Eğitim-Sen Haberi:
Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 11

Salgının yaşamımız üzerindeki olumsuz etkileri artarak devam etmektedir. Bu zor dönemden çıkış içinde toplumsal dayanışma ve birlikte mücadeleye olan ihtiyaç ta artmaktadır. Ancak,  siyasi iktidarın kararlarının ve uygulamalarının dönemin hassasiyetlerine uygun olmadığının altının çizilmesi gerekmektedir. Ana muhalefet partili başkanlar tarafından yönetilen büyükşehir belediyelerinin başlattığı yardım kampanyaları engellenmeye çalışılmakta; siyasi iktidar tarafından yürütülen kampanyaya ise çalışanlar çeşitli mekanizmalarla katılmaya zorlanmaktadır. Temel ve acil taleplerini ifade etmeye çalışan sağlık çalışanları gözaltına alınırken, görevleri ve sorumlulukları gereği kamuyunu bilgilendiren TTB yöneticileri hakkında soruşturmalar açılmaktadır. TBMM’ye getirilen “İnfaz Yasası”  yeni eşitsizlikler ve sorunlar yaratma potansiyeline sahiptir. Düşünce ve siyasi görüşünden dolayı cezaevinde bulunanların kapsam içerisinde olmadığı bir infaz kanunu iyileştirmesinden olumlu sonuç almak mümkün değildir. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, siyasi iktidarı acilen bu uygulamalardan vazgeçemeye ve toplumun taleplerini dikkate almaya çağırmaktadır. Bugünün Gündemi:

  1. Toplumsal sorumlulukları gereği sendikalar, konfederasyonlar, odalar, meslek birlikleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü, salgının başladığı günden bu yana alınması gereken önlemler ve yapılması gerekenlerle ilgili siyasi iktidarı, karar vericileri uyarmaya çalışmaktadır. Bugüne kadar yapılan uyarılar ve önerilerin dikkate alındığını ifade etmek mümkün değildir. Ancak, bu konuda ısrarcı olmak gerektiği için KESK, DİSK, TTB ve TMMOB tarafından 7 acil önlem talebi metni kamuoyuna açıklanarak, destek vereceklerin imza verebileceği şekilde paylaşıldı. Metin kurumsal olarak imzalanacağı gibi, bireysel olarak da destek verilebilecek. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, konfederasyonumuz KESK’in de çağrıcısı olduğu bu metnin imzalanması ve sahiplenilmesinin bu dönem için tarihi bir sorumluluk olduğunu inanmaktadır. MYK’mız tüm şubelerimiz ve üyelerimizin de aynı hassasiyetle davranarak, metnin en yaygın şekilde sahiplenilmesini sağlayacağını düşünmektedir.
  2. YÖK Eğitim-Öğretim Dairesi Başkanlığı tarafından 31 Mart 2020 tarihinde üniversitelere gönderilen acil bir yazı ile alınan kimi kararlar iletildi. Bu kararlardan birincisi, bulunduğu yerde internet bağlantısı veya bilgisayar temininde yaşanan sorunlardan dolayı uzaktan eğitim almakta güçlük çeken öğrencilere kayıt dondurma hakkının verilmesi ile ilgiliydi. Önlisans, lisans ve lisansüstü öğrencilere tanınan bu haktan dolayı kayıt dondurulan sürenin azami süreden sayılmayacağı da söz konusu yazıda ifade edilmekte.

Alınan kararı anlaşılabilir ve kabul edilebilir mümkün değildir. Sosyal devletin görevi eşit olmayanı, ihtiyacı olanı desteklemek ve mağduriyet yaşanmasını engellemektir. Öğrencilerin mezun olacağı süreyi etkileyecek, eğitim yaşantısını belirleyecek bir kararın bu şekilde alınmasını doğru bulmuyoruz. Ekonomik olanakları olmayana “seneye gel” demek yerine bu öğrencilere uygun koşulların ve olanakların sağlanması gerekmektedir. Tek bir öğrencinin dahi yokluktan kaynaklı kayıt dondurmasının açıklanabilir bir tarafı yoktur. MYK’mız YÖK’ü bu konuda sorumluluk almaya ve sorunun çözümü için acilen üniversitelerle bir araya gelmeye çağırmaktadır.

  1. Ücretsiz izin, çalışanlara yasalarla verilmiş bir haktır. MEB çalışanlarının bu hakkı hangi koşullarda, nasıl kullanacakları ilgili mevzuatla belirlenmiştir. Çalışanların ücretsiz izinden görevlerine dönmek istediklerinde yapmaları gereken de yine MEB mevzuatında açık olarak düzenlenmiştir. Okulların kapalı olduğu dönemde ücretsiz izinden göreve dönmek isteyenlerin başvurusu, MEB işleyişinde olmayan “kötü niyet” ölçüsüne göre değerlendirilmekte ve çoğunluğu reddedilmektedir. Kimi internet sitelerinde de ücretsiz izinden dönmek isteyen öğretmenlerin maddi çıkar sağlamak amacıyla göreve dönmek istediğine dair yayınların yapılmasını anlamamız ve kabul etmemiz mümkün değildir. MYK’mız MEB’i yürürlükte olan mevzuatı uygulamaya çağırmaktadır. Ayrıca,  öğretmenleri hedef haline getiren internet sitelerinin bu türden yayınlara son vermesi gerektiği düşüncemizi de  kamuoyu ile paylaşırız.
  2. Siyasi iktidar tarafından başlatılan yardım kampanyasına öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının katılmaya zorlanmaması konusundaki görüşlerimizi 31 Mart 2020 tarihinde yayınladığımız Eğitim Günlüğü-10’da ifade etmiştik. Ancak, iki gündür genel merkezimize öğretmenlerin bağış yapmaya zorlandığına dair yeni bilgiler ulaşmaktadır. Yardım kampanyasına katılımın gönüllülük temelinde olması gerektiği, hiç kimsenin bağış yapmaya zorlanamayacağı veya bu konuda üzerinde baskı oluşturulamayacağı tartışılmaz bir durumdur. Her kademedeki eğitim yöneticilerinin yardım kampanyasına katılım konusunda zorlama yapmaması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isteriz. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, konunun takipçisi olacağını kamuoyu ile paylaşır.

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar: Gulay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir