Eğitim-Sen Haberi:
2019 YKS Sonuçları Eğitim Sistemindeki Yapısal Sorunları Gizleyememektedir!

2.5 milyondan fazla adayın katıldığı 2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 17 Temmuz saat 01.15’te açıklamıştır.

YKS’ye ilişkin ayrıntılı sayısal veriler sınav sonuçlarının hemen ardından ÖSYM tarafından açıklanmıştır. 2019 YKS sonuçlarının en dikkat çekici yönü sorulara verilen doğru yanıtların ortalamasının çok düşük kalmasıdır. Bu durum, eğitim sistemimizin içler acısı durumunu bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Ortalamalar itibariyle yanıtlara bakıldığında; birinci basamak sınavı TYT temel matematikte 40 soruda 5.6, fende 20’de 2.2, sosyalde 20’de 6.6, Türkçe’de 40’da 14,6; ikinci basamak sınavı AYT’de ise matematik 40’ta 4.7, fizik 14’te 1, kimya 13’te 0.9, biyoloji 13’te 1.2, Türk dili ve edebiyatında 24’te 4.9, tarih 1’de 10’da 2.0, coğrafya 1’de 6’da 2.1, felsefede 12’de 2.4, tarih 2’de 11 soruda 1.9, coğrafya 2’de 11 soruda ortalama 2.3 doğru yanıt verilmiştir. Bu tablo Türkiye’de eğitim sisteminin uygulanan yanlış politikalar nedeniyle getirildiği noktayı görmek açısından önemlidir.

İlk kez geçtiğimiz yıl uygulanan YKS’nin ikinci kez yapıldığı bu yıl da sınav sonuçlarının pek çok yönden eleştirilmesi kaçınılmaz görünmektedir. 2019 YKS’ye giren 2,5 milyon adayın bir gün içinde sabah ve öğleden sonra yapılan oturumlarla ‘başarı’ göstermesi beklenmiştir. Böyle bir sınav sisteminin her şeyden önce insani olmayan bir nitelik taşıdığı ve milyonlarca gencin üzerinde yoğun bir psikolojik baskı yarattığı ortadadır.

Sınava giren adayların birçoğu, puan ve sıralamalardaki dikkate değer değişiklikler nedeniyle şaşkınlık yaşamakta ve tercih yapmakta zorlandıklarını ifade etmektedir. Bu yıl puanların geçen yıla göre yüksek ancak sıralamaların düşük olması yüzbinlerce üniversite adayı için adeta hayal kırıklığı yaratmıştır. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bu yıl yapılan YKS sınavı sonrasında da çok sayıda öğrencinin bir sonraki sene puanının düşme ihtimali nedeniyle tercih yapmama ihtimali bulunmaktadır. Yeni sınavda bu soruna çözüm, sınav puanının iki yıl geçerli kılınmasıyla aranmıştır. Ancak tercih yapılmama nedenlerinin en önemli yanı Türkiye’deki üniversitelerin sunduğu olanaklar açısından ortaya çıkan eşitsizliktir. Bu nedenle, geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bu yıl da çok sayıda üniversite ve bölüm tercih edilmeyecek, yine çok sayıda bölümün kontenjanları boş kalacaktır.

Eğitim sürecinin bütün aşamalarında olduğu gibi, yükseköğretim alanında da eğitimin niteliği ve akademik yeterlilikler başta olmak üzere, çok sayıda sorun bulunmaktadır.  Yükseköğretim sisteminde yaşanan zorluklara ve eşitsizliklere rağmen üniversiteden mezun olan gençlerimize iktidarın en somut vaadi ise işsizlik olarak karşımıza çıkmaktadır. TÜİK verilerine göre üniversite mezunu her dört gençten birisinin işsiz olması bu tespitimizi doğrulamaktadır.

Türkiye’de gerek liselere, gerekse üniversiteye girişte sorunun tek başına yapılan merkezi sınavlar olmadığını, aksine sorunun daha köklü biçimde sınavlara odaklanmış olan eğitim sistemi olduğu ve bu konuda köklü değişikliklere gidilmeden kalıcı çözümlerin üretilemeyeceği ortadadır. Dolayısıyla ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar, sürekli olarak yapılan sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması mümkün değildir.

Eğitim sistemimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi eğitmemekte, sadece yapılacak olan sınavlara hazırlamaktadır. İktidar tarafından bilinçli olarak teşvik edilen ‘rekabete’ ve ‘yarışmaya’ dayalı ‘piyasacı eğitim’ anlayışı derhal terk edilmeli, öğrencilerin birbiri ile rekabet ettiği değil, onları geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Gençlerimiz eğitimlerini daha yüksek puan ve sıralama baskısıyla birbirleriyle yarışmak zorunda kalmadan, elenme korkusu yaşamadan sürdürebilmelidir.

Eğitim Sen, her öğrencinin kendi ilgi ve becerisi doğrultusunda hangi alanda okuyacağını kendisinin belirleyeceği bir eğitim sistemi oluşturulması için gerekli çalışmaların en kısa sürede başlatılmasını, bunun için öncelikle ‘sınav merkezli eğitim’ anlayışının terk edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar: Serpil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir