Eğitim-Sen Haberi:
Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 34

Eğitim alanı başta olmak üzere, salgına dönük alınan önlemlerde gelinen aşama gündemimizi belirlemeyi sürdürüyor. Milyonlarca öğrenciyi ve yüz binlerce eğitim ve bilim emekçisini doğrudan ilgilendiren konularda alınan kararlar ve karar alma biçimine dönük itirazlarımızı sürdüreceğiz. Alınan kararların olası sonuçlarından etkilenebilecek kesimlerle birlikte, gördüğümüz yanlışlıkların düzeltilmesi için mücadelemizin devam edeceğinin bilinmesi gerekmektedir.

Siyasi iktidar kendisine muhalefet eden kesimlere dönük baskı, sindirme ve susturma politikalarını uygulamayı sürdürmektedir. Şimdi de hedefte meslek odaları ve birlikleri bulunmaktadır. Toplumsal mücadelede sürekli birlikte olduğumuz meslek birlikleri ve odaları ile dayanışma içerisinde olacağımızın bilinmesini isteriz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da emek ve meslek örgütleri demokrasiyi savunma konusunda hiçbir tereddüt yaşamayacaktır.

Bugün, emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadelenin en önünde yer alan ve halkı için darağacında yaşamlarının sonlanmasını göze alan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm yıl dönümü. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Mücadele devam ediyor.

Bugünün Gündemi:

  1. Pazartesi (04 Mayıs 2020) günü yapılan kabine toplantısında üniversitelerin 15 Haziran tarihinden itibaren açılabileceğine dair bir karar alındığı açıklandı. Bu kararın ardından YÖK’ten yapılan açıklamada ise kimi koşulların oluşması kaydıyla üniversitelerin bu tarihe göre kendi akademik takvimlerini hazırlayabilecekleri belirtildi. Yapılan açıklama ile yetki ve kararın üniversitelere bırakıldığı görülmektedir. Üniversitelerin büyüklükleri, koşulları ve olanakları arasındaki fark dikkate alındığında bu durumun ciddi eşitsizlikler yaratma olasılığı olduğu görülecektir. Üniversitelerde sunulan hizmetin kamu hizmeti olduğundan hareketle, eşitsizlik oluşturabilecek uygulamalardan ısrarla kaçınmak gerekmektedir.
  2. Kimi illerde milli eğitim müdürlükleri uzaktan eğitimle ilgili veri toplama telaşı içerisine girmiş durumdadır. Anketler yaparak öğretmen, öğrenci ve velilerden görüş almaktadırlar. Anket, doğası gereği, gönüllü kişilerin katılacağı bir veri toplama tekniğidir. Hiç kimse anket doldurmaya, istemediği halde fikrini açıklamaya zorlanamaz. Son olarak, Ankara İl MEM öğretmenlerin katılımının zorunlu olduğu ifade edilen bir anketi uygulamaya çalışmaktadır. Öğretmenlerin anket doldurmaya zorlanmasının hukuki dayanağı yoktur. Öğretmenler iradeleri yok sayılarak, anket doldurmaya zorlanamaz.
  3. 18 Mart tarihinde ataması yapılan öğretmen arkadaşlarımızın göreve başlamak için bekleyişi devam ediyor. Bugün (06 Mayıs 2020) arkadaşlarımızı bekleyişinin 7. haftası. Ocak 2020 dönemi olarak atanan arkadaşlarımız göreve başlatılmadan Haziran-2020 dönemi öğretmen alımı duyurusu ve takvimi yayınlandı. MEB’de göreve başlamak için çalıştıkları işlerden de ayrılan arkadaşlarımızın yaşamlarını nasıl sürdürdüğünün merak edilmemesini anlamak mümkün değil. Arkadaşlarımız haftalardır seslerini duyurmaya, yaşadıkları mağduriyeti anlatmaya çalışıyorlar. Ocak-2020 dönemi olarak atanan öğretmen arkadaşlarımız artık daha fazla bekletilmemeli ve bir an önce göreve başlatılmalılar.
  4. Türkiye’de geçici koruma altında bulunan, ancak kimlik numaraları ve ikamet adreslerinden dolayı, okullara kayıtları yapılmayan öğrenciler “misafir öğrenci” statüsünde okullara devam etmekteydiler. Uzaktan eğitim başladıktan sonra bu öğrenciler kimlik numaraları olmadığı için EBA kullanamamaktadır. MEB, okullarda bulunan misafir öğrencileri tespit ederek, EBA kullanabilmeleri için gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Kimsenin geride kalmadığı ve mağdur olmadığı koşullar oluşturulduğunda ancak eğitimde eşitlikten söz edilebilir.
  5. Proje okullarına öğretmen alımı ile ilgili okullar tek tek duyuruya çıkmakta ve alınacak kadroları açıklamaktadır. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı okullar için yapılan duyurular, adeta özel firmalar için eleman alınacak hissi uyandırmaktadır. Her okulun ayrı bir işletme olarak değerlendirildiği bir sistem sessiz sedasız hayata geçmektedir. Toplumsal fayda üretmeyen; eğitimin piyasalaşmasının bir adımı olan ve kadrolaşmanın önünü açan “proje okulu” uygulamasının artık sonlandırılması gerekmektedir.

Kamuoyuna Saygıyla Sunarız

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar: Serpil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir