cinayet suçunu kabullenir.

4. Okuduğunuz metnin teması nedir?

Keşanlı Ali Destanın teması; kendi kişiliğimizin dışında başka bir kişiliğe bürünmememizi, daima dürüst ve namuslu olmamız gerektiğidir.

5. Okuduğunuz metnin yazıldığı dönemi ve şartları düşünerek toplumsal değişimlerin metne etkisini değerlendiriniz.

Metin 1960’larda sanayileşmeyle birlikte köyden kente göçleri konu alır. Toplumsal değişimler birebir metne yansımış ve işlenmiştir.

6. Okuduğunuz metnin kahramanı olan Keşanlı Ali’nin özellikleri nelerdir? Mahalleli, Keşanlı Ali’ye nasıl bir rol biçmiştir? Keşanlı Ali nasıl biridir?

Ali, cesur, genç ve iyi niyetli bir delikanlıdır. Olayların akışını değiştirecek güce sahiptir. Mahalleli, Keşanlı Ali’ye kahraman, kurtarıcı rolü biçmiştir. Kahraman olarak toplumuna; insan olarak, duyduğu aşka sorumludur.

7. “Keşanlı Ali Destanı” nerede ve ne zaman geçmektedir?

“Keşanlı Ali Destanı” Sineklidağ Mahallesinde 1950’li yıllarda geçmektedir.

8.Modern tiyatroda önemli kavramlardan biri de sahne ve dekordur. Sahne oyun alanıdır. Dekor ise oyunun özelliklerine göre sahnenin düzenlenmesidir.Okuduğunuz metinde mekânları ve bunlara göre düzenlenmesi gereken dekorların neler olduğunu söyleyiniz.

Bir gecekondu mahallesi ve buna bağlı unsurlar dekor olarak düzenlenebilir.

9. Okuduğunuz metinde geleneksel Türk tiyatrosuna benzer hangi özellikler bulunmaktadır?

Seyirci, gözlemci kılınıp etkin bir duruma sokulmuştur. Yargı verdirmeye götürülmüş ve bir olay karşısında bırakılarak o olayın incelenmesine çalışılmıştır. Oyun tartışmalarla sürdürülmüş ve insan, bir araştırma konusu hâline getirilerek oluşumun içinde ele alınır. Her sahne kendisi için var olmuştur.

10. Keşanlı Ali’nin yerinde olsaydınız oyunun son bölümünde nasıl bir tercihte bulunurdunuz?

Keşanlı Ali’nin yerinde olsaydım ben de aynı tercihte bulunurdum.

11. Gecekondulaşma, köyden kente göç, Türk sinemasında oldukça fazla işlenmiş bir konudur. İzlediğiniz Türk filmlerinde Keşanlı Ali gibi kurtarıcı tiplere rast geldiniz mi? Anlatınız.

“Eşkıya” filmini örnek verebiliriz. Şener Şen filmde yıllarca hapis yattıktan sonra çıkan bir eşkıyayı canlandırıyor. Baran hapisten çıktıktan sonra en yakın arkadaşı yüzünden hapse girdiğini, kendisine ihanet eden arkadaşının sevdiği kadını da alıp İstanbul’a gittiğini öğrenir ve kendisi de İstanbul’a doğru yola çıkar. Baran trende Cumali ile tanışır, ikilinin kaderi İstanbul’da da ayrılmayacaktır.

12.“1960’larda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin çağrılısı olarak, Tiyatro Enstitüsü’nde konuk hoca sanıyla dersler verirdim. Bunun için her ayın son haftası gider Ankara’da kalır, sonra İstanbul’daki fakülteme dönerdim. Altındağ’la ahbaplığım o tarihte başladı. Çoğu akşamlarım ve gecelerim orada geçti. Gün geçtikçe onlarla övür (alışkın) oldum. Gecekondu dünyasında geçecek bir oyun tasarlamaya da işte, o tarihte başladım. Konu ne kadar bizdense oyunun üslubu da o kadar bizden olsun istiyordum.”

Okuduğunuz metinde yazarın tabiriyle bize ait olan unsurlar nelerdir?

Yazar bizim toplumumuza ait unsurlardan bahsediyor. Gecekondu, yoksulluk, işsizlik bunlardan bazıları.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 210-211 Cevapları

1. Aşağıdaki metinde parantezle boş bırakılan yerlere uygun noktalama işaretlerini yazınız.

Nasıl başladı (,) ne vakit başladı (,) bilemiyorum (.) Ama ilk belirtiler, dokuz yaşımda iken patlak verdi (.) Misafirlerle bahçede oturuyorduk (.) Yaşlı bir zat saati sordu (.) Aksi gibi kimsede saat yoktu (.) Eniştem içeri saate bakmaya koştu (.) Ben o aralık (;)
() Üçü yirmi üç geçiyor () deyivermişim (.)
Haldun Taner, Konçinalar

2. Aşağıda verilen metindeki yazım yanlışlarını tespit ediniz.

Kelimelerin doğu yazılışı mavi renkle gösterilmiştir.

Annem; benim babam, dert yoldaşım, arkadaşım, her şeyim oldu… Yaşamını bana adamıştı. Bunu haketmek (hak etmek) için ayrı bir çabayla çalıştım. İlk müsvettelerimin (müsveddelerimin) ilk dinleyicisi hep o olurdu. Anadilimizin (ana dilimizin), halk Türkçemizin bütün inceliklerini onun konuşmalarından edinmişimdir. Kendi kendimle hiç övünmedim ama onun benimle övünmesine çok çalıştım. Birikimim, aile terbiyem, büyük çalışma gücüm, onuruma karşı saygım, ben de olumlu ne varsa, hep anama borçluyum.
Haldun Taner ’in Hikâyeciliği

3. Okuduğunuz metinden aşağıdaki cümle türlerine birer örnek yazınız.

İsim cümlesi➜ Her gecenin bir sabahı var.
Fiil cümlesi➜ Dayısını öldürmüşsün.
Soru cümlesi➜ Sizler nasılsınız görmeyeli?
Olumlu Cümle➜ Saçları da ustura ile kazıtmış.
Olumsuz Cümle➜ Senin dayını ben vurmadım…
Devrik Cümle➜ Merkezde beni katil sandılar.
Basit cümle➜ Mahpushane yaramış.
Birleşik cümle➜ Hayatta ya sünepe olup okkanın altına gideceksin ya da üste çıkıp ezeceksin.
Sıralı-Bağlı cümle➜ Allah razı olsun, Çamur İhsan’dan kurtardın bizi ya, senden sonra öbek öbek küçük bataklar üredi başımıza oğul…

4. Aşağıdaki cümlelerdeki yazım yanlışlarını bulunuz.

Yazım yanlışı olan kelimelerin yanına doğru yazılışları mavi renkle gösterilmiştir.

• İlk sergisini onbeş (on beş) resimle Kızılay meydanınında (Kızılay Meydanında) açtı.
• İngilizler’in (İngilizlerin) Gelibolu yarımadasını alma çabaları husranla (hüsranla) sonuçlandı.
• Her akşamüstü ayın şavkı denizin üstüne öyle güzel düşerki (düşer ki) şaşırışınız.
• Edebiyatımızın baş yapıtlarından (başyapıtlarından) biri olan eser dört bölümden oluşuyor.
• 2’inci Haçlı Seferi Anadoluda (Anadolu’da) büyük yıkımlara neden olmuştur.
• Başına gelenleri duyunca buna müstehak (müstahak) olduğunu düşündüm.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 215 Cevapları

Okuduğunuz “Cimri” adlı tiyatroyu “Fotoğrafçı” metni ile kahramanlar açısından karşılaştırınız. Aralarındaki benzerlik ve farklılıkları aşağıdaki tabloya yazınız.

Benzerlikler: İkisi de tiyatro eseridir, göstermeye dayalı edebi metinlerdir.
Farklılıklar: Cimri modern tiyatro fotoğrafçı ise geleneksel tiyatro örneğidir.

“Cimri” ve “Keşanlı Ali Destanı” adlı metinleri tema, dil ve anlatım yönünden karşılaştırınız. Aralarındaki benzerlik ve farklılıkları aşağıdaki tabloya yazınız.

Benzerlikler: İkisi de tiyatro eseridir, göstermeye dayalı edebi metinlerdir.
Farklılıklar: Cimri modern tiyatro Keşanlı Ali ise geleneksel tiyatro örneğidir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 217-222 Cevapları

6. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1, 2 ve 3. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.1. Okuduğunuz metinde geleneksel Türk tiyatrosuyla benzerlik ve farklılık gösteren yönlere örnekler veriniz.

Belli bir yazılı metninin ve dekorun olması modern tiyatroya; yanlış anlamanın komedi unsurlarından sayılması, kahramanlarının yöresel ağızlarıyla konuşması ise geleneksel Türk tiyatrosuna benzeyen unsurlardır. Geleneksel tiyatro amatör olarak yapılır. Ancak modern tiyatro oyuncularının bu işi profesyonel yaptıklarını söyleyebiliriz.

2. Okuduğunuz metindeki olay nedir?
Şair Müştak Bey, Kumru Hanım’ı sever ve onunla evlenmek ister. Fakat kızın ailesi, Ziba Dudu, Habbe Kadın ve imam; Müştak Bey’i oyuna getirerek Kumru Hanım’ın çirkin, huysuz ve yaşlı ablası Sakine Hanım ile nikahlamak isterler. Müştak Bey’in arkadaşı Hikmet Bey, mahalleliyle gelen imama gizlice verdiği rüşvetle bu oyunu bozmayı başarır ve ‘‘Ya birbirinin ahvâlini asla bilmeyerek ev bark olanın hali nasıl olur, var bundan kıyas et.’’ deyişi ile sosyal eleştiriyi çarpıcı bir ifadeyle dile getirmiş olur.

3. Okuduğunuz metinden aşağıda verilen tiplerin özelliklerini yazınız.

Ebüllaklaka: Adı gibi burnundan konuşan, iri burunlu, geveze bir mahalle imamıdır. Oldukça düzenbaz biridir.
Batak Ese: Mahalle bekçisidir. Ne duyarsa duysun ona inanan, mahalleliyi karıştıran, cahil bir kişidir.
Müştak Bey: Güvey ve Kumru Hanım’ın aşığıdır. Adına yaraşır şairane meşrepli bir beyefendidir.
Ziba Dudu: Kılavuz kadındır. Dudu kuşu gibi konuşkandır. Laf taşıyan, olayları karıştıran bir yapıya sahiptir.

4. Aşağıda verilen bilgilerin hangi tiyatro türüne ait olduğunu tabloda gösteriniz.

5.I…: Bu bölüm Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirleriyle tanıdık çıktıkları tanışma konuşmasıyla başlar. Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirinin sözlerini ters anlamaları bir gülmece oluşturur ki buna arzbar denir. Arzbardan sonra tekerleme başlar.
II…: Oyunun asıl bölümüdür. Pişekâr zenne takımına bir ev bulur, onları eve yerleştirir, sonra Kavuklu’nun iş araması ve Pişekâr’ın ona yardımcı olması anlatılır.
Yukarıda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Muhavere – Fasıl
B) Mukaddime – Muhavere
C) Fasıl – Mukaddime
D) Mukaddime – Bitiş
E) Muhavere – Mukaddime
Cevap:A6.Herhangi bir sahne dekoru yoktur. Oyunun dekoru bir baston ve mendildir. Tek kişilik bir oyundur. Bir öyküyü başından sonuna kadar canlandırdığı kişileri ağız özelliklerine göre konuşturarak anlatır. Bu hikâyeler genellikle dinî konular, efsaneler, destanlar ve halk hikâyelerinden oluşmaktadır. Bu tiyatronun amacı güldürmekten çok eğitmektir.
Bu parçada sözü edilen sahne oyunu, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karagöz
B) Köy seyirlik oyunu
C) Orta oyunu
D) Meddah
E) Kuklacı
Cevap:D

7. Aşağıdaki cümleleri tabloda verilen özelliklere göre değerlendiriniz.


8. Aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.

(Y)a. Kavuklu, Karagöz oyununda bir tiptir.
(D)b. Geleneksel Türk tiyatrosunda usta-çırak ilişkisinin önemli bir yeri vardır.
(Y)c. Karagöz oyununda Karagöz ile Hacivat’ın karşılıklı konuştuğu bölüme fasıl denir. (Muhavere)
(D)ç. Orta oyunundaki tipler her oyunda değişir.
(Y)d. Meddah birden fazla kişiyle oynanan seyirlik bir türdür.
(Y)e. Kukla, modern çağda ortaya çıkmış bir tiyatro türüdür.

9. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun ifadeleri yazınız.

a) Karagöz oyununun diğer adıgölge oyunudur.
b) Karagöz oyununun oynatıcısınahayalbazadı verilir.
c) Geleneksel Türk tiyatrosunda güldürü ögeleriyanlış anlaşılmalar,şive taklidi,sözoyunlarıdır.
ç) Karagöz oyunundaki Hacivat, orta oyunundakiPişekârile benzerlik gösterir.
d) Köy seyirlik oyunlarının kökenidinî törenleredayanır.

10. Aşağıdakilerden hangisi Karagöz oyununun bölümlerinden biri değildir?
A) Muhavere
B) Göstermelik
C) Mukaddime
D) Fasıl
E) Bitiş
Cevap:B

11. Aşağıdakilerden hangisi geleneksel Türk tiyatrosuna ait türlerden değildir?
A) Dram
B) Karagöz
C) Meddah
D) Orta oyunu
E) Köy seyirlik oyunları
Cevap:A

12.Bu oyun, genellikle kahvehane, köy meydanı gibi halkın topluca bulunduğu yerlerde oynanır. Her kesimden insan bu oyunun seyircileridir. Olayları temsil eden kişi, seyircilerin rahatça görebileceği yüksek bir yere oturur. Eline aldığı bir mendil ve sopa ile oyunu canlandırmaya başlar. Bu basit malzemelerden değişik tipteki kişilerin kıyafetini göstermek, ağzını kapatarak seslerini taklit etmek, oyunu başlatmak ve değişik sesler çıkarmak için yararlanır.
Yukarıdaki parçada tanıtılan halk tiyatrosu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Orta oyunu
C) Komedi
B) Karagöz
D) Meddah
E) Köy seyirlik oyunu
Cevap:D

13. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yapı bakımından diğerlerinden farklıdır?
A) Orta oyunu meydanda oynanan seyirlik bir oyundur.
B) Orta oyunu, Karagöz’ün perdeden yere inmiş hâli olarak da tanımlanır.
C) Orta oyunu herhangi bir yazılı metne bağlı kalmadan oynanır.
D) Orta oyununda kişileştirmeye dayanan sözlü oyunların önemi büyüktür.
E) Oyunu sonunda Pişekâr kusurları için özür diler, gelecek oyun hakkında bilgi verir.
Cevap:E

14.(I) Halk tuluat tiyatrosu olarak da bilinen orta oyunu doğaçlamaya dayalı bir oyundur. (II) Ustadan çırağa intikal ederek gelen konular tekrarlanır. (III) Bir gölge oyunu olan Karagöz’ün canlandırılması olarak kabul edilmiştir. (IV) Toplumun ve çevresinin sorunlarını yansıtan oyun, eleştiriden komediye yönelir. (V) Orta oyununun kişilerinden Kavuklu, Karagöz oyunundaki Hacivat ’tır.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde orta oyunuyla ilgili bir bilgi yanlışı vardır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Cevap:E

15. Aşağıdakilerden hangisi Karagöz oyununda yer alan tiplerden biri değildir?
A) HacivatB) ZenneC) YahudiD) MeddahE) Laz
Cevap:D

16.Peki() dediğin gibi olsun() Büyükbaş ve küçükbaşları bir daha aynı ahıra bırakmayacağım() ağıllarını farklı yerlerde yapacağım( ) Bir daha böyle olursa()
Bu parçada boş bırakılmış yerlere sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?
A) (,) (.) (.) (.) (! )
B) (!) (.) (,) (…) (…)
C) (;) (,) (,) (.) (.)
D) (,) (.) (,) (.) (…)
E) (,) (:) (,) (.) (.)
Cevap:D

17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
A) Belki bir gün bize de güler kader.
B) Pişekâr orta oyununun en önemli tiplerindendir.
C) Yarın okulda karagöz oyunu sergilenecek.
D) Baktın ki gelmiyor hemen orayı terk edersin.
E) Onun bir dediği bir dediğini tutmuyor ki.
Cevap:C

18. Orta oyununun asıl kahramanlarının özelliklerinden yola çıkarak aşağıdaki konuşmaları kimlerin yaptığını cümle başındaki boşluklara yazınız.

Pişekar— Demek o da senin gibi inkisarı hayale uğramış desene.
Kavuklu— Evet öyle olmuş, ama benim gibi değil. O evvela etli hisar hıyara uğramış, orada bir iş görememiş, oradan da buraya gelmiş.
Pişekar— Anlayamadım. O etli hisar hıyar dediğin oralarda bir memleket mi oluyor?
Kavuklu— Bilmem sen söyledin ya?
Pişekar— Hay Allah iyiliğini versin. Ben o adamın yanlış düşündüğünü ve aradığını bulamamış demek istedim.
Kavuklu— Hoş geldin, sefa geldin ne istiyorsun onu söyle.
Hüsmen Ağa— Ne sorarsın susak kafalı bilmeyer misin, tam gümüş para ile yedi mecît borcun vardı ya.
Kavuklu— Onun üstünden bir çok gün geçmiş. Unuttum gitti.
Hüsmen Ağa— Ne söylersin be şom ağızlı borcunu vermiyecek misin inkarimi geliyersin ya. Her sene bunu yapeysin bana.
Kavuklu— Oğlum geçmişe mazi,pişmişe kuzu derler. Hadi patırdı çıkarma da işine git. Nene lazım.
Hüsmen Ağa— Sen kahveleri içerken iyidi de şimdicik inkârdan mı geliyorsun ya maskara?
Kavuklu— Canım, geçende fırtına çıkmadı mıydı?
Hüsmen Ağa— Evet, ben korkudan evin bodrumuna kaçtım.
Kavuklu— Bir de baktım, göklerdeyim.
Hüsmen Ağa— Deme!..
Kavuklu— Nasıl deme!.. Tir tir titriyordum.
Hüsmen Ağa— Sakın sıtma olmasın?

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 228-229 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Vaniköyü’ndcki yalımızın yerinde şimdi başka yalının bahçesi var; orasını ne zaman görsem çocukluğumun üç senesini geçirdiğim buasudeköyün eski şekli gözümün önüne gelir.
Kargacık burgacıklason bulan elifba dersimizi, Rıza Efendi’nin yalısındaki ihtiyar ayvazı, beni mektepten almaya gelen lalam Halil Ağa’yı düşünüyorum.

Yukarıdaki cümlelerde geçen altı çizili ifadelerin anlamlarını cümlelerin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizi TDK Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz.

Asude: Rahat, sakin.
Kargacık burgacık: Çarpık, düzensiz.

2. Metne göre Vaniköy yalılarının özellikleri nelerdir?
Cevap: İstanbul Boğazında, yazın oturulan, bahçeli ve büyük yalılardır.

3. Yazarın matbaa ile tanışması nasıl olmuştur?
Cevap: Lalası Halil Ağa ile birlikte İstanbul’a babasının çalıştığı yere gittiklerinde matbaa ile tanışmıştır.

4. Okuduğunuz metinde yazarın yaşadığı döneme ait hangi özellikler anlatılmaktadır?
Cevap: Ahmet İhsan Tokgöz “İlk Defa Gördüğüm ve Gezdiğim Matbaa” adlı eserinde 1870’li yılları anlatmıştır. O dönemin İstanbul’unu ve yaşayış tarzını anlatmıştır.

5. Okuduğunuz metinde hangi anlatım yöntemleri kullanılmıştır?
Cevap: “İlk Defa Gördüğüm ve Gezdiğim Matbaa” adlı metinde öyküleyici ve betimleyici anlatım türleri kullanılmıştır.

6. Metindeki anlatıcıyı ve bakış açısını bulunuz.

Anlatıcı:Birinci kişinin ağzından anlatım.
Anlatıcının Bakış Açısı: Kahraman bakış açısı.

7. Servet-i Fünun yazarları genellikle ağır ve süslü bir dil kullanmışlardır. Servet-i Fünun Dönemi’nin önemli kalemlerinden biri olan Ahmet İhsan Tokgöz’ün bu metindeki dilini değerlendiriniz.
Cevap: Ahmet İhsan Tokgöz bu metinde sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

8. Metne göre yazarda en derin iz bırakan anı hangisidir? Açıklayınız.
Cevap: Babasının yanında gördüğü matbaa yazarda en derin iz bırakan anıdır.

9.Yazarlar anılarını anlatırken kendileriyle ilgili gerçekleri örtmeye önem verirler ama başkalarıyla ilgili gerçekleri kolayca açığa vururlar. Bunun için anılara başkalarının kusurlarını, küçüklüklerini, patavatsızlıklarım ve haksızlıklarını anlatan kitap gözüyle bakılsa yeridir.Salah Birsel, Anı Üzerine
Bu düşünceye katılıyor musunuz? Salah Birsel bu sözü söylerken anıların hangi özelliğine dikkat çekmek istemiştir? Okuduğunuz metinde böyle bir durum söz konusu mudur? Açıklayınız.
Cevap: Evet katılıyorum. Çünkü kalem yazarın emrindedir ve kendileriyle ilgili gerçekleri istedikleri gibi saklayabilirler. Salah Birsel bu sözü söylerken anıların mahrem özelliğine dikkat çekmek istemiştir. Okuduğum metinde ise böyle bir durum söz konusudur. Burada yazarın sadece olumlu yönlerini görüyoruz. Olumsuz herhangi bir özellik veya durum söz konusu değildir.

DİL BİLGİSİ

Okuduğunuz metinde kullanılan aşağıdaki kelimelerden yazımı yanlış olanların üzerini çiziniz.

Cevap: Kelimeler TDK sözlüğünden kontrol edilerek yapılmıştır.

kâtip katip

asude asûde

mektep mekteb

makine makina

kâğıt kağıt

yalnız yanlız

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 232-233 Cevapları

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar

Salah Birsel, İstanbul yaşamının en renkli yazarlarından biridir. Geniş bir kültürün ve kıvrak bir anlatımın görüldüğü düzyazılarında, günlük konuşma dilinin az bilinen sözcük ve deyimleriyle kendi yarattığı ilginç deyişlerden yararlanarak yalın bir üslupla alaycı bir tavır geliştirmiştir. Özellikle İstanbul kahvelerini, Beyoğlu ve Boğaziçi’nin sanat çevrelerini, edebiyat sohbetlerini renkli ve ustalık dolu bir dille anlatmıştır. Yazar, “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu” eserinde Beyoğlu yaşamını kendine özgü çarpıcı üslubuyla dile getirir. Eser anekdotlar ve günlük yaşam ayrıntılarıyla zenginleştirilmiştir. Yazar, eserlerinin genelinde yergici, alaycı bir üslup kullanır. Ayrıca yazarın en belirgin yönlerinden biri de kendine has zengin kelime hazinesidir. “Benim Sözcüklerim” başlıklı yazısında bu türden aykırı ve ayrıcalıklı bir dile yönelişin gerekçesini düşüncenin ufuklarını zorlama ve Türkçeyi daha zengin bir dil kılma çabası olduğunu ifade etmektedir.

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz metindeki anılar nerede ve hangi dönemde yaşanmıştır?
Cevap: Köy Enstitülerinin Bir Şubesinde, Hasanoğlan Köy Enstitüsünde geçmiştir. Dönem 1940’lı 1950’li yıllardır.

2. Cennet Bahçesi adlı metinde hangi sanatçılarla ilgili anılara yer verilmiştir?
Cevap: İlhan Berk, Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudert, Cahit Saffet, Fahir Onger.3. Cennet Bahçesi adlı metinde İlhan Berk’e ait hangi özelliklere değinilmiştir?
Cevap: İlkokul öğretmeni, çok okuyan, kitap kurdu olduğu özelliklerine yer verilmiştir.

4.Behçet Necatigil de ilk 1945 ’de adımını uzatır buraya.
Behçet’i herkes sevdiği için kimi zaman ötekiler de onun dümen suyundan gidecek.
İlhan, Cennet Bahçesi’ne gelişinin ertesi günü de kendini sokaklara dar atar ve bin göz bin dudak halinde -bu söz İlhan’ındır- dimdik ayakta duran İstanbul’uyla kucaklaşmaya koşar.

Yukarıdaki cümlelerde geçen altı çizili ifadelerin anlamlarını cümlelerin bağlamından hareketle tahmin ediniz.

adımını uzatır: İlk defa gelir.
dümen suyundan gidecek: Onun huyundun suyundan gidecek, ona ayak uyduracak.
dar atar: Bir an önce.
bin göz bin dudak halinde: Bin insan

5. Salah Birsel’in üslubunu öne çıkaran önemi unsurlardan biri de alay, ironi ve yergidir. Yazarın bu üslubunu yansıtan bölümlerden örnekler veriniz.

Limonata dedikse, getirilen, bardağın içine konmuş bir parmak turunç reçeli ve bir kaşıktır.
Beyazıt Meydanı’ndan geçerken çılgınlaşır, Edirnekapı tramvaylarında kendinden geçer, Fatih’te Garipler Mahallesi’nde çığlıklar atar, Gülhane Parkı’nda güneş altında uyur, Tünel’deki vagonların ışıklarını görünce irkilir

6. Salah Birsel olayları kendisi yaşamış olmasına rağmen olanları dışarıdan bir gözlemci gibi anlatmasının nedeni nedir? Açıklayınız.
Cevap: Salah Birsel anı türünde Gözlemci Bakış açısını kullanmıştır. Dış dünyada olup bitenleri, sadece gözlemek/izlemekle yetinir. İkinci aşamada da gözlemlerini tarafsız bir gözle okuyucuya nakleder. Bir “yansıtıcı” konumundadır.

7. Yazar, anılarını anlatırken hangi anlatım tekniklerine başvurmuştur? Metin üzerinde örneklerle gösteriniz.
Cevap: Yazar öyküleme, betimleme, örnekleme anlatım tekniklerine başvurmuştur.8.Anılarda olayın geçtiği yer ve zaman ayrıntılı olarak anlatıldığından zaman zarfları ve yer belirten sözcükler sıkça kullanılır. Anılarda anlaşılması güç cümlelere yer verilmez; anılar açık, yalın, duru bir üslupla anlatılır.Bu bilgilere göre okuduğunuz metni değerlendiriniz.
Cevap: Okuduğum metinde anlaşılması güç cümlelere yer verilmemiş; açık, yalın, duru bir üslupla kaleme alınmıştır.

9.Bu kitaba, bir edebiyat tarihi gözüyle bakılsa yeridir. Çünkü bu kitapta, elden geldiğince, yazarların sanat anlayışlarından, edebiyat dergilerinden ve şiir akımlarından da açılmıştır.
Salah Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu

Bu parçada yazarın ifade ettiği duruma okuduğunuz metinden örnekler veriniz.

  • 1946 yılının nisanında Bugünkü Şiirimiz adlı güldestesini yayınladığı vakit, orada onun için “Büyük şiirin kapısını zorluyor.” diyecektir.
  • Bu değiştirme bir kez İlhan’ın işine yarar ve Tan gazetesine götürdüğü bir yazı Nurullah Berk’in sanılıp yayınlanır.
  • O gün, Orhan Veli’nin çıkardığı Garip üzerinde de bir hayli durulur.
  • Melih’in Garip’teki ön sözde gerçeküstücü bir şiirin savunusu yapılmasından hoşlanmadığı da görülmüştür.

DİL BİLGİSİ

Aşağıdaki cümleleri yapı bakımından inceleyiniz.

• Her setten Üsküdar ’ın önleri, Kız Kulesi rahatlıkla görünür. ➜Basit cümle.
• İlhan Berk o sıralar Giresun’un Espiye bucağında ilkokul öğretmenidir. ➜Basit cümle.
• Upuzun boyu üstünde küçük bir kavunu andıran bir başı vardır. ➜Birleşik cümle.
• Çünkü sana söylediğim de doğru değil. ➜Bağlı cümle.
• Beyazıt Meydanı’ndan geçerken çılgınlaşır, Edirnekapı tramvaylarında kendinden geçer. ➜Sıralı cümle.
• Birsel’in Melih Cevdet’le tanışması da Cennet’de olmuştur. ➜Birleşik cümle.
• Yok canım, sen de konuşursun. ➜Bağlı cümle.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 235-239 Cevapları

1. Aşağıda verilen yazar isimlerini eser isimleriyle eşleştirerek harfleri numaraların yanındaki yay ayraçların içine yazınız.

a. Zeytindağı 2. Falih Rıfkı Atay

b. Suyu Arayan Adam 4. Şevket Süreyya Aydemir

c. Kırk Yıl 5. Halit Ziya Uşaklıgil

ç. Portreler3. Yusuf Ziya Ortaç

d. Boğaziçi Yalıları 1. Abdülhak Şinasi Hisar

6. Yahya Kemal Beyatlı

2. Anılarla ilgili aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” yazınız.

(Y)a. Geçmiş zaman tamamen verilir, seçilmez.
(D)b.
Tarih ve edebiyat için belge niteliği taşır.
(Y)c.
Sadece gerçek yaşam konu edilir.
(Y)ç.
İnandırıcı olmak zorunda değildir.
(D)d.
Gözlem ve izlenimlere yer verilir.

3. soruyu aşağıdaki metne göre cevaplayınız.
3. Yukarıdaki metinle ilgili aşağıdaki durumları değerlendiriniz.

a. Yazar düşüncelerini sanatsal bir söylem ile ifade etmiştir.
b. Anıların edebî kişiliğinde etkisi olduğunu ifade etmiştir.
c. Yazar bir anısından söz etmiştir.
ç. Metinde betimlemeler yapılmıştır.
d. Yazar metinde kişileştirme yapmıştır.
e. Birden çok duyuya seslenilmiştir.
Cevap: Yukarıdaki metin bir anıdır. Belirtilen tüm durumlar vardır.
Cevap:D

6.(I) Edebiyatımızda anı türünün en eski örneği Babür Şah’ın yazdığı Babürname’dir. (II) Kök TürkKitabeleri’nden Bilge Kağan anıtı da bir tür anıdır. (III) Batılı anlamda anı, Tanzimat’tan sonra gelişmiş bir türdür. (IV) İlk anı örneklerini Şinasi vermiştir. (V) Anı alanında önemli yazarlarımızdan biri de Ahmet Rasim’dir.
Yukarıdaki paragrafta kaç numaralı cümlede bir bilgi yanlışlığı vardır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Cevap:D

7.Ben çok küçükken, yani çocukların itfaiyeci ya da pilot olmak istedikleri dönemde, büyüyünce bir şey icat etmek, ya da bir şey keşfetmek isterdim. Bu nedenle de idealim, bir makine icat edebilmek için makine mühendisi ya da bir ilaç keşfedebilmek için biyolog falan olmaktı. Sanıyorum, bu isteğimin arka planında insanlığa hizmet ederek tarihe geçmek arzusu vardı. Bunu, biraz bilinçlenince daha iyi anladım.
Bu paragrafta kendinden söz eden kişi için aşağıdaki niteliklerden hangisi en uygundur?
A) Düş kırıklığına uğrayan
B) Bilgi edinmekle övünen
C) Bilime önemli hizmetleri olan
D) Güçlü bir belleğe sahip olan
E) Mesleğinde ünlü biri olmayı düşleyen
Cevap:D8.

(I) Oyun ve oyuncak, başım pek hoş değildi onlarla. (II) Babamın beni oyun oynamaya zorladığını bugün bile hatırlarım. (III) Kitaplarla oynamak için özendirilmeme pek gerek yoktu. (IV) Sonunda babam kitaplara zarar vermediğimi anlayınca kendininkileri de bana bırakmakta güven gösterdi. (V) Hazreti Ali’nin savaşları, Battal Gazi, Kara Davut elime nereden geçtiğini bilemediğim, zevkle okuduğum kitaplar.
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerin hangisi yapı bakımından basit bir cümledir?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Cevap:A9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yay ayraçla boş bırakılan yere farklı bir noktalama işareti getirilmelidir?
A) Yazın, eleştirisi çok eski bir etkinliktir( ) tarihi ise yazının tarihiyle örtüşür.
B) Şiirde sözü kısa( ) özlü tutmak en önemli yöntemdir.
C) İstanbul’un üstünde zayıf( ) ısıtmayan bir kış güneşi.
D) Futbol yazarlarımız ülkeyi( ) dünyayı ve çağlarını çok iyi tanıyan çağcıl kişilerdir.
E) Yeni usul şiirimiz( ) zevksiz, acemice görünüyordu.
Cevap:E

10. Aşağıdakilerden hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?
A) Bu gün sana söylediklerimi iyice bir düşün.
B) İlerde daha başarılı bir doktor olacak.
C) Aşcı en güzel yemekleri misafirlere ikram etti.
D) Tatilden döndüğümüzde evi karafatmalar sarmıştı.
E) Herhangibir yanlışlığa müsamaha göstermeyin.
Cevap:D

11.(I) Okumak sohbet etmektir. (II) Okur çoğu kez bir kalem alıp metnin kenarına notlar alma gereksinimi duyar. (III) Bazen en sevdiğimiz kitaplara da eklenen bu yorum, bu açıklama, bu yankı genişler ve metni bir başka zamana, bir başka yaşantıya taşır. (IV) Okumak; tek başına gerçekleştirilen, yavaş ve duygusal bir görevdir. (V) Bir zamanlar yazmada da vardı bu niteliklerden bazıları.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi yüklem yerine göre diğerlerinden farklıdır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Cevap:E

12. Ben, öteden beri ne zaman Orhan Veli’nin şiirine ısınmak istediysem de başaramadım. “Isınmak” sözcüğü aşağıdakilerin hangisinde bu cümledeki anlamıyla kullanılmıştır?
A) Havalar ısınınca bizim piknikçiler ayaklandılar.
B) Şöyle güzel bir sütlü kahve yapayım da içimiz ısınsın.
C) Bunca çabaya rağmen Batı müziğine ısınamadım.
D) Maçtan sonra ortalık oldukça ısındı.
E) Isınmak için korunaklı bir yere geçelim.
Cevap:C

13.Herkes yazmalı, yazıyla, edebiyatla, dille uğraşmalı, yazar olmaya çalışmalı. ille de yayınlatmak için değil. Yazarak derinleşmek, dönüşmek için. insan yazarken hem kendi içine hem kendinden dışarıya doğru mekânı genişletir, zamanı esnetir. Böylelikle yaşamayı anlamlı hâle getirmiş olur.
Bu parçaya göre herkesin yazar olmasının istenmesinin nedeni nedir?
A) Düşünce dünyasını daha da derinleştirmek
B) Mekânı genişletip zamanının dışına çıkmak
C) Hayatı refah içinde yaşamak
D) Yazdıklarını yayınlatarak tanınmış biri olmak
E) Dille uğraşarak dil konusunda daha da derinleşmek
Cevap:A

14. Aşağıdaki bulmacayı çözünüz.

1. Türk edebiyatında ilk anı örneği.➜ Babürname
2. Bir edebî tür.➜ Anı
3. Mai ve Siyah adlı eserin türü.➜ Roman
4. Dünya edebiyatında ilk anı örneği.➜ Anabasis
5. Halide Edip Adıvar’ın anı türündeki bir eseri.➜ Mor Salkımlı Ev
6. Yazarı belli olmayan.➜ Anaonim
7. Yergi şiiri.➜ Satirik
8. Orta oyununda bir tip.➜ Kavuklu

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 241 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Aşağıdaki şiiri okuyunuz, düşüncelerinizi söyleyiniz.
(…)
İnsan büyür beşikte
Mezarda yatmak için.
Ve…
Kahramanlar can verir
Yurdu yaşatmak için…
Hüseyin Nihal Atsız

Cevap: Vatanımız ve yaşadığımız topraklar için gözümüzü kırpmadan canımızı feda ederiz.

2. Genel ağda hangi kamu hizmetleri verilmektedir? Bu hizmetlere nasıl erişilmektedir? Hangi hizmetlerin genel ağ üzerinde olmasını istersiniz?

Cevap: turkiye.gov.tr adresinden hemen hemen tüm kamu hizmetleri verilmektedir. e-devlet farklı kurumlar tarafından farklı kanallar aracılığıyla verilen e-Devlet Hizmetlerinin, tek noktadan güvenli ve kesintisiz bir şekilde sunulduğu elektronik platformdur.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 243 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz I. haber metnini 5N 1K kuralına göre aşağıdaki tabloda değerlendiriniz.

Kim?➜ Gazi Ali Uysal ve Özcan Özşan.
Ne?➜ Zeytin Dalı Harekâtı.
Nasıl?➜ Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında yaralanan ve Türkiye’ye getirilen 2 askerin hastanede yan yana yattıkları sedyelerden birbirlerinin elini tutması.
Neden?➜ Roketin şarapnel parçalarıyla duvar parçalarının askerlerin vücuduna isabet etmesi.
Nerede?➜ Hastane.
Ne zaman?➜ 09.02.2018.

2. I ve II. haberdeki görsellerin haber içeriğiyle uyumunu değerlendiriniz. Verilen mesajı yansıtıp yansıtmadığını belirleyiniz.

Cevap: Görselleri haber içeriğiyle uyumludur. Görseller verilmek istenen mesajı tam olarak yansıtmıştır çünkü haberin içeriğiyle uyumludur.

3. II. haberdeki bilgi ve yorumları tespit ederek yazınız.

Bilgi: E-devlette alt-üst soy bilgisi sorgulama bölümünün açılması.
Yorum: Vatandaşların portala hücum etmesi.

4. Okuduğunuz I. haber metninde Gazi Ali Uysal’ın davranışını değerlendiriniz. Siz olsaydınız nasıl davranırdınız?

Cevap: Ben Gazi Ali Uysal’ın yerinde olsaydım aynı şekilde davranırdım. Silah arkadaşım olan Özcan Özşan’ın her zaman yanında olarak ona destek olurdum.

5. Okuduğunuz II. haber metninde sunulan hizmetin sistemi kitlenmesine neden olan olay nedir? Sizce bu uygulamaya bu kadar ilgi gösterilmesinin nedeni nedir?

Cevap: Sunulan hizmetin insanların ilgisini çekmesi ve sadece e-devlet üzerinden bakılması sebebiyle sistem kilitlenmiştir. İnsanlar alt-üst soy bilgisini, atasını, dedesini merak ettiği için bu kadar ilgi gösterilmiştir.

6. Okuduğunuz haberlerin doğruluğunu nasıl tespit edersiniz? Açıklayınız.

Cevap: Bu haberlerin hangi medya organı, gazete tarafından yazıldığına bakarım. Daha sonra bu haberlerin başka gazete ve televizyonlarda nasıl ele alındığını karşılaştırırım. Topladığım veriler sonucunda ise haberlerin doğruluğunu tespit etmiş olurum.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 244 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Genel ağ üzerinden turnalarla ilgili bir türkü dinleyiniz.
Cevap: Genel ağ üzerinden Musa Eroğlu’nun “Telli Turnam” adlı türküsünü dinleyebilirsiniz.

2. Son yüzyılda ulaşımla ilgili hangi gelişmeler yaşanmıştır? Önümüzdeki yıllarda ulaşımla ilgili ne tür gelişmeler olabilir?
Cevap: 21. yüzyılda ulaşımla ilgili pek çok gelişme yaşanmıştır. Kara, deniz, hava, demir yolu ulaşımı çok gelişmiştir. Hızlı tren, hızlı feribot, insansız kara ve hava araçları bunlardan bazıları. Önümüzdeki yıllarda veya çok daha sonra belki de ışınlanma yöntemiyle bir yerden başka bir yere gidebileceğiz.

3. Millî park ne demektir? Bildiğiniz millî park isimlerini söyleyiniz.
Cevap: Milli park; turizmi canlandırmak ve tabiatı korumak için özel bir değer verilen dinlenme ve turizm alanlarına sahip olan 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile milli park olarak belirlenmiş tabiat parçalarına verilen isimdir. Bildiğim milli park isimlerinden bazıları ise şöyle:

1.Yozgat Çamlığı Milli Parkı
2.Karatepe-Aslantaş Milli Parkı
3.Kuşcenneti Milli Parkı
4.Soğuksu Milli Parkı
5.Uludağ Milli Parkı
6.Yedigöller Milli Parkı
7.Spil Dağı Milli Parkı
8.Kızıldağ Milli Parkı
9.Kovada Gölü Milli Parkı
10.Güllük Dağı Milli Parkı (Termessos)
11.Munzur Vadisi Milli Parkı
12.Beydağları (Olimpos) Sahil Milli Parkı
13.Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı
14.Köprülü Kanyon Milli Parkı
15.Ilgaz Dağı Milli Parkı

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 246 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz II. haber metnini 5N 1K kuralına göre aşağıdaki tabloda değerlendiriniz.

Kim?Asilzadeler ve zenginler.
Ne?Beyoğlu sedyesi.
Nasıl?Taksim’de ulaşımın sedyeyle yapılması.
Neden?Semtin dar yollarında, dik yokuşlarında, özellikle kışın çamurlu sokaklarında arabalar ile seyahat etmek mümkün olmaması.
Nerede?İstanbul-Beyoğlu.
Ne zaman?19. yüzyıl.

I. Haber Metni

Adana il sınırlarındaki Yumurtalık Lagünü, “Turnalar Hep Uçsun” projesi.

II. Haber Metni

19. yüzyılda asilzadeler ve zenginlerin semtin dar yollarında, dik yokuşlarında, özellikle kışın çamurlu sokaklarında arabalar ile seyahat etmek mümkün olmadığı zamanda Beyoğlu sedyesi ile ulaşımı sağlamaları.

3. Okuduğunuz I. haber metninin amacı nedir? Açıklayınız.

Cevap: I. haber metninin amacı turna türünün korunması için farkındalık yaratmaktır.

4. Okuduğunuz I. haber metninin farklı hedef kitleler (doğa severler, avcılar, yöre insanı, kuş gözlemcileri vb.) üzerindeki etkilerini değerlendiriniz.

Cevap: Turna popülasyonunun devamına büyük katkıda bulunmuştur.

5. Okuduğunuz II. haber metnine göre kullanılan ulaşım aracı ülkemize nasıl gelmiştir? Aracın fiyat tarifesi nasıl belirlenmektedir?

Cevap: II. haber metnine göre kullanılan ulaşım aracı ülkemize İtalya’dan gelmiştir. Aracın fiyat tarifesi gidilecek mesafe ve gündüz ya da gece oluşuna göre belirlenmektedir.

6. Okuduğunuz haberlerdeki görsellerin haber içeriğiyle uyumunu değerlendiriniz.

Cevap: Görseller haber içeriğiyle uyumludur. Bu görseller haberlerin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 247 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Mimar Sinan hakkında neler biliyorsunuz? Anlatınız.

Osmanlıda baş mimar olarak görev yapar. Kayseri doğumludur. Devşirmedir. Aslında askerdir. Askerde yapmış olduğu su yolları ve kemerleri ile dikkat çekmiştir. Bu yolla saraya girmiş ve faaliyetlerine orada devam ettirmiştir. Yaptığı eserlerin birçoğu İstanbul’da olan Mimar Sinan 84 cami, 52 mescit, 22 türbe, 57 medrese, 7 okul ve Darülkurra, 17 imaret, 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam ve kaydı olmayanlarla beraber, üç yüz elli aşkın yapının baş mimarlığını üstlenmiştir.

  • Osmanlı baş mimarı ve inşaat mühendisidir.
  • Yaptığı eserlerle dünyaca tanınmaktadır.
  • 29 Mayıs 1489, Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğmuştur.
  • 17 Temmuz 1588, İstanbul’da vefat etmiştir.
  • Başyapıtı, “ustalık eserim” dediği Selimiye Camii’dir.
  • Hristiyan Türktür, devşirme olarak yeniçeri ocağına alınmıştır.
  • Toplam 375 tane eser yapmıştır.
  • Mimar Sinan’ın eserleri 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam yapmıştır.
  • 49 yıl baş mimarlık yapmıştır.
  • Başlıca eserleri, Selimiye Cami, Süleymaniye Cami, Haseki Külliyesi, Mağlova Kemeri – Kemerburgaz ve daha bir çok eşsiz eser yer alır.
  • 1588’de İstanbul’da vefat eden Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’nin yanında kendi yaptığı sade türbeye defnedilmiştir.

2. Aşağıda Mimar Sinan’la ilgili anlatılan olayı okuyunuz, düşüncelerinizi söyleyiniz.

Cevap: Mimar Sinan’la ilgili anlatılan olayı okuyunca Mimar Sinan ne kadar merhametli ve vicdanlı bir insan olduğunu görüyoruz.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 249-250 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz “Edirne” adlı metni 5N 1K kuralına göre aşağıdaki tabloda değerlendiriniz.

Kim?➜Muvakkit.
Ne?➜ Muvakkitlik mesleğinin sona ermesi.
Nasıl?➜Gelişen teknolojiyle birlikte muvakkitlik mesleğinin bitmesi.
Neden?➜Gelişen ve değişen teknoloji.
Nerede?➜Edirne.
Ne zaman?➜20. yüzyıl.

2. Okuduğunuz metne göre muvakkitlik mesleğinin tehlike altında olmasının nedeni nedir?
Cevap: Muvakkitlik mesleği modern ve gelişen teknolojiyle birlikte kullanım dışı kalmıştır.

3. Okuduğunuz metnin bilgi ağırlıklı mı yoksa yorum ağırlıklı mı olduğunu tespit ediniz.
Cevap: Edirne metni bilgi ağırlıklı bir metindir. Muvakkitlik ve muvakkithane hakkında bilgi veriyor.

4. Metindeki görsellerin metne katkısını değerlendiriniz.
Cevap: Metnin görselleri muvakkitliğin ve metnin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır.

5. Okuduğunuz genel ağ haberi ile gazete haberlerini dil, içerik, yöntem ve etkililik bakımından karşılaştırınız.
Cevap: Okuduğunuz genel ağ haberi ile gazete haberleri sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır.

6. Genel ağ haberlerinde metnin etiketlenmesinin ve paylaşım simgesinin (^) konmasının nedeni nedir? Açıklayınız.
Cevap: Okuduğumuz haberi sosyal medya hesaplarımız üzerinden başkalarıyla paylaşmamız için konmuştur.

7. Genel ağ metninde birinci kişi ağzından bilgiler verilmesinin habere nasıl bir katkısı olmuştur? Değerlendiriniz.
Cevap: Habere olan güveni arttırmıştır.

DİL BİLGİSİ

1. Aşağıdaki cümleleri türlerine göre değerlendiriniz.


2. Metinde tek tırnak işaretinin ( ‘ ’ ) kullanılmasının amacı nedir? Açıklayınız.
Cevap: Ek bir detay veya önemli bir kısımdan bahsedildiğini belirtmek amacıyla kullanılmıştır.

3. Aşağıdaki kelimelerden yazımı yanlış olanın üstünü çiziniz.

yüzyıl yüz yıl

camii cami

astıronami astronomi

birçok bir çok

ikâmet ikamet

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 252 Cevapları

Bir gazete haber metni yazınız. Bu metin, gerçek olabileceği gibi kurgusal bir metin de olabilir. Metni yazarken aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz. Metninizi 5N 1K ve ters piramit yöntemlerineuygun yazdıktan sonra görselle destekleyiniz. Örnek olarak daha önce kullanılan gazete haber metinlerini inceleyebilirsiniz. Yazacağınız haber metnini bu ilkelere göre değerlendiriniz.

1.Metninizi öncelikle 5N 1K ilkelerine göre şekillendiriniz.
• Kim
• Ne
• Nasıl
• Neden
• Nerede
• Ne zaman

2.Ters piramit tekniğini kullanabilirsiniz.
• Üst başlık, başlık ve alt başlıkları belirleme
• Özetleyici giriş
• Ayrıntılar
• Olayın geçmişi
• Sonuç

3.Haberle ilgili görsel kullanınız.

Arızalı kamyonet kaynak yapılırken alev alev yandı. Başkentte mobilya yüklü bir kamyonet armasından dolayı kaynak yapıldığı sırada alev alarak yandı. Altındağ’daki Ulubey Mahallesi’nde bulunan H. K.’a ait mobilya yüklü kamyonet, kaynak yapıldığı sırada alev aldı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm kamyoneti sardı. Yangını gören çevredeki vatandaşlar, itfaiye ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler, anında müdahalede bulunarak yangını söndürdü. İtfaiye erleri, yangın dolayısıyla kopan elektrik tellerinden uzak durmaları konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ekipler, yangının söndürülmesinin ardından bir süre daha soğutma çalışmalarına devam etti. Çevredeki vatandaşlar da yanan kamyoneti meraklı gözlerle izledi.

NE: Mobilya yüklü kamyonetin yanması
KİM: H. K.’a ait kamyonet
NEREDE: Altındağ’daki Ulubey Mahallesi’nde
NE ZAMAN: Kaynak yapıldığı sırada
NASIL: Alev alarak
NEDEN: Kamyonetin arızasından dolayı

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 253-254 Cevapları

8. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1. Aşağıda verilen cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun habercilik terimleri yerleştiriniz.

a.İç ve dış politika, ekonomi, kültür, spor ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz olarak, her gün ya da haftanın belli günlerinde düzenli olarak çıkarılan basılı yayınlaradergidenir.
b.Asparagasgerçekmiş gibi yayımlanan yalan haberdir.
c.Gazetelerin ilk sayfalarındaki koyu başlıklı kısmamanşetdenir.
ç.Ajanshaber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş demektir.
d.Basın yayın organlarına haber toplayan ve yapan kimseyemuhabirdenir.
e.Basın yayın organları içinde etkileşime en açık haber türügenel ağ haberleri.

2. Aşağıdaki yargılardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Doğru olan yargıların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.

(D)a. Haberler; günlük, kolay anlaşılır, ilginç ve önemli olmalıdır.
(D)b. Haber yazılarında açık, anlaşılır bir dil kullanılır.
(D)c. Haber yazıları bilgi vermek için yazılır.
(Y)ç. Haber yazılarında kapalı bir anlatım kullanılır.
(Y)d. Haberde bilgiden çok yoruma önem verilir.
(Y)e. Habere hızlı ulaşıp haberi en önce yayınlamak için doğruluk ilkesinden ödün verilebilir.
(D)f. Haber görselleri haber metnine uygun resim veya fotoğraftan oluşmalıdır.

3. Genel ağda, gazetede, TV’de bir haberi okurken, dinlerken, izlerken nelere dikkat etmeliyiz? Açıklayınız.
Cevap: Kaynağına, tarafsızlığına,güvenilirliğine, objektifliğine dikkat etmeliyiz. Yanlış haber yayan ve bilgi veren bir mecradan haberleri dinlemek bizleri yanlış bilgilenmesine neden olabilir.

4. Habere yönelik bilgilerin, hedef kitlenin ilgisine göre en önemliden daha az önemliye doğru bir sıralamasının öngörüldüğü haber yazma tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Düz piramit tekniği
B) Ters piramit tekniği
C) Kare tekniği
D) Çoklu yazım tekniği
E) Konuşma dili tekniği
Cevap:B

5. Aşağıdaki haber metnini 5N 1K yöntemine göre değerlendiriniz.

KİM: Hurda toplayan bir kişi.
NE: Yangın.
NASIL: Hurda toplayan bir kişi yangın nedeniyle 6. katta mahsur kalması.
NEDEN: Belirlenemeyen bir nedenle.
NEREDE: Halaskârgazi Caddesi 196 numaradaki binada.
NE ZAMAN: Saat 17.30 sıralarında.

6. Genel ağ haberciliğinin geleneksel gazete haberciliğine göre en önemli üstünlüğü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Haberlerde fotoğraf kullanılması
B) Haberlerde grafik ve tablolar kullanılması
C) Haberlerde okur yansımalarının hemen alınması
D) Haberlerin istenen uzunlukta yazılabilmesi
E) Haberlerde başlık ve spot kullanılması
Cevap:C

7. Aşağıdakilerden hangisi genel ağ gazeteciliğinin ayrıcalıklı özelliklerinden biri değildir?
A) Hangi sayfa, haber ve yazarın ne sayıda okunduğunun anında saptanması
B) Haber ile fotoğrafın birlikte kullanılabilmesi
C) Dağıtım sorunu yaşanmaması
D) Araştırmacılar için geniş bir kaynak bulma olanağı sunması
E) Kâğıt, mürekkep, baskı maliyetlerinin olmaması
Cevap:B

8. Aşağıdakilerden hangisi bir haber niteliği taşımaz?
A) Pistten çıkan bir uçak
B) Ölümlü, zincirleme trafik kazası
C) Ülkedeki ekonomik kriz
D) Böcek tarafından ısırılan bir çocuk
E) Hiç uyumayan bir insan
Cevap:D

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 257 Cevapları

Aşağıda Evliya Çelebi ile ilgili verilen kıssayı okuyunuz ve kıssayla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.

Evliya Çelebi Osmanlı coğrafyasının birçok yerini 40 yıl boyunca gezmiştir. Yine bir seyahat esnasında vefat ettiği bilinmektedir. Seyahatnamede seyahat macerasını bir gece evinde gördüğü bir rüyaya dayandırmaktadır. Rüyada kendini Yemiş İskelesi yanında bulunan Ahi Çelebi Cami ‘sinde görür, bu camide diğer peygamberler, sahabeler ve Hz. Muhammed (S.A.V.) vardır.
Hazret, mihrabda ayak üzere dururken hemen Ebi Vakkas oğlu Sa’d hazretleri elimden yapışarak Hazret’in huzuruna götürüp, “Sadık aşığın ve müştak ümmetin Evliya kulun şefaatin rica eder” deyip Hazret’e götürdü.“Mübarek ellerini öp” deyince ağlamaklı olup mübarek ellerine küstahane dudaklarımı vurup mehabetinden,“Şefaat ya Resulallah” diyecek yerde, “Seyahat ya Resulallah” demişim. Hemen Hazret tebessüm edip, “Allah’ım, şefaati, seyahati ve ziyareti sağlık ve esenlikle kolaylaştır. ” deyip “Fatiha” dediler.
(…)
Daha sonra sabahleyin pak abdest alıp sabah namazını kıldım, İstanbul’dan Kasımpaşa’ya geçip yorumcu İbrahim Efendi’ye rüyamızı yorumlatıp “Cihanı süsleyen ve dünyayı gezip dolaşan seyyah olup sonra işin tamam olup Hazret’in şefaati ile cennete girersin” diye müjdeleyip el-Fatiha dedi.
Evliya Çelebi Seyahatname

Cevap: Evliya Çelebi gezgin, bilgili ve dindar bir kişidir.17.yüzyıl önemli gezginlerindendir. Dini eğitimini tam almış bir ilim adamı olarak karşımıza çıkar.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 261 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Evliya Çelebi, okuduğunuz metinle nasıl bir amaç gütmüş olabilir? Söyleyiniz.
Cevap: Evliya Çelebi’nin amacı Bitlis’i bize her yönüyle anlatmak ve tanıtmaktır.

2. Metinde açıklama, öyküleme, betimleme yapılan yerleri tespit ediniz.

Açıklama: Evvelâ kal’anın hâ’ilinde Dehdîvân nâmıyla meşhûr bir kûh-ı bülend vardır, ol cebel-i âlî üzre İskenderi Zülkarneyn kal’a-i Bitlis’i hazînedârı olan Bedlîs elinden kal’ayı feth etmek içün bu dağda on gün müşâvere ve dîvân etdiğinden Dehdîvân dahi derler.
Öyküleme: Hemân hakîrin aklı başından gidüp hândan taşra firâr etdim, ammâ zehrem çâk oldu.
Betimleme: Şehir içinde, kal’a dibinde Hâtûniyye cisri başındaki hân-ı azîmin içindeki bir yalçın kayada bir gâr-ı ibrenümâ vardır.

3. Okuduğunuz metinden yaklaşık yüzyıl önce Matrakçı Nasuh tarafından çizilen Bitlis minyatüründeki görselle metinde anlatılanları karşılaştırınız. Benzerlikleri söyleyiniz.
Cevap: Matrakçı Nasuh tarafından çizilen Bitlis minyatüründeki görselle metinde anlatılanlar birbirine çok benzer, hemen hemen aynıdır.

4. Metinde yazarın mübalağalı anlatımlarının olduğu yerleri belirleyiniz.
Cevap: Ya’nî bir zağar kelb leşi idi. Seyf Alî refîkimizin bir sefîh gulâmı bu gâr bir mu’attal kehfdir, deyü kelbin leşin alup gârın kapusundan içeri niçe atdı ise ol ân tarfetü’l-ayn içre lâşe-ikelb-i bî-cânı taşra pâre pâre ve dilim dilim ve şilim şilim ve çilim çilim taşra atıldı. Hemân hakîrin aklı başından gidüp hândan taşra firâr etdim, ammâ zehrem çâk oldu.

5. Metinde Evliya Çelebi, Bitlis ile ilgili ne tür bilgi ve yorumlar verilmiştir? Aşağıdaki kutucuklara yazınız.
Cevap: Bitlis’in konumu, yeryüzü şekilleri, yeme-içme kültürü hakkında bilgiler verilmiştir.

Bilgi;Bitlis ne zaman ve nerede kurulduğu ile ilgili bilgiler verilmiştir.(cânib-i şarkda Hakkarî hâkiminin ve Sultân kal’asıyla hudûddaşdır ve cânib-i cenûbda Şirvân beğiyle hem-cenâhdır…Diyârbekir eyâletinde Hazzo beğiyle sınırdaşdır… Erzurûm hâkinde Mamrevân beğiyle …Van deryâsı kenârından Van sancağından Ahlat beği ile hudûddaşdır ammâ cânib-i şarkîsi hâki cümle Van deryâsıdır kim andan öte alâkası yokdur.)

Yorum;Tarihi ve coğrafi bilgilerin dışında aktardıkları Evliya Çelebi’nin yorumlarıdır.(Seyf Alî refîkimizin bir sefîh gulâmı bu gâr birmu’attal kehfdir, deyü kelbin leşin alup gârın kapusundan içeri niçe atdı ise ol ân tarfetü’l-ayn içre lâşe-i kelb-i bî-cânı taşra pâre pâre ve dilim dilim ve şilim şilim ve çilim çilim taşra atıldı. Hemân hakîrin aklı başından gidüp hândan taşra firâr etdim, ammâ zehrem çâk oldu.)

6. Metinde yazarın bakış açısı (kurgusal/sanatsal/bilimsel) nasıldır? Değerlendiriniz.
Cevap: Metinde yazarın bakış açısı sanatsaldır.Yazar tanıttığı yerlerin öncelikle coğrafi, tarihi ve folklorik özelliklerini anlatırken yoruma kaçmadan izah etmiştir. Yani açıklayıcı anlatım yolunu seçmiştir. Fakat anlatımda daha sonraki bölümlerde sanatsal özellikler ağır basmaktadır ki bu yazarın genel özelliğidir.

7. Yazar hangi kaynaklardan araştırma yapmıştır? Söyleyiniz.
Cevap: Güvenilir kişilerin ve yazarların yazdıklarından araştırma yapmıştır.Bölge ile ilgili daha önce yazılmış tarih kitaplarından faydalanmıştır. Bunun yanında bölge halkının folklorik özelliklerinden de yararlanılmıştır.

8. Okuduğunuz metinde hangi tarihî karakter ve olaylara atıflar yapılmıştır?
Cevap: İskenderi Zülkarneyn, Hazzo beği, Mamrevân beği ve Ahlat beği ile ilgili atıf yapılmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 262 Cevapları

Han Duvarları şiiri, 1922 yılında Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından yazılmıştır. Şair Ulukışla’dan Kayseri’ye “yaylı” denilen at arabasıyla yapılan üç günlük bir yolculuğun sonucunda bu şiiri yazmıştır. Hayatında ilk defa İstanbul’dan ayrılan şair yolculuk esnasında gurbeti içinde hisseder. Ayrılıkla derinleşen bu duygu Han Duvarları şiiri olarak karşımıza çıkmıştır.
Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Okuduğunuz şiirin divan şiirinde hangi türe benzediğini söyleyiniz.

Cevap: Han Duvarları şiiri divan şiirinde mesnevi türüne benzer. Mesnevi,divan edebiyatının en uzun nazım biçimidir. Hikâye ve romanın işlevini görür.Divan edebiyatı içerisinde anlatmaya bağlı metin olan türMesnevi’dir. Mesnevi nazım şekliyle bir olay örgüsü etrafında bir hikaye anlatmaya elverişlidir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 265 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Metinde yazar “güzel şiirin kudreti” ifadesiyle ne anlatmak istemiştir? Söyleyiniz.
Cevap: Güzel bir şiirin gücünden, etkileyiciliğinden ve insanın üzerinde bıraktığı etkiden bahsedilmiştir.

2. Yazarın otorayla ilgili betimlemelerini gösteriniz.
Cevap: Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Mamafih, arabamızda ayakta duran ve bizi dinliyen uzun boylu bir sakallının… irinci ve ikinci sınıf yolcuları için, şoförün arkasında dört maroken koltuğu, camekânlı bir kapı…

3. Okuduğunuz metinde yazarın ulaşımla ilgili yaptığı eleştiri nedir? Açıklayınız.
Cevap: Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor. eleştirisini yapıyor.

4. Metinde geçen “Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor.” cümlesindeki düşüncelere katılıyor musunuz? Değerlendiriniz.
Cevap: Evet bu düşünceye katılıyorum. Yeni icatlar sadece duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza değil hayatımıza dair her şeye etki ediyor.

5. Metinden yola çıkarak yazarın üslubu hakkında çıkarımlarda bulunuz.
Cevap: Reşat Nuri Güntekin “Anadolu Notları I” adlı metni sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır.

6. “Han Duvarları” şiiriyle aynı bölgede anlatılan “Otoroy Yolculuğu”nu karşılaştırınız.
Cevap: Han Duvarları şiirinde duygu daha yoğunken Otoray Yolcuğu metninde gözlem daha yoğundur.

7. Metinde Anadolu insanının yeni icatlara bakışı nasıl anlatılmıştır?
Cevap:Yeni icatlar insandaki hüznün, duygusallığın kaybettiğine inanmaktadır. Ona göre eski insana daha anlamlı gelmektedir.

8. Teknolojinin gelişmesinin insan hayatındaki duygusallığı azaltacağı görüşüne katılıyor musunuz? Açıklayınız.
Cevap: Teknolojinin gelişmesinin insan hayatındaki duygusallığı azaltıp azaltmaması kişinin teknolojiyle ilgi-alakasına ve onu kullanmasına göre değişir.

9. Okuduğunuz parçanın anlatımıyla ilgili aşağıda verilenleri değerlendiriniz.
a. Tanımlama yapılmıştır.
b. Değerlendirme yapılmıştır.
c. Çıkarımlarda bulunulmuştur.
Cevap: Tanımlama yapılmıştır, değerlendirme yapılmıştır, çıkarımlarda bulunulmuştur.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 266 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıda verilen birleşik cümlelerdeki fiilimsileri tespit ediniz.

Cevap: Fiilimsiler mavi renkle ve altı çizili olarak gösterilmiştir.

Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz.
Sokak fenerleri yanarkenKayseri’de olacağım.
Otoray, son derece munis bir dekor arasından akıpgiderkenkâh makinistin omuz başından önümüzdeki yola, kâh arkaya geçerekakşam ışıklarıyla sararıpkızaranovalara bakıyordum. Herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.

2. Aşağıda verilen cümlelerin yüklemine göre türünü belirleyiniz.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar. → Fiil cümlesi.
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar. → Fiil cümlesi.
Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti. → Fiil cümlesi.
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti… → Fiil cümlesi.

3. Aşağıda verilen parçadaki noktalama işaretlerinin kullanım amaçlarını belirleyiniz.
Faruk Nafiz:
“Dönmiyen yolculara ağlıyan yaslı yollar” diye anlattığı bu yolu, vaktiyle bir yaylının şiltesine uzanarak, “kendini tekerleğin sesine kaptırarak” geçmiş olmasaydı da benim bindiğim otoray içinde tayyarede gibi geçseydi bu acı gurbet şiirini bilmem yazabilir miydi?
Yeni edebiyatlarda romantik hüzün ve spleen’in gide gide kaybolmasında bu yeni icatların da bir tesiri olsa gerektir.

Noktalama İşareti: : (iki nokta)
Kullanım Amacı: Faruk Nafiz’e ait bir sözü söylemeden önce iki nokta kullanılmıştır.

Noktalama İşareti: “” (tırnak işareti)
Kullanım Amacı: Başkasına ait bir söz tırnak için kullanılmıştır.

Noktalama İşareti: ? (soru işareti)
Kullanım Amacı: Soru eki veya sözü içeren cümlenin sonuna konmuştur.

Noktalama İşareti: , (virgül işareti)
Kullanım Amacı: Cümle içinde ara sözü belirtmek için ara sözün başına ve sonuna konmuştur.

Noktalama İşareti: . (nokta)
Kullanım Amacı: Cümlenin sonuna konmuştur.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 267 Cevapları

Metne Hazırlık

1. Ülkemizde deniz turizmi denince aklınıza nereler gelmektedir?

Cevap: Antalya, Muğla, Bursa, Erzurum, Artvin aklıma gelmektedir.

2. Aşağıda Halikarnas Balıkçısı ile ilgili metni okuyunuz ve düşüncelerinizi söyleyiniz.

Halikarnas Balıkçısı, ya da gerçek adıyla Cevat Şakır Kabaağaçlı, kitapları ve Bodrum sevgisi ile tanınır. Cevat Şakir Karaağaçlı Bodrum’u daha da güzelleştirmek ve el değmemiş doğasını korumak için çok çaba sarf etmiş birisidir.
Bodrum’un bir turizm merkezi olmasında, gelişmesinde Balıkçı’nın çok büyük katkıları vardır. Ege-Akdeniz kıyılarını, onun kadar edebiyata taşıyan, anlatan ve tasvir eden bir başka yazar daha yoktur.
Balıkçı’nın Bodrum’a katkıları yalnızca, onu yazın alanına taşımasıyla sınırlı değildir. Bodrum’a palmiye ağaçlarını ilk diken, yurt dışından getirttiği bitki tohumlarıyla, şehrin dört bir yanını güzelleştirir.
Nermin Yazıcı, Halikarnas Balıkçısında Tabiat

Cevap: Halikarnas Balıkçısı Bodrum aşığı bir insandır. Bodrum’un turizm merkezi olmasında, tanınmasında ve el değmemiş doğasının korunmasına çok emek vermiştir.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 269-270 Cevapları

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Okuduğunuz metinde geçen “Canımıza can katmak, kolayına gitmek, elden gelmek” deyimlerinin anlamlarını söyleyerek cümle içinde kullanınız.

Canıma can katan o bakışlarında beni mahrum etme.
Babamın yıllarca uğraşıp didinerek aldığı ev, amcamın yanlışlarla dolu hayatı nedeniyle elimizden gitti.
Elden gelen bir şey olsa sana yardımcı olurduk.

2. Metinde “Balıkçı” diye söz edilen kişi kimdir? Bodruma ne tür katkılar sağlamıştır?

Cevap: Metinde “Balıkçı” diye söz edilen kişi Halikarnas Balıkçısıdır. (Cevat Şakir Kabaağaçlı) Bodrum’un tanınmasını, turizm cenneti olmasını ve doğasının korunmasını sağlamıştır.

3. Metinde yazar Bodrumlulara neden sitem etmektedir? Açıklayınız.

Cevap: Yazar Bodrumluların Halikarnas Balıkçısının bıraktığı emanete (doğasına) sahip çıkmadıkları için sitem etmektedir.

4. Okuduğunuz metinden Bodrum ile ilgili hangi bilgilere sahip oldunuz? Anlatınız.

Cevap: Okuduğum metinden Bodrum’un tarihi, kültürü, doğası, yeme-içme kültürü hakkında bilgilere sahip oldum.

5. Daha önce okuduğunuz Otoray Yolculuğu adlı metinle Bodrum adlı metni karşılaştırınız. Aralarındaki benzerlikleri ve farklılıkları söyleyiniz.

Cevap: Yazar Bodrumluların Halikarnas Balıkçısının bıraktığı emanete (doğasına) sahip çıkmadıkları için sitem etmektedir.

6.Metinde yazarın herhangi bir yönlendirmesi söz konusu mudur? Yazarın kullandığı öznel ve nesnel yargılara örnekler veriniz.

Cevap: Metinde yazarın herhangi bir yönlendirmesi söz konusudur.

Öznel yargılar: Bodrum’un ekmeği francala kadar pişkin ve lezzetli idi. Yüksek burçlarından aşağıya bakıp beyaz dalgaları seyretmek, ne kadar hoşsa, şehrin süsü ve özelliği olan bu kalenin denizden görünüşü, hele sabah gün doğarken koya saldığı pembe, mavi ve sarı yankılar o kadar güzeldir.
Nesnel yargılar: Kahveci, bakkal, berber, hepsi dükkânlarının kapısına çıkmış güneşleniyorlardı. Ne var ki günün birinde de Bodrum’dan ayrılıp İzmir’e taşınmıştı.

7. Yazarın “Mavi Anadolu” fikrinden yola çıkarak okuduğunuz metindeki medeniyetlere ait hangi tarihî bilgilere yer verdiğini söyleyiniz.

Cevap: Anadolu, Mısır ve Yunan medeniyetlerine ait tarihî bilgilere yer verilmiştir.

Etkinlik

Aşağıdaki metinleri tabloda verilenlere göre değerlendiriniz.

I. Metin
Konu: Bodrum anlatılmış.
Anlatım Biçimleri: Açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım
Dil ve Anlatım: Sade dille yazılmıştır. Düz cümleler kullanılmıştır.

II. Metin
Konu: Bodrum anlatılmış.
Anlatım Biçimleri: betimleyici, öyküleyici anlatım
Dil ve Anlatım: Sade dille yazılmıştır. Devrik ve eksiltili cümleler kullanılmıştır.

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 271 Cevapları

Dil Bilgisi

1. Aşağıda verilen cümlelerin türünü yüklemin yerine göre değerlendiriniz.

• Bodrum yuvarlak bir koya yayılmış, beyaz badanalı evleri göz kamaştıran apaydın bir şehirciktir. ➜Kurallı.
• Ağacın değerini anlayacak kültür düzeyine ulaşmadık henüz bizler. ➜Devrik.

2. Okuduğunuz metinden birleşik cümle türüne iki örnek yazınız.

Dönüp bakmıyordum.
Bunu yapabilmesi için yolculuk yeniden yaşanmalıydı.

3. Aşağıda verilen cümlede “-“ kısa çizgi işaretinin hangi görevde kullanıldığını söyleyiniz.Bodrum kalesi – “Bodrum” adı da “Aziz Petro’nun kalesi” anlamına gelen “Petronium”un Türkçeleştirilmiş şeklidir- Ortaçağın Anadolu’da bıraktığı en sağlam kalmış yapılardan biridir.

Cevap: Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna konur.

4. Aşağıda verilen metindeki yazım yanlışlarını bulunuz.

Cevap: Kelimelerin doğru yazılışı mavi renkle gösterilmiştir.

Tahran’ın yarısı türkçe (Türkçe) biliyor. Karşınızdakinin yüz ifadesinden bunu ilk bakışta sezinliyorsunuz.
— Türki danışırsen? diye sormak bile abes..
— Beli. Sen Türkiyeden (Türkiye’den) gelmişsen mi?
Sevimli azeri lehçesi (Azeri lehçesi) ile türkçenin (Türkçe’nin) yeni yeni, sizce taze kelime ve deyişleri ve sentaksı ile karşı karşıyasınız.

Azra Erhat (1915-1982)Biyografisi

Yazar ve çevirmendir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini bitirerek Klasik Filoloji Enstitüsünde öğretim üyeliği yaptı. Gazetelerde çalıştı, çeviriler yaptı. Hümanizm akımından etkilendi ve Mavi Anadolu fikrinin savunucularından biri oldu. Mitoloji üzerine incelemeler yaptı. Hümanizm düşüncesiyle Anadolu kültürünü ve Anadolu’nun güzelliklerini insanlara anlatmaya çalıştı.

Eserleri
Deneme:İşte İnsan-Ecce Homo, Sevgi Yönetimi.
İnceleme-Araştırma:Sophokles: Hayatı Sanatı ve Eserleri,Aristophanes, Yunus Emre, Mektuplarıyla Halikarnas Balıkçısı,Hesiodos Eseri ve Kaynakları, Pir Sultan Abdal…
Gezi:Mavi Anadolu, Mavi Yolculuk, Karya’dan Pamfilya’yaMavi Yolculuk.
Anı:En Hakiki Mürşit, Gülleylaya Anılar.
Çeviri:Elektra, Devlet III…
Sözlük:Mitoloji Sözlüğü…

10. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 273-274 Cevapları

9. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1 ve 2. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

1. Okuduğunuz gezi yazısında Tuna Nehri ile ilgili nasıl benzetmeler yapılmaktadır?
Cevap: Denize, kıza, kuvvetli bir delikanlıya, gelirli bir varlığa benzetilmiştir.

2. Okuduğunuz metinde bilginin mi, izlenimlerin mi ön planda olduğunu söyleyiniz.
Cevap: Okuduğum metinde izlenimler ön plandadır.

3. Evliya Çelebi’nin eserinin edebiyatımız ve kültürümüz açısından önemini değerlendiriniz.
Cevap: Evliya Çelebi’nin eseri edebiyatımız ve kültürümüze katkısı büyüktür. Kültürümüzü daha iyi anlamamızı sağlıyor ve aynı zamanda edebi açından da kıymetli bir eserdir.

4. Aşağıda verilen gezi yazar ve eserlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

d.Cihannüma >>>Katip Çelebi
b.Düşsem Yollara Yollara>>>>Haldun Taner
c.Adı Yemendir >>>> Fikret Otyam
ç.Paris Seferatnamesi >>>>Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet
a.Hac Yolunda >>>> Cenap Şehabettin
e.Mirat’ül Memalik

5.Peşte’yi geçince genç, Viyana’yı aşınca körpe…
Bu cümlede kullanılan üç noktanın görevi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anlatım olarak tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur.
B) Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten dolayı açık yazılmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur.
C) Alıntılarda başta, ortada ve sonda alınmayan kelime veya bölümlerin yerine konur.
D) Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur.
E) Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur.
Cevap:A

(I) Ne deniz tek başına güzel, ne kara… (II) Uzun uzun denize çıkın, karayı özlersiniz, uzun uzun karada kalın, denize hasret çekersiniz. (III) Tabiatın asıl güzelliği denizle karanın birleşme- sindedir. (IV) Yarımlar o zaman tamam oluyor. (V) Rusçuk’tan Viyana’ya kadar gündüz ve gece, beş günlük bir seyahatle sürüyor.
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerin hangisi yapı bakımından diğerlerinden faklıdır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Cevap:B

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Tuna Nehri Dünya’daki en büyük nehirlerden biridir.
B) Tuna’nın kaynağı Almanya’daki Kara Ormanlar bölgesidir.
C) Tuna ile ilgili yazılmış bir çok türkü vardır.
D) Tuna ile Karadeniz’in birleştiği yer de birçok canlı yaşamaktadır.
E) Tuna üzerine Osmanlı tarafından birçok köprü yapılmıştır.
Cevap:A

8.Yol kıyı boyunca uzanıyor: Gelibolu yarımadası, Kumkale, Seddülbahir gözümüzün önünde. Önümüz, arkamız, çevremiz tarih. Efsane ve tarihle yoğurulmuş bir toprağa basıyoruz. Hem garip değil mi, buranın çağdaş tarihi dört bin yıl önceki macerasına çok benziyor. Yunanistan’dan yüzlerce kral, gemileri, askerleri, silâhları ile gelip Troya kapılarına dayanmışlar, on yıl çarpışmışlar, savaşmışlar da, düşürememişler Priamos’un kalesini. Dört bin yıl kadar sonra İngilizler, Fransızlar koca orduları ve donanmalarıyla gene dayanmışlar Boğazlara, vurmuşlar, öldürmüşler, ama alamamışlar Türk toprağını.
Bu parçada ağır basan anlatım şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tartışma
B) Betimleme
C) Öyküleme
D) Açıklama
E) Karşılaştırma
Cevap:B

9. (I) Bir yayınevi kurdu. (II) Onu da intihar edercesine yönetti. (III) Aralarında bazı ünlü yazarlarda bulunan birçok kişi incelemesi için ona kitaplarını getiriyorlardı. (IV) Bir hafta sonra da telif haklarını almak için uğruyorlardı. (V) Sanırım, basmayacağı kitaplar için de telif ücreti ödeyen tek yayımcı odur dünyada.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
A) IB) IIC) IIID) IVE) V
Cevap:C

7. Sınıf İngilizce Ders Kitabı Cevapları MEB Yayınları 2021-2022
9. Sınıf Matematik Ders Kitabı Cevapları MEB Yayınları 2021-2022
7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları: 7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Özgün Yayınları Cevapları 2021-2022

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın

Yazar: – Milliyet