Eğitim-Sen Haberi:
Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 17

Siyasi partiler, kitle örgütleri, sendikalar, odalar, meslek birlikleri, aydınlar, yazarlar, sanatçılar günlerdir siyasi iktidarı çıkarmayı hedeflediği “infaz yasası” konusunda uyarmaya çalışıyor. Yasa yapıcının her tasarıyı eşitlik ve adalet, toplumsal sonuçları, oluşturabileceği mağduriyetler açısından değerlendirmesi gerekmektedir. Bu nedenle, siyasi iktidarı bu konuda adım atmaya ve yapılan uyarıları dikkate almaya çağırıyoruz.
Salgına karşı en ön safta mücadele eden sağlık emekçilerinin hakları ve güvenceleri ile ilgili adım atmak gerektiği açıktır. Bu konuda TBMM’ye muhalefet partileri tarafından verilen öneri siyasi iktidar tarafından reddedildikten bir gün sonra, aynı konu ile ilgili siyasi iktidar ve müttefiki tarafından yasa tasarısı önerisi verilmesi içinden geçtiğimiz dönemin hassasiyetlerine uygun olmamış ancak bu durum bizleri de şaşırtmamıştır. Yasa tasarısını kimin verdiği değil içeriği tartışılmalıyken, muktedirin kim olduğunu göstermek adına, kendisi tarafından verilmeyen hiçbir öneriyi kabul etmemek, iktidarın alışıla gelmiş olduğumuz davranışı olmuştur.
Basında yer alan, işten çıkarmaların yasaklanacağına dair haberin aslını öğrendiğimizde şaşırmadığımızı ifade etmek isteriz. Yapılması planlanan, aslında işçiye kısa çalışma ödeneği ile ödenen miktarın düşürülerek, ücretsiz izne çıkarma hakkının işverene verilmesidir. İşçiye işsizlik fonundan günlük 39.24 TL ödenmesi ve bununda işçinin fondan alacağından mahsup edilmesi planlanmaktadır. Bu yaklaşımın sonucu, yaşanan mağduriyetlerin artırtması; aynı zamanda da, üç aylık süre bittiğinde işçi çıkarmalarının da önünün açılması olacaktır. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu, işten çıkarmaların yasaklanarak, çalışanların ücretli izin hakkını kullanması gerektiğini düşünmektedir. Bugünün Gündemi:
1. Okulların kapalı olduğu süre uzadıkça, yaz tatilinde telafi eğitimi yapılması ile ilgili tartışma artarak devam etmektedir. Konuyu öğretmenler, öğrenciler, sendikalar, bilim insanları, MEB yönetimi tartışmadan, dün (08 Nisan 2020) TBMM’ye verilen bir torba kanun teklifi ile siyasi iktidarın bu konu hakkında ne düşündüğünü öğrenme şansımız oldu. Söz konusu kanun teklifi esasen yükseköğretim alanına dönük hazırlanmış durumda.
Söz konusu öneri ile, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununda bulunan öğretmenlerin izinlerine ilişkin hükümlerin yürürlükten kaldırılması teklif edilmektedir. Asıl tartışmalı olan madde ile de öğretmenlerin tatillerine ilişkin kimi teklifler getirilmektedir. Bu tasarıya göre öğretmenler yaz tatilinde iki ay aralıksız izinli olacak ancak olağanüstü durumlardan dolayı bu tatil süresi bir aya indirilebilecek. İkinci önemli nokta da, yaz tatili dışında kalan tatil dönemlerinde öğretmenlere mesleki gelişimle ilgili görevler verilebilecek. Yaz tatili dışında kalan tatiller denildiğinde ise kastedilen hafta sonu ve yarı yıl tatilleri. Rehber öğretmenler ise sanki öğretmenlerden ayrı bir kategori olarak kabul edilmiş ve ayrı bir düzenleme yapılmıştır. Bu kanun tasarısı yasalaşırsa, rehber öğretmenlerin istekleri ve tercihleri aranmaksızın tatil dönemlerinde görevlendirilmelerinin önü açılmış olacak.
Öncelikle, bu kanun teklifinin öğretmenlerle, sendikalarla ve bilim insanları ile tartışılmadan TBMM’ye getirilmiş olmasını, kanun hazırlama şekli açısından demokratik bulmadığımızı belirtmek isteriz. Öğretmenleri doğrudan ilgilendiren böylesi bir kanunun, her yönü ile değerlendirildikten sonra TBMM’ye sunulması en doğru yöntem olacaktı.
İkinci önemli konu ise, bilginin şeffaf ve eşit paylaşımı ile ilgili olandır. Okulların ne kadar kapalı kalacağı veya yaz tatilinde telafi eğitimi yapılıp yapılmayacağı bilgisinin, konunun gerçek tarafları ile paylaşılması gerekiyordu. Siyasi iktidarın bu konuda planlamasının ne olduğunu ancak bu kanun teklifi ile öğrenmiş durumdayız.
Üçüncü önemli konu ise, yaz tatili döneminde telafi eğitimi yapılmasının mümkün olup olmadığı ve eğer yapılırsa bunun öğrencilere katkısının ne olacağı ve nasıl yapılacağıdır. Öğretmenler, toplumsal dayanışmanın gereklerini, öğrencilere ve halkımıza karşı olan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirme konusunda kararlıdır. Ancak Eğitim Sen, siyasi iktidarın ve MEB’in, öğretmenler ve öğrenciler aracılığıyla, gerçekçi olmayan, sadece şekilsel olarak bir işin gereğinin yapılıyor görüntüsü vermesine de sorunların çözüldü algısı oluşturmasına da sessiz kalmayacakdır. MEB’e çağrımız, öncelikle kanun teklifinin geri çekilmesi için gerekli girişimlerde bulunmasıdır. Ardından da, MEB’in çağrısıyla konunun tüm tarafları bir araya gelerek, telafi veya tamamlayıcı eğitimin nasıl olması gerektiği konusunu bütün boyutları ile tartışmalıdır
2. Salgından kaynaklı mağdur olan pek çok kesim arasında “Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi” (PIKTES) kapsamında görev yapan öğretmenlerde bulunmaktadır. Koop İş sendikası ile MEB arasında imzalanan toplu sözleşmeye dahil edilen PİKTES öğretmenlerinin durumunun ne olacağı ve ücretleri ile ilgili tartışma devam etmektedir. Eğitim Sen, çalışanların mağdur edilmemesi ve sosyal devletin tüm kesimleri salgın döneminde desteklemesi gerektiği görüşünden hareketle, PİKTES öğretmenlerinin mağdur olmaması için MEB’i acil önlem almaya çağırmaktadır.
3. Ücretli öğretmenler ve usta öğreticilerin sorunlarının çözülmediğini; şu an için yapılan ödemelerin okullar açıldığında yapılacak olan telafi eğitimi için ön ödeme olduğunu ifade etmiştik. Arkadaşlarımızın mağduriyetini gidermek yerine, çalıştıkları kurumların yöneticileri tarafından, arkadaşlarımıza okullar açıldığında ücret talep etmeden çalışılacaklarına dair taahhütname imzalatılmaya çalışılmaktadır. İnsan onuruna yakışmayan bu uygulamayı kınadığımızı, kabul etmediğimizi ve acilen durdurulması gerektiğini ifade ederiz.
4. Vefa gruplarına görevlendirmelerde yaşanan sorunları gündeme getirerek, kamu yöneticilerine uyarılarda ve önerilerde bulunmaktayız. Pek çok ilde görevlendirmeler isteğe bağlı olarak yapılmakta ve ciddi bir sorun yaşanmamaktadır. Ancak, Kocaeli ve Antalya’da yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmektedir. Hatta, öğretmen arkadaşlarımızın polis kontrol noktasında seyahat edenlerin ateşlerinin ölçülmesinde bile görevlendirildiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Kocaeli ve Antalya Valiliklerinin bu görevlendirmelerle ilgili yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini bir kez daha ifade ederiz. Öğretmenlerimizin ve tüm eğitim emekçilerinin gerçek sendikası olan Eğitim Sen, gerekirse sendikal haklarını kullanacaktır. Çalışanların sağlığı ile ilgili sorun yaratabilecek ve mesleklerine uygun olmayan görevlendirmelere karşı sessiz kalmayacağımızın bilinmesini isteriz.
5. Türkiye’den sadece sendikamız Eğitim Sen’in üyesi olduğu Eğitim Enternasyonali Yönetim Kurulu, 3 Nisan 2020 tarihinde toplanarak Covid-19 salgınına karşı küresel dayanışma ve insan merkezli yaklaşımı esas alan bir öneri metnini kabul etti. Söz konusu karar sonucunda, eğitimciler ve öğrencilerimizin sağlığı, güvenliği ve haklarını temel alan önlemlerin alması için hükümetlere ve uluslararası örgütlere yapılan çağrıda bulunundu. Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu olarak, alınan kararları kısa süre içerisinde MEB’e ve YÖK’e ileteceğimiz bilgisini kamuoyu ile paylaşırız.
Kamuoyuna Saygıyla Sunarız

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar: Gulay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir