Türk Eğitim-Sen Haberi:
TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL BAŞKANI KAHVECİ, İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASI ÇEVRİMİÇİ AÇILIŞ TOPLANTISINA KATILDI

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen çevrimiçi toplantıya katıldı.

Kahveci’nin hazır bulunduğu toplantıda başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Bilgin olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri de yer aldı.

KAHVECİ: KAMUDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİNE DİKKAT EDİLMELİ

İş Sağlığı ve Güvenliği konularında önemli katılımcıların görüş ve değerlendirmelerinin sunulacağı ve üç gün sürecek olan etkinliğin açılışında konuşma yapan Genel Başkan Önder Kahveci, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında, özellikle Covid-19 süreci çerçevesinde İş sağlığı ve Güvenliğinin önemine dikkat çekti.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı​ Kahveci, “Bilindiği üzere kamu kurumlarında iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna karşın bütün işyerleri gibi kamu kurum ve kuruluşlarında da risk değerlendirmesi, acil durum eylem planları ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin yapılma zorunluluğu olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmadığı görülmektedir. Bugüne kadar pek çok kurumda çalışan temsilcilerinin belirlenmesi, eğitim çalışmaları, risk analizi, acil durum planları tamamlanmış değildir.

Bununla birlikte kamu hizmetlerini içeren çalışma alanlarına bakıldığında, hastaneler ve bazı sektörler dışında kalan kamuda çalışan memurların büyük çoğunluğunun az tehlikeli sınıfta değerlendirildiğini söylemek mümkündür. Ücret sisteminden, ergonomi kurallarına, kamu hizmet binalarının inşasından, kamu ihalelerine kadar geniş bir yelpazede ele alınması gereken konu ne yazık ki, bugüne kadar kamuda ihmal edilmiş durumdadır. Oysa çok büyük bir çalışan kitlesinin istihdam edildiği kamu işyerleri, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine en fazla ihtiyaç duyulan alandır. Özellikle deprem kuşağında olan ülkemizin bina güvenliğine son derece önem vermesi gerekmektedir. Kaldı ki, kamu binalarının son derece eski ve dayanıksız olduğu, kullanılan araç ve gereçlerin de yetersizliği bilinmektedir.

Ülkemizin deprem açısından çok sıkıntılı bir coğrafyada bulunduğu gerçeğinde yola çıkarak ve geçmiş yıllardaki üzücü afet ve felaketler de göz önüne alınarak, kamu binalarının yapı sağlamlık ve dayanıklılık testleri yapılmalıdır.

En kötü şartlar düşünülerek, özellikle hastanelerin bir sahra hastanesi sahibi olması sağlanmalı ve hastane bahçelerinde sahra hastanesi kurulabilecek alanlar oluşturmalıdır.

Kapalı alanlarda görev yapan memurlar için alınacak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha çok çalışma ortamının uygunluğu, araç ve gereçlerin sağlıklı ve ergonomik olması gibi tedbirler işverenin sorumluluğundadır. Bu tür ortamlarda ise ergonomi kuralları ve işyeri güvenliği önem kazanmaktadır.

Bütün Güvencesiz Sözleşmeli Personelin Kadroya Geçirilmesi

COVID-19 salgınının bizlere gösterdiği en önemli gerçeklerden bir tanesi de kamudaki istihdam çeşitliliğinin hak ve yükümlülükler bakımından sorun teşkil ettiği yönünde olmuştur. Sözleşmeli istihdamı, personeli strese sokan ve verimliliği düşüren bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle artık kamuda tek tip, güvenceli ve kadrolu istihdama geçilmesi bir gereklilik halini almıştır.

Bu çerçevede 3+1’e tabi olan süreli ve süresiz sözleşmeli personel dahil, bütün güvencesiz sözleşmeli çalışanlar ile vekil, geçici gibi adlar altındaki personelin kadroya geçirilmesi zorunludur.

COVID-19’un Meslek Hastalığı Sayılması ve Bu Nedenle Hayatını Kaybeden Sağlık Çalışanları ve Kamu Görevlilerinin Şehit Statüsünde Değerlendirilmesi

Bütün dünya küresel COVID-19 salgını ile mücadele etmektedir. Bugüne kadar milyonlarca insan virüse maruz kalmış, yüz binlercesi de hayatını kaybetmiştir. Virüse maruz kaldıktan sonra sağlığına kavuşanların bir süre sonra yeniden virüs kaptığı görülmektedir. Dolayısıyla insan vücudu şu ana kadar virüse kalıcı bir bağışıklık geliştirememiştir. Bununla birlikte virüsün insan vücudunda bıraktığı olumsuz etkiler de henüz tam olarak belirlenmiş değildir.

Olağanüstü durumlarda ülke güvenliği ve salgınla mücadele hiç kuskusuz ki hayati bir önem kazanmaktadır. Yaşamakta olduğumuz salgında da her türlü olumsuz şarta rağmen vatandaşlarımızın kamu hizmetlerinden eksiksiz ve kesintisiz bir biçimde yararlanması, ülkemizin salgınla mücadelesinin en önemli unsuru haline gelmiştir.

Şüphe yoktur ki, salgınla mücadeleden en fazla etkilenen kesim sağlık çalışanları başta olmak üzere kamu hizmetlerini sağlayan kamu çalışanları olmuştur. Bu esnada yüzlerce sağlık çalışanımız hayatını kaybetmiştir. Diğer meslek gruplarından mesleklerini icra ederken virüse maruz kalan, çalışma gücünü ya da hayatını kaybeden kamu çalışanlarının sayısı ise bilinmemektedir.

Bütün otoriteler bundan sonra benzer salgınların küresel ölçekte yayılma ihtimalinin daha da kuvvetlendiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla ülkemizde kamu görevlilerinin ve yakınlarının salgın hastalıklar karşısında hukuki güvence altına alınması bir zorunluluk haline gelmiştir.

Sağlık çalışanlarımızın COVID-19 nedeniyle hayatını kaybetmesi durumunda yaptıkları işle illiyet bağı aranması doğru bir uygulama değildir.

Bu nedenle COVID-19 nedeniyle hayatını kaybeden çalışanlarımızın vazife malulü sayılmaları için COVID-19 mesleki hastalık veya iş kazası olarak tanımlanmalıdır. Bu konuda SGK bir düzenleme yapmalıdır.  Hali hazırda İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre bildirim yapılması da sorunu çözmemektedir. 5510 sayılı Kanunda bununla ilgili bir düzenleme yapılmalıdır.

Şehitlik için ise mutlaka covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanları için 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanması gerekmektedir.

Kamuda Çalışan İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Sertifikalı Personel

Kamuda çalışan iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının statüleri ve ücretleri belli değildir. Kamuda çalışan, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli sendikal veya siyasi düşünce ayrımlarına tabi tutulmakta,  iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri iş güvenliği kanununda öngörüldüğü görev yetki ve sorumlulukları çerçevesinde göreve başlatılmamaktadır. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini ortaya koyacak, eksiklikleri rapor edecek olan iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının işverene bağlı olarak çalışması, denetimlerin etkinliğini zayıflatması bakımından 155 sayılı sözleşmenin özüne aykırıdır.

Görev alan profesyonellerinin ilgili çalışmalarında ve görevlerinde kanunda ön görülen bağımsızlığı sağlanarak, özlük ve ekonomik hakları karşılanmalıdır. A sınıfı, B sınıfı ve C sınıfı iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının çalıştığı işyeri şartlarına (İşyerleri Tehlike Tebliği Yönetmeliğine)  ve belgelerine uygun ekonomik haklar sağlanmalıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Personeli Olacaklar

Öğrencilerinin çoğunu ATT gibi sağlıkçıların oluşturduğu İş Sağlığı ve Güvenliği Meslek Yüksek Okulları ve iktisadi idari bilimler fakültesi (Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü) mezunları da iş güvenliği alanında görevlendirilerek bu alana dâhil edilmeli ve bu alanda daha çok yetişmiş teknik personelin görev yapmaları sağlanmalıdır.  Bununla birlikte aynı eğitim kurumundan mezun olmasına rağmen işyerlerinde hemşirelerin iş sağlığı ve güvenliği personeli olarak çalışmasına izin verilirken, ebelerin bu izni yoktur. Ebelerin de aynı mesleki eğitim ve tecrübeye sahip olduğu gerçeğinden yola çıkılarak Kanunda yapılacak değişikle bu mağduriyetlere son verilmelidir.

Hastanelerde ve Kamu Kurumlarında İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Sayısı

NACE kodlarına ve iş yerleri tehlike tebliğine göre çok tehlikeli sınıfta sayılan hastaneler başta olmak üzere tüm kamu çalışanları gözetilmeli, kamu kurumlarında çalışanlar kadar, o kurumdan hizmet alan vatandaşların da özellikle çok tehlikeli sınıfta bulunan, tehlike ve riskleri yüksek alanlara müdahil olduğu unutulmamalıdır.Bu nedenle hastaneler başta olmak üzere kamu kurumlarında çalışan sayılarına göre iş sağlığı ve güvenliği profesyoneli bulundurulması konusu gözden geçirilmeli, bu kurumlardan hizmet alanlar da mutlaka belli oranlarda hesaba katılmalıdır.

Bakanlıklarda ve Diğer Kurumlarda İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı Kurulması

Bakanlıklarda ve diğer kurum ve kuruluşların merkez teşkilatlarında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını takip ve koordine etmek üzere İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı kurulmalı, kamu kurum ve kuruluşlarının iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları bu başkanlık aracılığıyla gerçekleştirilmelidir.

149 Sayılı ILO Sözleşmesi

Hastanelerde çalışanları yakından ilgilendiren ILO’nun 149 sayılı Hemşirelik Personel Sözleşmesinin de Türkiye tarafından onaylanması gerekmektedir.

Kamu Görevlilerinin İş Kazası ve Meslek Hastalığı İstatistikleri

Kamuda memurlar için iş kazası ve meslek hastalık hastalığı istatistiği tutulmamaktadır. Bu durum 155 sayılı sözleşmenin 11. maddesi hükmüne aykırıdır. İş kazası ve meslek hastalıklarının istatistiklerinin tutulmasına ilişkin olarak 28 Mayıs 2015 tarihinde ILO tarafından bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Ancak şu ana kadar, kamuda iş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimine dair bir gelişme görülmemektedir.   Bu bakımdan tehlikelerin ve risklerin fazlaca olduğu kamuya ait çok tehlikeli işyerlerinden başlayarak kamu çalışanlarının karşılaştığı iş kazaları ve meslek hastalıkları ve ramak kala olaylar (kamu çalışanlarının maruz kaldığı şiddet dâhil) tespit edilmeli ve geçmişte yaşanan üzücü olaylardan ders çıkartılarak ilgili iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri en kısa sürede alınmalıdır.

Şiddet Mağduru Personel

İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların fiziki ve ruhsal bakımdan güvenli ortamlarda çalışmalarını da kapsamaktadır. Bu bakımdan kamu görevlilerimizin yaşadığı şiddet olaylarını engelleyecek tedbirlerin de mutlak surette iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.  Şiddet mağduru olan hemşire, ebe, doktor, postacı, öğretmen, polis, vergi müfettişi, zabıta gibi kamu çalışanları ile ilgili bir önlem alınmamaktadır.

Gelişmiş ülke standartlarına göre çalışma hayatında karşılaşılan meslek hastalığı bildirimi iş kazalarının yaklaşık altı katı kadar iken, ülkemizde tespit edilen ve bildirilen meslek hastalıkları rakamlarının gerçekle ilişkilendiremeyecek kadar az olduğu gerçeğinden yola çıkılarak kamu çalışanlarının maruz kaldığı iş kazaları ve meslek hastalıkları irdelenmeli ve istatistik kayıtları tutulmalıdır.

Eylem Planı

Yukarıda kamu kurum ve kuruluşları açısından sıralamış olduğumuz sorunların çözüme kavuşturulması adına özellikle kamu kurum ve kuruluşları için sosyal paydaşların da görev üstleneceği bir KAMU KURUMLARI İÇİN ACİL EYLEM PLANINA ihtiyaç vardır” diyerek sözlerini noktaladı.

Haber Kaynağını Görüntülemek için Tıklayın
Yazar:

Bir Yorum Yazın